Pazartesi, Ağustos 11, 2014

Gezi Direnişi Yazı Dizisi #15

1- Kısaca kendinden söz eder misin?

27 yaşındayım.  Üniversite mezunuyum. Bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyorum.

2- Geziden önce hayata, siyasete, doğaya vb. bakış açın nasıldı?

Gezi öncesinde fikirlerim hep sosyalizme yakın olmuştu, ancak kendimi bu şekilde etiketlemek istemiyordum. Bunun diğer görüşleri anlamamı engelleyeceğini düşünüyordum. Taraf tutma gibi bir hevesim siyasi anlamda hiç olmadı. Sünni bir ailenin alevi partizanı çocuğuyum. Ailem dini manada muhafazakar sayılır. Dolayısıyla birbirine taban tabana zıt çevrelerde geçti ömrüm. Doğayı her zaman sahiplendim. Onun insanoğlu tarafından kendi malıymış gibi kullanılmasına hep karşı çıktım. Ancak tavrım tamamen kişiseldi, hiçbir gruba, derneğe ya da partiye katılmaksızın görüşüm doğrultusunda yaşadım.



3- Gezi olayları senin için nasıl başladı?

Sosyal medya aracılığı ile 31 Mayıs’ta Gezi Parkındaki eylemcilere gece uykularında yapılan polis müdahalesini öğrendim. Sabahın ilk ışıklarında, gazdan kaçmaya çalışan o güzelim insanların, bir duvara tırmanmaya çalışırken duvarın çökmesiyle birbirlerinin üzerine yığılması benim miladım oldu. O görüntüyü bugün bile unutmuyorum. Polis baskısı, iktidarın dikteleri beni artık çok yormuştu. O video ise son nokta oldu. 1 Haziran günü en yakın arkadaşımın düğününde dünyanın en mutsuz insanıydım. Yerim orası değildi.

4- Gezi olaylarına girme sebebin neydi?

Polis şiddetine karşı çıkmak, iktidarın yok saydığı ve yok etmeye and içtiği hak ve özgürlüklerimizi savunmak için bu kolektif savunmanın içinde yer almalıydım. Bu benim için bir vicdan meselesiydi. Haklı ile haksızı, doğru ile yanlışı ayırt edebilen her bireyin bu direnişte olması gerektiğini düşünüyordum. Bu ezici düzeni değiştirmek için bir fırsatımız olmuştu ve buna dahil olmasam ölürdüm.

5- Gezi olaylarıyla beraber hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Ethem’in öldürüldüğü dakikalarda ben biraz önce de söylediğim gibi yakın bir arkadaşımın düğününde bulunmak zorundaydım. Bundan 2 gün sonra vicdan azabından yana yakıla düğününde göbek attığım arkadaşımla olayları tartışırken “Sen ne yapabilirsin ki tek başına? Bağırıp çağırıp yerinize oturacaksınız.” cevabı almıştım. Sokaklara çıktığımda gördüğüm binlerce yüz benim en yakın dostumdu da, bu dostum dediğim insan bana dünyanın en yabancı kimsesiydi. Çok değil 10 gün sonra bu arkadaşımın sosyal medyadan eylemlere destek verici paylaşımlarını görünce çok sevindim. Belki bu mücadele düzeni değiştirememiş olabilir, ama en ümitsiz vaka bir bireyi bile çark ettirebildi. Çevremdeki insanların eylemlere yaklaşımları, katılıp katılmaması benim için onlara olan yakınlık ve uzaklığımın belirleyicisi oldu. Bezm-i Alem Valide Sultan Camii imamını tanıdık hep birlikte. Ne olursa olsun benim insanlara inancım güçlendi, ve artık Türkiye’de insanların sokakta isteklerini yüksek sesle dile getirmelerinin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Biz Gezi ile önümüzdeki bir duvarı yıktık.

6- İnsanlara nasıl bir mesaj vermek istersin?

Benim insanlara değil de TDK’ya bir mesajım olacak. Sevgili TDK, sana yalvarıyorum, lütfen Türkçe’den “provoke” kelimesini kaldırır mısın?

Yazan : @NaneBetty

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI