Cuma, Eylül 12, 2014

Gezi Direnişi Yazı Dizisi #23

1- Kısaca kendinden söz eder misin?

1971 Sivas Yıldızeli doğumluyum. Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu Basın Kurulu Başkanlığı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Basın Kurulu üyeliği yapmaktayım. Çeşitli güncel konularla ilgili makalelerim var. Ayrıca "Cumhuriyet Tarihi, Alevilik ve Aleviler" konulu bir kitap çalışmam devam etmekte. Ayrıca Alevi inancında "Yol bir, sürek binbir" konulu bir makale yazıyorum. Felsefe, Siyaset ve Psikoloji alanlarında okuyup çeşitli kısa yazılar yazıyorum. Bu eğitim yılı başlangıcında da Kızılırmak Federasyonunda,"Haber yapma/yazma,Çekim teknikleri" konulu ders vermeye başlayacağım. Yine 2 proje hazırlığım var.
1 – Kızılırmak yöresinde 80 köyü kapsayacak belgesel
2 – Ozanlık geleneği ve günümüzde ozanlık. 

2- Geziden önce hayata, siyasete, doğaya vb. bakış açın nasıldı?

1993 Sivas Madımak Oteli katliamı sonrası bir şeyler yapmamız gerektiği artık devlet eliyle bizlere dayatılmaya başlanmıştı. Bir taraftan ne olduğunu anlamaya çalışırken, diğer taraftan da bu tür olayların bir daha yaşanmaması için neler yapmamız gerektiği konusunda kafa yormaya başlamıştık. İlk olarak bir köy derneği kurma kararı aldık ve 1994'te derneği kurduk. Ancak zaman ilerleyip bizler fotoğrafın bütününü görünce, bu gidişata dur demenin sadece bir dernekle olmayacağını da kavramış olduk. Alınan politik kararlar, bizim de bu politik kararların sonucunu yaşamamız, bizlerin de politik mücadele yürüterek başa çıkabileceği, bu gidişatı değiştirebileceğimiz sonucuna ulaşmamızı sağladı.
Safça bağlandığımız ve bir taraftar şeklinde tuttuğumuz partilerin asıl amaçlarını öğrendikçe, bir taraftan kırılganlık ve kızgınlık, diğer taraftan gerçeğe giden yolda vesile olan Sivas katliamı... Karmaşık ve bir o kadar da sade. Kim dosttu? Kim düşmandı? Nedenler,niçinler,... artık netleşmeye ve safların belirginleşmeye başladığı süreç ilerlemeye başlamıştı. Siyasal faaliyetlerimden dolayı 14 yıl kaçak yaşamak durumunda kalış, çekilen acılar, yokluk ve yoksulluk, işsizlik.  Asla geri adım atmamak ve asla pişman olmamak. Çocuklarımıza mutlu ve mesut yaşayacakları bir dünya kurma özlem ve mücadelesi. Gezi için düşündüğüm şeyi tek bir cümleyle özetlemem gerekirse, sanırım o Karl Marx'ın şu sözü olmalı; "Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser" olur. Doğa katliamları da bu sistemden ve onun kar hırsından bağımsız düşünülebilir mi?

3- Gezi olayları senin için nasıl başladı?

Gezi sürecinde Bodrum'da ikamet etmekteydim. Belki bilinenin tekrarı gibi olacak ama tekrar hafızaları yenilemek adına süreci kısaca özetlemek yararlı olabilir. 1980 askeri darbesi ve toplumun üzerine atılan ölü toprağı, insanların bireycileştirilme süreci, toplum mühendisliğinin en ileriden uygulanması, "gemisini kurtaran kaptan" anlayışının toplumun büyük bir çoğunluğunda vücut bulması. Devlet ve yönetenlerin bir bütün olarak geleceğimizi ipotek altına alma çalışmaları, toplumları birbirine karşı kışkırtarak bin yıllardır oluşturulan ön yargıları ısıtıp ısıtıp önümüze sürmeleri, bizleri daha kolay yönetecekleri her türlü alt yapıyı kurmaları. Özellikle medya aracılığıyla her şeyin ters yüz edildiği ve yalanın gerçek niyetine soframıza sunulduğu süreçler zinciri. Bana göre gezi süreci sonuçlarından değerlendirdiğimizde bir taraftan birlikte mücadele etme eğilimini ortaya çıkarırken, diğer taraftan da bu isteğin karşılanamamış olmasından, sistem için bir gaz alma operasyonuna dönüştürülmüştür. Sistem kendi içinde boğmaya çalışırken, muhalif olduğunu iddia eden kesimler de buna çanak tutmuştur. Her alana çıkan bir değer dayatmasıyla, hedefsizlik içine girilmiş ve iş mecrasından çıkmış, bir süre sonra neden sokağa çıktığı bile anlaşılmaz duruma girilmiştir.

4- Gezi olaylarına girme sebebin neydi?

Gezi direnişine girme sebebim hem mesleki, hem de toplumsal mücadeleye olan duyarlılıktan dolayı. Bir şeyleri belgeleme ve olan şeylere şahitlik yapma. Devletin gerçek yüzünü, fotoğraf, video ve izlenimlerle insanlara ulaştırma. Kısaca "işte devlet bu" deme.

5- Gezi olaylarıyla beraber hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Gezi direnişiyle beraber hayatımda en önemli değişiklik toplum tarafından bu gençlikten bir şey olmaz yaklaşımının yerle bir olması ve gençliğin aslında PC başında otururken hiç de sanıldığı gibi ilgisiz alakasız konularla uğraşmadığı görüldü. Bizim yıllarca anlatmaya çalıştığımız şeyin bir çırpıda anlatılması ve anlaşılması sağlanan bir süreç oldu. Yazdıkları sloganlarla hem takdir hem de öfke topladılar. İyi ki varlar.

6- İnsanlara nasıl bir mesaj vermek istersin?

Anlayana Gezi bir mesaj verdi aslında. Ancak alındı mı? dersek, ben alınmadığı kanısındayım. Toplumsal değişimler zordur. Sizin için değer olan bir şey başka birisi için bir anlam ifade etmeyebilir. İnsanlar haklarını öğrendiği ve başkalarının da kendi hakları olduğunu düşündüğü şeylerden yararlanmasını gerektiğini öğrendikçe, durum normalleşmeye başlar ve bizler de paranoyalarımızdan kurtuluruz. Kürt diliyle, Alevi inancıyla, Ateist inançsızlığıyla, Müslüman yaşam biçimiyle, Ermeni, Rum, Laz, Çerkez... herkes kendi öz kültürüyle yaşayıp bu ülkeyi haklar ve halklar mozaiği yaptığımızda, sadece siyah beyazın tonlarından oluşan renkler dışında yaşamın yedi rengi olduğunu görüp kabul ettiğimizde, işte Gezi geri dönmüş ve toplumun Geziden öğrendiği bir şeyler olmuş diyebiliriz. Bütün çabamız ve yapmaya çalıştığım şey de budur. Bu olanak bana tanındığı ve düşüncelerimi ifade etme şansı verildiği için, herseydenkonusmali.blogspot.com 'a teşekkürler.


Yazan : @yusufagcicek

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI