Salı, Ağustos 05, 2014

Gezi Direnişi Yazı Dizisi #13

Her geçen gün elimdeki yazılar bitecek korkusuyla yayınlıyorum direniş yazılarını ama neyse ki bir mucize eseri her seferinde mail kutumda yeni bir yazıyla karşılaşıyorum. Bu projede soruları yanıtlayıp, bana gönderen herkese ne kadar teşekkür etsem az. Siz okuyucularımdan da bu projeye biraz destek bekliyorum. Sayımız çoğalıp da şöyle 50-60 yazıya ulaşabilirsek bu yazıları kitaplaştırmayı ve gelirini de Soma'ya gönderebilmeyi çok istiyorum. Etrafınızda direnişe katılmış, yaşadıklarını anlatmak isteyen birileri mutlaka vardır. Lütfen onlara bu projeyi anlatın ve hep birlikte bir iyilik daha yapalım.

1- Kısaca kendinden söz eder misin?

İngilizce eğitim veren iyi bir üniversiteden mezunum. İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca biliyorum. Orta okuldan beri birbirinden çok farklı işlerde çalıştım. Ve şu anki işim gereği sürekli farklı ülkeleri gezip görme şansı buluyorum. Küçüklüğümden beri Lösev, depremzedeler, barınak organizasyonları, bağış panayırları gibi pek çok organizasyonda aktif rol aldım.
Maddi durumum iyi, ancak kimsenin yandaşı olmadığım için sürekliliği ne olur bilemiyorum. Ülkemizde maalesef hala, maddi durumun iyiliği yapılan işle değil, tanınan insanlarla doğru orantılı.

2- Geziden önce hayata, siyasete, doğaya vb. bakış açın nasıldı?

Geziden önce de doğa ve hayvanlara çok düşkündüm; ancak onlar için verdiğim savaşlar tek kişilik savaş gibi görünürdü gözüme. Defalarca oturduğum muhitlerde komşularımla kavga ettim. Sokak hayvanlarına yemek veriyorum, sonra etrafa doluşuyorlar diye oldu hep bu kavgalar.
Farklı ülkeleri de sık sık gördüğüm için, ülkemizin durumu çok iç karartıcı geliyordu bana. İnsan ve hayvan hakları diye bir şey yoktu ve kimse bu durumdan şikayetçi bile görünmüyordu. Sürekli, tabiri caizse "bokuyla kavga eden kişi" oluyordum; ama aslında benim verdiğim kavgaları yalnız vermiyor olmam gerektiğini biliyordum. İnsanların sessizliği, ülkede olan bitenden bile daha içler acısı görünüyordu bana.
Siyasi olarak; AKP nin gidişatı başından beri belliydi. Ülkeye zarar verdiklerini biliyordum ve sırf oy vermek için başka şehirden gelmişliğim var. Ama oy vermenin ötesinde bir katkım olmadı siyasi olarak. Mümkün olduğunca diyalog konusu bile yapmıyordum siyasi konuları. 

3- Gezi olayları senin için nasıl başladı?

Gezi olayları, ben iş için farklı bir şehirdeyken başladı. O an iş, o kadar yoğundu ki televizyon falan da izleyemiyordum ve dünyadan bir haberdim. 31 Mayıs gecesi olan biteni bir arkadaşım kısaca anlattı bana ve bütün gece beraber uyumadan sabaha kadar olan biten hakkında haber edinmeye çalıştık. Bulunduğumuz bölge tecritli gibiydi, kimsenin dünyadan haberi yoktu. 9 kişi Halk Tv'yi sabaha kadar ufak, sürekli interneti kesilen bir netbooktan yamula yamula seyrettik. Ertesi gün işleri toparladık ve en yakın büyük şehre gittik. 
Dünya'nın her yerinde protesto gördüm. TV'de gördüklerime rağmen slogan atılan basit bir protesto bekliyordum. Ama alanlara ulaşınca hiç de öyle olmadığını gördüm. Bilmediğimiz bir şehirde muazzam bir polis saldırısı ve şiddet altında kaldık. Doğru düzgün ne olduğundan o saate kadar emin değilsek bile, o an isyan edilecek bir "polis şiddeti" olduğunu gördük. Her yer yangın yeri gibiydi, polis sürekli saldırıyordu. Kaçmaya çalışıyorduk ama yol da bilmiyorduk. Ve ne tarafa gitsek ya "döner bıçağıyla" saldıran kitleler oluyordu, ya sopalı AKP liler, ya saldırgan bir polis ekibi. Kapana kıstırılmış gibiydik. En son "yeter" deyip son denemediğimiz tarafı denedik ve orası karakol ve gözaltlarına işkence yapılan bölgeymiş. Orada biz turistiz falan deyip otel bileklikleriyle geçmeye çalıştık. 6 kişinin 4 ü çıktı ancak son 2 kişiyi tam alıyorlardı, TOMA yı sırf o 2 kişiye çevirmişlerdi ki bir genç "20 kişi 1 adamı döver mi, bende polis evladıyım utanıyorum sizden" diye yaygara çıkarınca o iki kişiyle ilgilenmeyi bıraktılar ve oradan hemen uzaklaştık.

4- Gezi olaylarına girme sebebin neydi?

Hala o gecenin travmasını atlatamamış 2 arkadaşım var. Gittiğimizde sadece bir protesto görsek belki önemsemeyecektik. Ama bu adaletsizlik ve şiddeti görmek.....İşte gezi bende böyle başladı. Kendi şehrime dönünce toplanan kitlelerin olduğu yerlere gittim. Şiddete karşı verilen "pasif" tepkiler, kararlılık ve o alanlardaki dayanışma; ülkemden ümidi kesmemem gerektiğini gösterdi bana. Ve benim gibi düşündüğünü bildiğim bütün çevrem alanlardaydı; eski kapıcımızdan tut, ilkokul öğretmenime kadar herkes oradaydı. Anladım ki ülke gidişatına deliren bir tek ben değilmişim, herkes sesini duyurmak istiyormuş ama yalnız hissediyormuş kendini. Bunu gördükten sonra artık hep beraber sesimizi çıkarmamız gerektiğini anladım.

5- Gezi olaylarıyla beraber hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Gezi'den önce sinirlerim boşuna bozulmasın, yapacak bir şey yok der haber izlemez ve okumazdım. Hala, hayatımda 1 kez dahi başından sonuna gazete okumuşluğum yoktur. Ancak Gezi'den sonra, haksızlıklarla "birlik" olarak savaşılıp; bazı savaşları kaybetsek dahi bazılarını kazanabileceğimizi gördüm. Bu yüzden haber okumaktan çekinmiyorum, aksine hiçbir haberi kaçırmamaya çalışıyorum artık.
Ancak ve ancak.....bu süreci suistimal eden pek çok insan da gördüm. O yüzden gördüğüm haber ve eylemleri pek çok yerden teyitleyip araştırıyorum artık. Ve TV Medyasına asla güvenmemem gerektiğini çok iyi öğrendim bu süreçte. 
Eskiden sadece oy verip başka bir şey yapmayan ben, sandıkların başında 2 hafta nöbet tuttum =). Yolsuzlukları bitmedi ama ben yine yapılacak seçimlerde yine nöbet tutarım. Sandık başında geçersiz sayılması gereken oyları sayarlarken itiraz ettim ve pek çok oyun geçersizliğini sağladım. Yapabileceklerimin yaptıklarımdan daha fazla olduğunu gördüm, ve bunu daha geniş bir kitle yaparsa sonuç alabileceğimize inandım. 

6- İnsanlara nasıl bir mesaj vermek istersin?

Kısaca "Gezi" bence umuttur: Yıllarca yitip gittiğini sandığımız, pes ettiğimiz haklarımız için bir umut. Birlikte olursak, haksızlıkları yenebileceğimize dair umut!

Yazan : @MissActivist


0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI