Cumartesi, Ağustos 16, 2014

Gezi Direnişi Yazı Dizisi #17

1- Kısaca kendinden söz eder misin?

1964 doğumlu, 80'lerin gençliğiyim.27 yaşında oğlum, 22 yaşında kızım var ve araştırma sektöründen emekliyim.

2- Geziden önce hayata, siyasete, doğaya vb. bakış açın nasıldı?

Geziden öncede siyaset konuşurdum. Aslında AKP iktidarına kadar, çok fazla siyaset konuştuğumu söyleyemem ama bu iktidardan sonra çok konuşmaya başladığımı fark ettim. Senelerce işim nedeniyle çok seyahat ettiğim için, Türkiye’nin neredeyse tamamında hatta köy ve ilçelerinde de çok bulundum, insanlarını tanıdım, onlarla muhabbet ettim, sosyal içerikli araştırmalar yaptım, onlarla yedim içtim, kısacası onlarla çok fazla bir arada oldum. Türkiye sadece İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük illerden ibaret değil. Bu ülkenin doğusu, güneydoğusu, karadenizi, akdenizi var. Bütün bu bölgelerde insanların yaşam tarzları farklı ve yerine göre de çok zor, hatta zor ötesinde. Herkes büyük şehirlerde yaşayan insanları baz alıp konuşuyor. Oralara gitmek, onların yaşam şartlarını bilmek, onların olanaklarını görmek gerek. Hayat oralarda çok daha zor maalesef. Öyle yerler var ki, Türkçe konuşacak kimse bulamıyorsunuz ama öyle yerler var ki bütün gençler büyük şehirlerde okumaya gitmiş. Hiçbir şey televizyonlarda anlatıldığı, gazetelerde yazılıp çizildiği gibi değil. 90’larda Diyarbakır seyahatimde öyle şeyler yaşadım ki, bizim dedim aslında hiçbir şeyden haberimiz yokmuş.  İşte şimdiye kadar gerçekten hiçbir şeyden haberimiz yoktu.

Ben Elmadağ’da uzun yıllar çalıştığım için Gezi parkı, akşamları, öğlen, hava almak için gittiğimiz, arkadaşlarımızla buluştuğumuz, ağaçların gölgesinde sohbet ettiğimiz bir parktı bizim için. Yıllarca orada dinlendik, sohbet ettik, buluşma noktamız oldu orası. Kısacası o civarda tek yerdi herkes için. Değerliydi de ayrıca. Sonra bir sabah uyandık ki ağaçlar kesilmeye, gencecik insanlar oradan atılmaya çalışılıyor. Üstelik halka ait bir alandan, bize ait olan bir parktan. İşte bu yüzdendir ki…
Biz, Gezi’de uyandık, fark ettik, farkında olduk ve karşı durabilmeyi, zeki ve kibar bir dille istediklerimizi anlatmayı, anlatabilmeyi.  Maalesef iktidar bu isteklere cevap vermedi. Öncelikle parka sahip çıkan çocuklarımıza, sonra hepimize, bütün ülkeye, yakışıksız, saygısız bir tavır içine girdi. Daha doğrusu bunu da her zaman ki gibi dış güçlere bağlayıp, gaza dumana boğdu etrafı ve tabiî ki yaralanmalar, ölümler oldu, yine durmadı.
Ama ben çocuklarımı Gezi’nin içinde olmaları için destekledim. Oğlum Taksim’de, kızım İzmir’de sokaklara döküldü. Tabi bende Taksim Gezi Parkı'ndaydım eşimle birlikte. Tabi konu ağaçtan çıktı, sanatçılarımız korkutuldu, kaçırtıldı. Bütün ülke ayağa kalktı ama hükümetin insanlara zulmü azalmadı arttı. Divan oteline girilmeye çalışıldığı gece bilgisayar başında çıldırdığımı çok iyi hatırlıyorum. İnsanları diri diri öldürecekler diye, kim bilir kaç tweet attım.
Sonuç; her yeri talan etmek, bir karış topraktan bile nasıl nemalanırım diye düşünmek, daha kaç kişinin canını yakayım, kaç kişinin parasını cebime koyayım diye ülkeyi birbirine katmak oldu. Ben burada, bir tane şişe kapağını bile yıkayıp geri dönüşüme biriktirmeye uğraşırken, sen orada çocuklarımızı öldürdün. Yakında nefes alamayacak hale geleceğiz bu rant kavgası yüzünden.

Daha yazacak çok şey var elbette ama sözün kısası, tarih bu kanlı günleri hiç unutmayacak ve bunun hesabını bu iktidardan elbette soracak, ölmezsem bende sormaya devam edeceğim.

3- Gezi olayları senin için nasıl başladı?

Sabah parktan çocuklarımızı atmaya başladıklarını öğrendiğimde başladı. Var gücümle sosyal medya kullanarak, yazarak, paylaşarak bende orada olduğumu anlatmaya çalıştım. Zaten sonra da gittim, kendimce bir şeyler hazırlayıp yenmesi için parka götürdüm. Tabi her akşam da oturduğumuz yerde dışarı çıkıp protesto ettik.

4- Gezi olaylarına girme sebebin neydi?

Akp iktidarı ve yaptığı yanlışlar. Kadın bedenine karışan, nasıl doğuracağımı söyleyen, dini siyasette kullanmaya kalkan, bu nedenle insanları birbirine düşüren, Atatürk’ü durmadan karalayan, ülkeyi, siz biz diye ikiye bölen zihniyete ben buradayım, sen istediğini yapamazsın, yaptırtmayız demek için girdim. 

5- Gezi olaylarıyla beraber hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

80’lerin gençliği olarak ben kendi adıma çok sessiz kalmış olduğumu fakat 50 yaşında da olsam daha yapabileceğim bir şeylerin olduğunu öğrendim. En önemlisi, bir kez daha anladım ki (10 senedir çocuklarımı, çocuklarımızı bunların ellerine bırakmak istemiyorum diye hep söylüyordum) gelecek nesilleri bir an önce bu iktidardan kurtarmamız gerektiğini bir kez daha anladım.
Tabi maalesef gaz yiyemedim. Keşke daha fazla orada olabilseydim ama olamadı. Şimdi artık hep tetikteyim. Bundan sonra da hep tetikte olacağım. Ben de çocuklarım da olacağız. Eskisi kadar olumlu bakamıyorum ülkemizin durumuna, gerçi gezi ile birlikte ne güzel çocuklar yetiştirmişiz dedim ama yine de çok iyi görünmüyor durum. Kısacası her şeye artık daha farklı bakıyor ve ona göre üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.

6- İnsanlara nasıl bir mesaj vermek istersin?

Biz Türkiye’yiz. Atatürk’ün sayesinde özgürce yaşadığım bu topraklarda kimse benim adıma karar alamaz ve veremez. Ben cumhuriyet kadınıyım. Ben çocukluğumda 72 milletten insanla birlikte huzur içinde yaşadım yine yaşayacağım, elimizden alacaklarını sanıyorlarsa çok yanılıyorlar. Biz bütünüz ve biriz. Haklarımızı aramalı ve yılmamalıyız. Susmamalıyız. Bunu hala anlayamadılarsa yakında nasıl olsa anlayacaklar.
UYANTÜRKİYE

Yazan : @SevdanSev (Sevda Şen Ünsev)

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI