Featured

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Machka'da Hamsi Tava

Karadeniz bölgesine girer girmez hamsi yemek farz oluyor. Ben pek balık sevmem bu sebepten de yemem o yüzden annem beni her yakaladığında balık yüklemesi yapar gönderir. Geldiğimin ikinci günü de bir klasik oldu ve balık lokantasına gittik. Machka'yı 2 sene önce keşfettik. Samsun 56'lar da çok şirin bir balık lokantası. İçerisinde çok cici aksesuarlarıyla sizleri bekliyor. Balıkları da her daim taze. Ben aksesuarlar yerine yediklerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Önce gözleriniz doysun sonra da buraya gelip hamsi tava yemek sizlere de nasip olsun :)
Turşu Kavurması
Turşu Kavurması

Mısır Ekmeği
Mısır Ekmeği

Roka ve Kırmızı Soğan (vazgeçilmez)

Hamsi Tava
Hamsi Tava ;)
İşte son olarak da kızıl olan kardeşimle Emel Acar rengi olan ben :)


Samsun'dan Merhaba :)

Leman Kültür'de kahvaltı tabağı
Merhabalaaar; dün yazamadım yorulmuşum gezmekten. Sabah 10:00'da evden çıkıp akşam 18:00 'da eve gelirsen böyle olur tabii. Sabah kahvaltısına Samsun'a yeni açılan Leman Kültür'e gittik. Ablalı kardeşli Leman hastası olduğumuzdan annemler de bize uydular. Şu gördüğünüz koooskoca kahvaltı tabağını bitirmeye uğraştık ama ı-ıh nafile olmadı.

Samsun Çakırlar Korusu
Bir güzel karnımızı  doyurduk, sohbetimizi ettik sonra Samsun'da yıllardır bakımsız halde kalmış ama geçen yaz tekrar yapımına başlanmış Çakırlar Korusuna gittik. Çok güzel olmuş çok. Samsun'a yolunuz düşerse uğramadan gitmeyin derim. Çok keyif alacağınıza eminim. İçerisinde yemek yiyebileceğiniz, çay içebileceğiniz işletmeler dışında, piknik yapabileceğiniz masalar da mevcut. Çocuklar için oyun alanı da artısı.
Samsun Çakırlar Korusu 

Gezdik gezdik sıra gülmeye geldi tabii. Ben daha Samsun'a gelmeden alınan biletlerle Cem Yılmaz'ın gösterisine gittik. Aman Allah'ım, herkesin söylediği kadar varmış. Özellikle 2. bölümde gülmekten gözlerimden yaş geldi. Öldürdü beni gülmekten. Yine yapmış yapacağını. Canlı izleyememiştim önceden bahsettiğim gibi nasip bunaymış.

Samsun Çakırlar Korusu
Bir avm ye gidilir de mağaza gezilmez mi derseniz de Mudo indiriminden bir kaban kaptım. Anneciğim aldı sağ olsun ;)
Gece de ölü gibi uyumuşum. Bugüne gelirse sıra, çok radikal bir karar vererek 30 yıllık saçlarımı işte tam da bugün boyattım. Emel Acar rengine:) Sanırım katalogdaki adı "kumral bakır"mış. Bütün beyaz tenli bayanlara öneririm. Bence çok güzel oldu.

Samsun Çakırlar Korusu
İnternetim var evet ama laptop'ı kapabilirsem Samsun'dan daha nice yazılarla görüşmek üzere.

Samsun Çakırlar Korusu

Cumartesi, Ocak 26, 2013

Samsun Yolları...

Bugün yolculuk vakti. Bütün aile toplanıyoruz yeniden. Güzel vakit geçireceğiz eminim. Bavulum hazır. Geç kalmış yeni yıl hediyelerim de hazır. Hepsini çok özledim zaten. Kardeşimi koluma takıp her gün gezeceğim, bozdum kafayı. Ne zamandır izlemek isteyip izleyemediğim Cem Yılmaz'a da yarın gidiyorum. Bizimkiler rezervasyon yaptırıyorlar. Aslında Ankara'daki son canlı gösterisine bilet almıştım ve gideceğim için çok heyecanlıydım fakaat annemler tam da o gün 'Biz o akşam oradayız.' deyince bütün hayallerim suya düştü. İçim acıyarak biletimi başkasına verdim. Ellerim titremişti verirken. Ne yapalım? Kader dedim ve boynumu büktüm. Sinemada izlemek nasipmiş demek. Samsun'dan göndereceğim çeşitli yayınlarla yanınızdayım. Merak etmeyin internet bulduğum her yerden yazarım ;)

Perşembe, Ocak 24, 2013

Şişman - Zayıf

Geçen sen bu zamanlarda 1.62 cm lik boyuma karşılık tam 61 kilo geliyordum. Daha doğrusu tartıda 61 i görünce şok geçirdim ve kendimi toparlamam gerektiğini fark ettim. Yaza kadar neredeyse her gün yürüyerek ve yediklerime dikkat ederek 55 e düşebildim. 61 e çıkışım aslında hiç de kolay olmadı. O kadar yavaş ilerledi ki ondan korkmadım herhalde. Mesela uzunca bir süre 58'de kaldı. Böyle olunca da insanda bir gevşeme, nasıl olsa veririm fikri oluşuyor. Tabii kendini hala 22-23 sanırsan böyle olur. O zamanlar kilo daha kolay ve hızlı verilebiliyormuş. Artık öyle değil. İnanın bana ;)
Neyse ben kiloları verdim verdim hatta bir ara 53 bile gördüm tartıda ama yine kış mevsiminin azizliğine uğrayarak yavaş yavaş almaya başladım. Bu durumda ne yapılır? Yine bulduğun her güzel havada yürüyüşe çıkılır. Kilo almak yok! Sağlıklı yaşam :)

Salı, Ocak 22, 2013

Minik Aktrisler



İnternette tesadüfen karşılaştığım bu cici resimlere bayıldım, sizlerle de paylaşmak istedim. Çocuk fotoğrafçısı Tricia Messeroux bu kez Golden Globe Ödül Töreninde kırmızı halıda boy gösteren aktrislerin bazılarını miniklerle yeniden uygulamış. Elbiseler bu ünlülerin kırmızı halıda giydiklerinin aynı gibi. Bu adresten miniklerin daha onlarca, ünlülere benzetilmiş, güzel resimlerine ulaşabilirsiniz.

Sevgililer Gününe daha da yaklaştık

Kağıtlarla kalp çelenk yapımı

Havalar güzel, içimiz kıpır kıpır ellerimizden çıkacak hediyelerle sevgiliyi mutlu etmeye devam edelim.

Günaydıııın :)


Parıl parıl parlayan güneşli bir Ankara sabahından herkese günaydın. Dün de böyleydi hava ve ben şok geçiriyorum. Bir önceki gün tir tir titriyordum soğuktan. Ertesi gün bere, atkı, eldiven çıktı hatta neredeyse kabanımı bile çıkaracak raddeye geldim. Banka oturup bir güzel güneş banyosu yaptım, bugün de yapacağım. Geçen sene bu zamanlar kardan bıkkınlık gelmişti bir de şu hale bakın. İçim kıpır kıpır bahar gelmiş gibi. İçimden gezip tozmak, parklara koşmak geliyor. Bir an önce yaz gelsin en iyisi. Dün yaşadığım bu ani şokla kendimi Kızılay'a doğru yürürken buldum. Hazır gitmişken de yeni açılan kocaman Mango'yu bir gezeyim dedim. Gez tabii gez de 5 kat gez gez bitmedi. Bir de içeride gürül gürül klimalar çalışıyor, piştim sıcaktan fakat aynı zamanda da fark ettim ki bu mağaza benim için çok tehlikeli. Çünkü oradan hiçbir şey almadan çıkabilmem imkansız. Dün bir çanta, bir kolye, bir bilezik alıp çıktım ama gözüm nelerde nelerde kaldı. Bir kere yeni sezonun renkleri muhteşem ama kendimi tuttum. Ayakkabılar, çantalar bluzlar elim gitti gitti geldi inanın. Neyse ki kendimi kaybetmeden sağ salim çıktım. Kendime hep hakim olmam dileğiyle ;)

Pazar, Ocak 20, 2013

Sevgiliye Kendi Ellerinle Yapacağın Bir Hediye

14 Şubat yaklaşırken ilginç fikirler gördükçe sizlerle paylaşmak istiyorum. Resimde gördüğünüz bir sürpriz de bence günün anlam ve önemine yakışır hediyelerden. Hem masrafsız hem de sizin elinizden çıkmış olacak. İsterseniz tasarımı renklendirebilir ya da etrafına kare kare fotoğraflarınızı ekleyebilirsiniz. Ben öyle yapmayı düşünüyorum :)
Sevgililer günü hediyesi

Cumartesi, Ocak 19, 2013

Inferno - Dan Brown

Inferno - Dan Brown
Geçenlerde düşünüyordum Dan Brown neden hala yeni kitabını çıkarmadı ki diye. Hatta etrafımdakilere sormaya bile başlamıştım. Kimileri 'ne olmuş ki?' der gibi boş bakmışlardı ama işte birkaç gün önce gazetede tanıtımını gördüm ve yeni kitap 'Inferno' mayıs ayında çıkıyormuş. Her kitabı için temel olarak bir şehir seçen Dan Brown, bu kez İtalya'nın Floransa kentinden ve Dante'nin eserlerinden etkilenerek yazmış bu kitabı. Sanırım bu sefer daha çok sanat içerikli bir konusu olacak kitabın. Bir söylentiye göre de bu kitabın baş rolünde yine Robert Langdon varmış. 

Cuma, Ocak 18, 2013

Umut Işığım

Umut Işığım - film
Sonunda Umut Işığım'ı izleyebildim. Hakkında o kadar çok yorum okudum ki meraktan çatlıyordum. Hepimizin yaşadığı, gördüğü ya da duyduğu acıların tavan yapmış halleri gözlerinizin önünde. Kendilerine ne kadar hakim olmaya çalışsalar da yaşadıkları büyük acıdan ötürü patlamalar yaşamışlar ve hala yaşıyorlar. 
İki insan birbirine ancak bu kadar iyi gelebilir herhalde. Filmin başlarında 'Deli deliyi görünce çomağını saklarmış.' dedirttiler bana ve sonunda daaa yok yok söylemiyeyim ama inanılmaz bir sulu göz olduğumdan  bu eğlenceli filmin sonunda bile hafiften gözlerim nemlendi. Eğlenerek ve tanıdık duygularla izleyeceksiniz eminim. Oscar adaylığında da başarılar diliyorum ;)

Perşembe, Ocak 17, 2013

Maybelline Gel Eye Liner'ı Denedim :)

Maybelline Gel Eye Liner

Kahvaltı kenarında gazete vazgeçilmezim :) Hürriyet'in Ankara ekine sıra gelince ne göreyim? Gratis'te %40 indirim varmış. Bende de kozmetiğe karşı bir merak depreşmiş durumda ya, eee naparsın? Öğle tatilinde kalkar gidersin, şu The Balm'in far paletlerinden alırsın. İki tanesinden aldım indirimden, deneyeceğim bakalım. Bir de Maybelline'nin jel eyeliner'ından aldım. Herkes o kadar çok övmüştü ki aklıma koymuştum almayı. Tabii maalesef o indirime dahil değildi.
Bir beceriksiz olarak ben maalesef göz kalemini de, eyeliner'ı da başarılı bir şekilde hiç kullanamadım. Hele o eyeliner'la mücadelem tam bir komedi. Göz kapağı oynar, çizgi yukarı kayar. Göz kapağım sabitse elim kayar ama inat ettim denemeyi bırakmadım. Blogları takip etmeye başlayınca gördüm ki; makyaj üzerine yazılan blogların neredeyse hepsi bu jel eyeliner'ı tavsiye ediyor. Bende denemekten zarar gelmez diyerek bugün gitmişken aldım ve eve gelir gelmez denedim. O ne güzel bir ürün yarabbim. Yapanların akıl edenlerin ellerine sağlık. Yanındaki fırçasıyla isterseniz incecik, isterseniz kalın çizgiler çizebiliyorsunuz. Ben bile çizebildim yani. Bir de eyeliner kullanırken sürdükten bir süre sonra siyah renk grileşiyor, kayboluyordu ama bu sürdüğüm siyah kaldı göz kapaklarımda. Herkese denemesini tavsiye ederim :)

Çarşamba, Ocak 16, 2013

Roma'ya Sevgilerle

Roma'ya Sevgilerle - film
İzlerken vaktinizi eğlenerek geçirebileceğiniz bir film daha. Roma'dan muhteşem sahneler eşliğinde AŞK'ın farklı farklı tiplerine şahit oluyorsunuz. Klasik bir Woody Allen filmi. Eğlenceli ve temposu yüksek. Sıkılmayacaksınız. Müzikler de inanılmaz sempatik. İyi seyirler dilerim :)

Salı, Ocak 15, 2013

Yeniden 70. Altın Küre

Altın Küre ödül töreniyle ilgili daha detaylı haberler internete düştü. Bol resimli haberlere buradan ulaşabilirsiniz.

Mısır Gezisine Devam...

Mısır'da bir tapınak
Edfu tapınağındaki ziyaretimizi bitirince faytonlarla gemimize geri döndük ve hemen yol almaya başladık. Bu arada küçük bir not eklemek istiyorum. Rehberler Mısır'da sizi her yalnız bıraktıklarında, örneğin faytona bindirip gönderdiklerinde, size hizmet verenlere hiçbir şekilde para vermemenizi tembihliyor. Her birinin parasının önceden ödendiğini ama yine de onların sizlerden para isteyeceklerini unutmayın. Gerçekten çok fakirler ve her fırsatı değerlendiriyorlar. Mesela, rehberinizin sizi götürüp bindirmediği taktirde deveye binmemenizi öneririm çünkü istedikleri parayı alana kadar sizi deveden indirmedikleri oluyormuş. Saatlerce deve üzerinde gezebilirsiniz ;)

Tanrı Horus
Sağdan ikinci şahin tanrı Horus.
Gemimiz yola çıktığında öğle yemeği vakti gelmiş ve yemek zili sesleri koridorlarda duyulmaya başlanmıştı. Biz yemeğimizi yerken Kom Ombo Tapınağı'na yaklaşıyorduk.
Yukarıda Kom Ombo Tapınağı'nın uzaklardan bir görüntüsünü görüyorsunuz. Daha önce bahsettiğim gemimizde bulunan havuz da burada çıkmış. Yani mayo almadan gitmeyin ;) Kom Ombo Tapınağı'nın bir yanı timsah tanrı Sobek'e, diğer yanı da şahin tanrı Horus'a adanmış. İki tanrı tarafından paylaşılan tek tapınakmış ve bu yüzden her şey çift olarak yapılmış.

Timsah Tanrı Sobek
Timsah tanrı Sobek
Her tapınağın bir amaç ve halka hizmet için yapıldığını söylemiştim. Burada da halka tıbbi yardım ve bilgilendirme yapılıyormuş. Duvarlarında günümüzde kullandığımız tıbbi gereçlerin neredeyse hepsi çizili halde bulunuyor ve bunları görünce insan gözlerine inanamıyor. Mesela kadınlara tek başlarına nasıl doğum yapacaklarını, çocuklarını nasıl emzirmeleri gerektiğini çizimlerle göstermişler. 

Tapınaklarda resmedilen doğum sahnesi

1 ile işaretlediğim bölümde bir annenin çocuğunu emzirişinin tasviri bulunuyor. 2 ile işaretli kısım da ise bir doğum sahnesi var. Daha detaylı resimlerimi maalesef bulamadım, bulursam ekleyeceğim.

Tapınaklarda resmedilen tıbbi gereçler

Yukarıdaki resimde de rehberimizin işaret çubuğunun arkasındaki tıbbi gereçlerin tasvirlerini görebilirsiniz. Bu inanılmaz görüntülerden sonra yine gemimize geri döndük ve gece gemimizde yerel kıyafetlerle katılacağımız Galabia Partisine hazırlanmaya başladık. O muhteşem geceden bir kare eklemeden de olmaz.

Galabia Gecesi

Bu geleneksel kıyafetler öylesine ferahtı ki hepimiz oradakilerin neden bu tip kıyafetlerle dolaştıklarını anlamış olduk. Nil Nehri'nde bir gün daha böyle geçmiş oldu. Sırada daha neler var neler...




Pazartesi, Ocak 14, 2013

Ben Makyajın M'sini Bilmiyormuşum :)

Yahu bu yaşıma geldim hani far sürerim, rimel, allık, ruj kullanırım. Hepsini aynı anda kullandığımda eni konu makyaj yaptım sanırdım meğerse m'si bile değilmiş. Bir süredir bir çok blog'u takip etmeye başladım, eh tabi içlerinde makyaj içerikli olan bloglar çoğunlukta. Öyle şeyler öğreniyorum ki hiç duymadığım şeyler bazıları. Okudukça okudukça ilgimi çekenleri, merak ettiklerimi liste yapmaya başladım. Tahmin edersiniz ki bayağı uzun bir liste oldu. Neyse bu hırsla geçenlerde Sephora'ya gittim. Hem de indirim varmış ya, bakarım diye. İçeri girdim, girmemle birlikte sanki elim, kolum, bacağım, her şeyim içime kaçtı :) Bir strese girdim anlatamam. Başımı kaldıramadım yukarıya, sanki yabancı memlekete attılar gittiler beni. İçeride bir tur atıp dışarı çıkabildim. Ama söz veriyorum ikinci denememde başarılı bir alışveriş gerçekleştireceğim. Listedekileri almamak olmaz. Beni izlemeye devam edin ;)

70. Altın Küre Ödül Töreni

70. Altın Küre Ödül Töreni
Oscar ödül töreni habercisi Golden Globe ödülleri sahiplerini buldu. İşte kazananlar listesi:
En İyi Film (Drama) : Argo
En İyi Film (Müzikal / Komedi) : Les Miserables
En İyi Dizi (Drama) : Homeland
En İyi Dizi (Komedi) : Girls
En İyi Mini Dizi / Tv Filmi : Game Change
En İyi Yönetmen: Ben Affleck - Argo
En İyi Erkek Oyuncu (Drama) : Daniel Day-Lewis - Lincoln
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) : Jessica Chastain - Zero Dark Thirty
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal / Komedi) : Hugh Jackman - Les Miserables
En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal / Komedi) : Jennifer Lawrence - Silver Linings Playbook
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Christoph Waltz - Django Unchained
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Anne Hathaway - Les Miserables
En İyi Erkek Oyuncu (Drama Dizisi) : Damian Lewis - Homeland
En İyi Kadın Oyuncu (Drama Dizisi) : Claire Danes - Homeland
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi Dizisi) : Don Cheadle - House of Lies
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi Dizisi) : Lena Dunham - Girls
Listenin devamı ve ödül töreninden notlar için lütfen tıklayın
(Resim: Justjared.com)


Pazar, Ocak 13, 2013

Anna Karenina

Anna Karenina - Film
'Vay be ne aşkmış!' dedim izlerken. Her şeyden, herkesten vazgeçirtebilecek bir aşk. Yaşananlar bir Türk filminde yaşansa seksen çeşit cinayet çıkardı. Hoş filmde de kadın yerden yere vuruldu tabii. Bütün karışıklıkları bir tarafa bırakırsak filmdeki sahne geçişlerine bayıldım. Film değil de tiyatro izliyormuşum gibi hissettim. Dans sahnesinde çalan müziğe ise tek kelimeyle bayıldım. Filmdeki ihtişam geçtiği dönem itibariyle muhteşemdi. Keira Knightley dönem filmleri için biçilmiş kaftan gibi bu tarz filmlerde rolüne hep tam oturuyor. Bu tarz dönem filmlerinden bir de aşk, ihanet, karamsarlık içeren filmlerden hoşlanıyorsanız hiç gecikmeden izleyin. Keyif alacağınıza eminim. Filmdeki kostümlerle ilgili daha detaylı bilgi için lütfen tıklayın. 

Türk Telekom - Galatasaray

Türk Telekom - Galatasaray Basketbol maçı
Dün Ankara Arena'da yapılan Türk Telekom - Galatasaray Basketbol maçına gittik. Maç, Galatasaray arada bir sayı farkını açmayı başarsa da genelde kafa kafaya gitti diyebilirim. Türk Telekom çok fazla sayı kaçırmasaydı bir galibiyet bile alabilirdi. Oyun gayet tempolu geçti yalnız benim bahsetmek istediğim seyirciler. Türk Telekom maçlarını seyretmeye ve takıma destek olmaya gelen devamlı bir grup var ki çok fena. Galatasaray taraftarına demediklerini bırakmadılar hatta bir ara sayı farkı neredeyse kapandığında sahaya yabancı cisim atmaya başladılar. Sağ olsunlar sayelerinde biraz gerilmedim değil. Deplasman taraftarının hiçbir şekilde ağzını bozmadığı gayet makul sloganlar attığı bir ortamda ev sahibi takımın taraftarının seviyesinin bu kadar yerlerde olmasını maalesef kabul edemiyorum. Maç sonunda kavga çıkar korkusuyla bitiş düdüğü çalmadan ortamı terk ettik. Maç hakkında daha detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Cumartesi, Ocak 12, 2013

The Impossible

The Impossible Movie
Herkese kapkaranlık bir Ankara sabahından kocaman bir günaydın! Hani yataktan çıkmasanız hiçbir şey fark etmeyecek o kadar karanlık. O karanlığa inat uyanmaya çalışıyorum bende. 
The Impossible kesinlikle izlemeniz gereken bir film. Bir kere Naomi Watts en iyi kadın oyuncu adaylığını kesinlikle hak etmiş. Filmin her saniyesinden keyif aldım. Suların geldiği dehşet anını oturduğunuz yerden hissedebiliyorsunuz. İnsanlar onun karşısında çaresizce kımıldamadan kalıyor ve suyun gelmesini bekliyorlar maalesef. Çocuk oyuncuların tatlılığına ve oyunculuklarına da bayıldım. Ewan McGregor'u da unutmayalım o da çok güzel oynamış. Gerçek bir hikayeden uyarlanan film yüreğinizi cız ettiriyor kesinlikle. İzlenecekler listenize ekleyin.

Cuma, Ocak 11, 2013

Oscar Adayları Açıklandı.

Oscar 2014
Oscar adayları açıklandı haberiniz var mı? Ben aday filmlerin birçoğunu maalesef hala izleyemedim. En iyi erkek oyuncu adaylarından biri de Flight'taki rolüyle Denzel Washington. Daha önce de sizinle paylaştığım gibi filmden hiç hoşlanmamıştım ama şükür ki oyunculuklara laf etmemişim ;) Bir de siz bakın bakalım aday filmlerin ne kadarını izlemişsiniz ne kadarını izlememişsiniz. İşte adaylar...

Perşembe, Ocak 10, 2013

Ahududu Adayları :/

Ahududu Ödülleri

Sıkı bir film izleyicisi olarak bu haberi vermemem ayıp olurdu. Açıkçası Alacakaranlık dışındaki filmleri ilk kez bu listede gördüm. Yalnız Alacakaranlık da her sene mi aday gösterilir bu kötü ödüllere? Neyse siz bakın siz karar verin. İşte film sektörünün en kötü film ve oyuncu adayları.

Ankara - Samsun bir, iki!!

Aileyi ziyaret vakti geldi de çattı bile. Bugün biletlerimi aldım. Üstelik bu kez tek gidiş dönüş değil, iki kere gidip geleceğim. Çünkü tatilimin tam da göbeğine seslendirme sınavım kondu. Eveet seslendirme sanatçısı olma yolunda ikinci adımı da atmış olacağım yakında ama sınavdan deli gibi korkuyorum. Artık biraz çalıştıklarım biraz da şansla kolayca atlatacağım diye umuyorum. Bana şans dileyin:)

Çarşamba, Ocak 09, 2013

HÜRREM ve TAKSİCİ

Hürrem - Tiyatro Oyunu
Uzuuun zamandır tiyatrolarda gidilecekler listesindeydi Hürrem Sultan. Bir de tesadüf başrollerden Sinan Pekinton nam-ı diğer 'Kanuni Sultan Süleyman' kursta hocam olunca listenin en başındaki yerini aldı haliyle. Henüz gidememiş olanlar, gitme planları yapanlar bir de hadi olmuştur ya hiç duymamış olanlar tarihini takip edip çabucak gidin derim. Yalnız sakın diziyle oyunu karşılaştırmayın lütfen. Tabii ki dizideki gibi bir şaşaa sağlamaları mümkün değil. Sadece oyunculuklara bakın. Bir babaya oğlu nasıl öldürtülür ve baba bile bile bu tuzağa nasıl düşer ona bakın. Bütün acılar, bütün ikiyüzlülükler, bütün kötülükler çok güzel yansıdı dün gece sahneye ve ben çok büyük keyif aldım.
Başlıktaki taksici kısmına gelecek olursak eğer kış ve Ankara deyince bir de saat gece 22:00 olunca malum hava buz. Eh biz de hiç uğraşmayalım taksiye binelim dedik. Bindik binmesine ama binmemizle inmemiz bir oldu. Taksici amca gideceğimiz yeri beğenmedi. Yakın buldu indirdi bizi iyi mi? Siz arkadaki taksiye binin dedi indi adam taksiden ne olduğumuzu şaşırdık:) Ne yapalım kuzu kuzu otobüsümüze bindik hepimiz evimize gittik. Huuu taksici amca sana vereceğimizden daha ucuza gittik ;) Ayıp ayıp arabaya binen müşteri indirilir mi hiç? Seni Allah'a havale ettik yolumuza devam ediyoruz ama sen var yaa böyle devam edersen işin zor taksici amca!

FLIGHT

Flight movie
Ne desem ne desem diye düşündüm durdum. İnanın çok istememe rağmen filmi sonuna kadar izlemeyi başaramadım çünkü çok sıkıldım. Evet, uçakta geçen sahneler muhteşemdi fakat ama ya sonrası?? Uzun bir süre dayandım şimdi hızlanacak film, dayan dedim kendi kendime ama cık olmadı. Bence izlemeyin ama yinede siz bilirsiniz :)

CESUR - BRAVE

Brave movie
Günlerdir sırasını bekleyen ve sonunda izleyebildiğim 'Cesur' hakkında bir şeyler yazmak istedim. Aslında fragmanından çok farklı bir konu bekliyordum ama karşıma çıkan konudan çok daha memnun kaldığımı söyleyebilirim. Cesur herkese ailenin önemini anlatabilecek çok eğlenceli bir film. Çocuklar için mesajlar gayet net. Kardeş dayanışması insanın gözüne gözüne sokuluyor ama dediğim gibi eğlenceli bir şekilde. Ailecek, arkadaşlarla herkesle toplaşıp izleyin derim.

Cumartesi, Ocak 05, 2013

Yeni Yılda Hayal Panosu Yapalım

Yeni yıl geliyor derken geldi de birkaç gününü yedik bile. Eh yeni yıl demek yeni dilekler, beyaz bir sayfa, hayaller için yeni umutlar demek. Bende düşündüm hep birlikte bir 'Hayal Panosu' yapalım dedim. Hani şu bir zamanlar bomba gibi patlayan 'Secret' usulünden. Siz ne şekilde adlandırıyorsanız ondan olsun. İtiraf edeyim ben Secret'a inanıyorum. Fizik diye bir şey var sonuçta değil mi;)
Yukarıda gördüğünüz gibi ihtiyacınız olan şeyler çok kolay ulaşılabilecek malzemeler. İsterseniz bir karton üzerine ya da yok benim hayallerim sağlam olsun derseniz bir mantar tablo üzerine hayallerimizi yerleştirmeye başlayalım. Öncelikle elektronik her şeyden uzaklaşın ve sessiz bir ortamda kendinizle başbaşa kalın. Hayallerimize yoğunlaşacağımız için bizi hiçbir şey etkilemesin. Aklınıza ne geliyorsa, ulaşabileceğinizi düşündüğünüz ya da yok, imkansız ulaşamam dediğiniz her ne varsa hepsini bir kağıda yazın. Hayal kuruyoruz, bu da parayla değil ya. Listemizi doldurduktan sonra başlıyoruz gazeteleri, dergileri karıştırmaya. Hayallerimizdeki ev, araba, tatil ne varsa bulup kesiyoruz. Para mı istiyoruz? Para resmi bulunur mu ki? Para kelimesini kesip koymak daha kolay olabilir. Aklımıza gelen en imkansız şeyden en komik şeye ne istiyorsak bu tabloya yapıştırıyor ya da iğneliyoruz. Tabii bu hayaller panomuza eklenirken ona inanmak en önemlisi. Her şey tamamsa panomuzu her gün görebileceğimiz bir yere asmamız gerek. Gide gele, gide gele panomuza asılı olduğu yerde alışacağız, hayatımızın bir parçası olacak, onu kabul edeceğiz. Zaman zaman önüne gidip her bir hayalimizi dikkatlice inceleyeceğiz hatta bir kere daha kuracağız o hayalleri. Zamanla her biri gerçekleşecek mi? Umuyorum gerçekleşecek. Tabii pano önünde oturmakla olmaz. Nerede hareket orada bereket. Hayaller için çalışıp onlara ulaşacağız. Mesela Hayal Panomuzun önüne bir kavanoz koyup içinde para biriktirmeye başlayabiliriz. Farkında olmadan ne kadar çok para biriktirdiğinize siz de şaşıracaksınız. 

Cuma, Ocak 04, 2013

Mısır'dayız; Edfu Tapınağı ve Nil Nehri'nde Seyahat

Edfu Tapınağı'na giderken
Buz gibi bir Ankara gününden sıcacık evime geldim. Dün de söz verdiğim gibi bugün kendini bana hayran bırakan Mısır'a devam ediyoruz. Muhteşem Nil üzerindeki gemi seyahatine devam ediyoruz tabii ki. Gemimiz zaman zaman karaya yanaşıyor, yanaştığı zaman rehberimiz kimi bulup toplayabildiyse onlarla koşa koşa en yakın tapınağa götürüp gezdiriyor bizleri. Anlayacağınız odanıza kapanmayın gemide. Ya terasta Nil'i ve etrafını seyrediyor olun ya da dükkanlarda zaman öldürün. Oralarda bulurlar sizi.
Edfu Tapınağı

Böyle koşar adım 1-2 tapınak gezdik. Gemimiz Esna'da havuza girdi ve barajdan geçtik. Ertesi sabah da Edfu için karaya yanaştık. İndiğimizde hepimizi fena durumda faytonlar bekliyordu. Fena dediysem hakikaten yani giderken parçalanır mı acaba diye bayağı bir ürktük ama neyse ki sağ salim gidip geldik. Gidip geldik diyorum çünkü herkes gittiği faytonla dönmek zorundaydı faytoncumuzun yüzünü ezberlememiz gerekiyordu o yüzden. Lakin ezberleyebildiniz mi derseniz öyle sanıyorduk ama olmamış. Faytoncu kendisi bizi buldu biz aval aval faytonculara bakarken :)

Edfu Tapınağı

Acaba düşer miyiz endişesiyle ilerlerken işte bu tabelayı görünce dünyalar bizim oldu. Bu tabela geldik demekti. Bu tabela bu korkulu yolculuğun biteceği demekti ve şükür ki bitti. Onlarca faytonun bulunduğu bir alanda bizleri indirdiler. Grubumuz tamamlanınca hep birlikte Edfu Tapınağı'na doğru yürümeye başladık. Uzun bir hediyelik eşyaların satıldığı koridoru geçtikten sonra Mısır'daki her tapınak gibi Edfu'da bize uzaklardan göz kırpmaya başladı ve sonunda tapınağın önündeydik.

Edfu Tapınağı

Beni en çok etkileyen tapınaklardan birinin Edfu olduğunu söylemeliyim. Çünkü içerisindeki hiyeroglifler öylesine iyi korunmuş ki şaşırıp kalıyorsunuz. Duvarlarında Mısır halkının öğrenmesi için bir tohumun nasıl ekilmesi, nasıl sulanması, büyüdüğünde nasıl bakılması gerekiyor kısacası tarımla ilgili aklınıza hangi soru geliyorsa her biri resimler ve hiyerogliflerle detaylı bir şekilde anlatılmış. Zaten tapınakların her biri bir amaç için yapılırmış. Bu da ziraat için yapılmış olan. 

Edfu Tapınağı

 Maalesef resimlerde de gördüğünüz gibi birçok hiyeroglif ya da resimler tahrip edilmiş ya da kalıp halinde çalınarak başka ülkelere götürülmüş.
Edfu Tapınağı

Edfu Tapınağı
Bu gördükleriniz de gördüğüm an 'Hadi canım! Yok artık!' dediğim manzara. Bu duvarlardan bir sürü var bu tapınakta ve tanrı bilir neler anlatıyor. Bir zamanlar arkeolog olma hayalim vardı. Bunları görünce o hayal depreşmedi değil. İnanılmaz bir kültür ve tarih şark edildi hepimizin damarlarına o gün. Biraz da o tarihten bahsedeyim. Tapınağın yapımı 180 yıl sürmüş. Mitolojiye göre Baş tanrı Ra Horus'a bölgede düşmanlarının olduğunu söylemiş ve ondan intikam almasını istemiş. Horus da bugünkü Edfu mevkiinde kanatlarını çırparak bu düşmanları aramaya başlamış ve hemen öldürmüş. Ra, Horus'u yüceltmek için onun adına bu mevkide bir tapınak yapılmasını emretmiş. Bu Ra'nın Horus'a bir hediyesi olarak kabul edilmiş.

Nil Nehri'nde seyahat

Tapınağın içine girilip incelendiğinde sütunların alt kısımlarında boş kartuşlar görülüyor. Bu da tapınağın bitmediği anlamına geliyormuş. Yine de Horus Edfu tapınağı eksiksiz denilebilecek tapınaklar içinde gösteriliyormuş. Horus Edfu tapınağı Mısır gelenek ve göreneklerinin en iyi işlendiği tapınakların başında geliyormuş.  
Nil Nehri'nde seyahat
Onun heyecanıyla gemimize döndük ve Nil'de seyahatimize devam ettik. Bir kaç tane de o manzaralardan kare eklemek istiyorum. A bu arada Mısır'da nerede girerim ki deyip yanınıza mayo almamazlık etmeyin çünkü hem kaldığımız otelde hem de gemimizde en azından serinlemek için havuzlarımız vardı. Biz almadığımıza çok pişman olduk. Mısır güneşinde bronzlaşmak gibisi var mı? ;)

Nil Nehri'nde seyahat



Perşembe, Ocak 03, 2013

Boşluk

Merhaba,
Bugün ne planlar ne planlar yapmıştım. Blogumu açarım şunları şunları yazarım ama noldu? Yazamadım :) Canım istemedi hiç yazmak o planladıklarımı. En iyisi içimi dökeyim bugün dedim. Planlı olanlar yarına kısmet artık. Bugün keyifsiz günümdeyim hava da kapkaranlık sıkıntımı destekliyor adeta.
Gün bitsin de bir an önce yatayım diyorum anlayacağınız. Yarın bomba gibi, enerji dolu ve bir sürü anlatacak şey dolu olacağım söz.
Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI