Perşembe, Haziran 13, 2013

American Gangster ve Türkiye'm

Gerçek bir hikayeden senaryolaştırılan filmde Frank Lucas'ın bir hiçken, uyuşturucu ticaretiyle, döneminin en acımasız gangsteri oluşu anlatılıyor.
Yanında büyüdüğü, babası gibi gördüğü patronu bir gün ölünce Frank etrafındaki mayfa patronlarına daha dikkatli gözlerle bakar. Birçoğunun patronuna borçları olmasına rağmen cenazesindeki saygısız davranışlarıyla çileden çıkar ve gücü eline geçirmeye karar verir. Sokaklarda büyüdüğü için oranın kurallarını iyi bilir. 


Uyuşturucuyu kaynağından alıp, daha kaliteli ürünü daha ucuza satmayı başarır ve diğer mafyaları egale eder. 
Diğer yandan Richie Roberts, ortağıyla birlikte bir araştırma sonucu 1 milyon Dolar bulur ve parayı devlete teslim etme seçeneğini tercih eder. 
Bu yüzden tüm meslektaşları tarafından istenmeyen adam ilan edilir. Zira o dönemde polislerin büyük kısmı rüşvet yemektedir. Fakat bu dürüstlüğü nedeniyle kendisine bir görev verilir ve ülkeye büyük miktarda uyuşturucu sokan mafya babalarını yakalaması istenir. Kendisine bir ekip kurar ve sonunda Frank Lucas'ın peşine düşer. 

Richie, Frank'i yakalayınca onunla anlaşmaya karar verir çünkü kendi meslektaşları içerisinde de onlara yardım eden, onlardan rüşvet alanlar olduğunu bilmektedir. Soruşturma sonucunda Frank'in cezası 70 yıldan 15 yıla düşürülür. Amerika çapındaki polislerinde 3/4'ü tutuklanır. 


Filmdeki oyunculukların muhteşem olduğunu söylemeliyim. Kesinlikle sıkılacağınız sahneler yok. Filmin akışı da çok güzel. Taa 2008'de vizyona girmiş bu film ama izlemek bana daha yeni kısmet oldu. Kendimi biraz ayıpladım çünkü kaçırılacak film değilmiş. Herkese tavsiye ederim. Beğenerek izleyeceksiniz.
Başlıktaki Türkiye'm kısmına gelecek olursak da filmi izlerken bazı şeyleri canım ülkemle bağdaştırdım. Görevini kötüye kullanan polisleri mesela. Maalesef her yerde aynı şeyler yaşanıyor. Kötüler bir şekilde baş tacı olurken iyiler "tü-kaka" ediliyor. Necati Şaşmaz'la Hasan Kaçan'ın dün akşam yaptıkları "muhteşem" açıklamalara değinmek istemiyorum zira komik olmaktan öteye gidemediler. Biri Türkçe tek bir cümle bile kuramazken diğeri ona söylenenlere uyarak belki de hiç gitmediği Gezi Parkı'nın pislikten geçilmediğini söyledi. Yorum yapmaya bile değer bulmadığım konuşmalar bence siz de bunlar için canınızı sıkmayın.
Not: Artık iyi düşünelim iyi olsun moduna geçtim. Her şey bizim istediğimiz gibi olacak ;)


0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI