Siyah Beyaz Bir Hayat Bu'nun Doğum Gününde Buluştuk

YAZAR : Salı, Eylül 12, 2017
Birkaç hafta kadar önce sevgili Kübra'nın günlerce üzerinde çalıştığı etkinliğine davetliydim. Etkinlikte hem Kübra'nın doğum gününü hem de yaklaşmakta olan 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutladık. 

Bu upuzun masa günün ilerleyen saatlerinde birçok farklı şehirden gelen bloggerlar, onların keyifli sohbetleri ve sponsor firmaların ürünleriyle dolup taştı. 

Yepyeni bloggerlarla tanışmak ve önceden tanışıp ne zamandır görüşemediklerimle görüşmek çok keyifliydi. Ve sanıyorum her birimizin yüzünden bu keyif okunabiliyor. Şehir dışından üşenmeyip, tüm güzel enerjileriyle bizlerle olan blogger dostlara da ayrıca kocaman teşekkürler.


Buluşma sponsorlarımızın her biri bir arada. Sponsorlarımızdan bir diğer postta detaylıca bahsedeceğim.






Bizleri bir araya getirdiğin ve keyifli bir gün yaşattığın için çok teşekkürler Kübra'cım. Yeni yaşın sana dilediklerini getirsin. Kocaman sevgiler :)

İngilizce'yi Kolay Öğrenebiliyor Muyuz?

YAZAR : Cumartesi, Eylül 09, 2017

Her birimizin bildiği gibi uluslararası dil olarak bir seçim olmasa da yaygın olduğundan İngilizce seçilmiş. Bu nedenle dünyaya gelmiş olan her insandan İngilizce'yi çat pat da olsa bilmesi bekleniyor. Beklentinin ötesine geçmek gerekirse de birçok bilgiye ilk kaynaktan ulaşabilmek İngilizce bilenler için çok daha kolay ve faydalı oluyor.
Yaşadığımız internet çağında kocaman dünya adeta sıkıştırılmış bir şekilde önümüze seriliyor ve biz dilediğimiz yere, dilediğimiz şekilde ulaşabiliyoruz. İşte bu dolanımın kolaylığı için bile İngilizce bilmek zorundayız.
İyi bir işe girebilmek, kariyer basamaklarını daha hızlı çıkabilmek, akademik eğitimimizi zorlanmadan ilerletebilmek için İngilizce hep bir ön koşul. Hepsi bir kenara bizler için de bir artı, bir kültür katkısı.

İngilizce'yi biliyor olmanın faydaları elbette saymakla bitmez. Bu nedenle çok da fazla uzatmak istemiyorum. Asıl konu İngilizce'yi nasıl kolayca öğrenebileceğimiz. Son yıllarda birçok aile çocuklarına daha çok küçükken bu dili öğretmeye başlıyor çünkü tazecik beyinler yeni her bilgiyi bir sünger gibi içine çekebiliyor. Okul hayatı başladıktan sonra ise hep bir nebze yorulan beynin her şeyi kolayca öğrenememesi hem de zaten onlarca bilgiyle doldurulmaya çalışıyor olmasından yeni bir dil öğrenmek genellikle kolay olmuyor. İşte bu noktada hayatımıza özel ingilizce dersleri ya da ingilizce kursları giriyor.

Ben yeni bir dil öğrenmeye okulumda başlamış olsam da ilerletmek için şehrimde bulunan bir kursa gitmiş ve dil bilgimi oldukça yüksek seviyelere getirebilmiştim. Günümüzde ise İngilizce için tavsiye edilen kurslardan biri Wall Street English olmuş. Yakın arkadaşlarımdan sıkça duymaya başladığım bu kursta İngilizce öğrenme başarısının oldukça yüksek seviyelerde olduğunu öğrendim. Bu nedenle de sizlerle paylaşmak istedim.

Benim için bir İngilizce kursunda olması gereken İngilizce'ye gerçekten tam anlamıyla hakim bir öğretmen ve bu öğretmende bulunması gereken öğretebilme yeteneği. Hiç kimsenin sıkıştırılarak, zorlanarak bir yabancı dil öğrenebileceğine inanmıyorum. İşte bu nedenle yeni bir dil öğrenmek için gideceğimiz kursları çok iyi araştırarak seçmeliyiz.

Sizlerin de bu konu hakkındaki fikirlerini çok merak ediyorum. Sizler İngilizce'yi kolay öğrenebildiniz mi? Ya da çeşitli zorluklar yaşadınız mı? Bir dil bir insan ise haydi hepimiz yeni bir dil öğrenebilmek için kollarımızı sıvayalım. Sevgiler.

Dangal

YAZAR : Pazartesi, Ağustos 28, 2017
Sizin oralarda da Dangal fırtınası esiyor mu? Benim burası çok rüzgarlı. Beni ittikçe itti Dangal'a doğru ve izledim sonunda. Hint filmlerine hep bir ön yargı besliyor olsam da izlemeye başladıktan sonra her şey geçiveriyor. Her şey oynat tuşunu basana kadar yani ;) Dangal için de öyle oldu.

Konunun güreş üzerinden gitmesine, bir babanın hayallerini kızları üzerinden gerçekleştirmeye çalışmasına rağmen harika bir hikaye. Bir oğlu olması ve onunla hayallerini gerçekleştirebilmek için elinden geleni yapan Mahavir tüm çabalarının karşılığını dört kız çocuğuna sahip olmakla alır. Tam da hayalini kurduğu şeyi gerçekleştiremeyeceğini düşünürken iki büyük kızının bir erkek çocuğunu güzelce dövdüğünü öğrenir. 

O gun Babita ve Geeta için hayatlarının dönüm noktası olmuş olur. Artık babaları onları güreşçi olarak yetiştirecektir. Kız çocuklarının daha doğdukları gün evlilik için eğitilmeye başlandığı Hindistan gibi bir ülkede kızlar yaşadıkları bölgenin alay konusu olurlar ve gerçekten çok ciddi sıkıntılar yaşarlar. 

Hiçbir şeye kulak asmayan Mahavir yılmadan ilerler, hedefine kilitlenmiştir. Ve hep hayalini kurduğu şeyi başarır. Kızlar ülkelerindeki en iyi dereceleri kazanırlar.
Hedeflere varmak için disiplinin ve doğru hamleleri yapmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan filmde bir de çok güzel bir baba-kız ilişkisi yaşanıyor. Duygusal sahnelerin yanısıra kıkır kıkır gülmenizi sağlayacak sahnelerin de olduğu film elbette ki eğlenceli Hint müzikleriyle daha da eğlenceli hale gelmiş. Keyifle izlediğimi söylemeliyim :)

Sizlerin de film hakkındaki yorumlarınızı merakla bekliyorum. İzlediniz mi? Sevdiniz mi? Haydi yazın, konuşalım :)
Sevgiyle...

Kaliteli Hayat İçin Uykunun Önemi

YAZAR : Cuma, Ağustos 25, 2017
Uykusuz geçen bir gecenin ardından bu yazıyı yazıyor olmam sanıyorum çok da ilginç değil. Bilmem sizler için de öyle mi ama ben uyuyamadığım gecelerin ardından geçirdiğim günlerde ya bir ateş topu gibi oluyor ya da ruh gibi geziyorum. Ben, zamanında yatağa girmeli, kesintisiz bir uyku uyumalı ve dolayısıyla da sabahleyin iyi bir vakitte uyanmalıyım. Sonra dileyin benden ne dilerseniz :)

İşte bu noktada alırken dikkat etmem gereken bazı öğeler var. Yatak, yastık, nevresim ve yatak odasının uyku ortamına hazır olması. Bugün listenin ilk sırasından konuşalım diyorum; yataklar. Vücudumuzu saatlerce emanet ettiğimiz ve dinlenmesini, yenilenmesini umduğumuz anları onunla geçirdiğimiz yatak seçimlerimizi ne kadar doğru yapıyoruz? 
Eminim yatak seçiminin önemi konusunda hepimiz hem fikiriz. Mümkünse alacağınız yatağı üzerine yatarak, üzerinde genellikle uykuya daldığınız pozisyonu alarak ve ne bileyim belki de biraz dönüp durarak test etmek gerek. Ömürlük bir eşya değil ama dediğim gibi hayatımızın önemli bir bölümü olan uyku dönemlerini üzerinde geçireceğimiz yatakları doğru seçmeliyiz.

Çok memnun olduğum yatağımı nasıl aldığımı anlatmak istiyorum ben de sizlere bu yüzden. Önce bir kamuoyu araştırması yaptım elbette. Elimde kağıt kalem kim hangi yatakta yatıyor, kim ne kadar memnun, kim hangisinden memnun değil her birini listeledim sonra bu liste üzerinden bir fiyat araştırmasına girdim. Evin bütçesi önemli tabii ki. Ve ardından da belirlediğim yatakları denemeye geldi sıra. Söylediğim gibi üzerlerine yattım bir süreliğine ve hatta birkaçında dönüp durdum :) Bu esnada satış görevlisine kulak vermek de çok önemli. Sizi doğru yönlendirecek olan görevliyi daha ilk anlardan anlarsınız zaten. Tüm bu bileşenlerin sonucunda yıllardır çok dinç kalkabildiğim bir yatağım var. Ne var ki yatağı değiştirme zamanı yaklaşıyor bu nedenle benzer bir telaş yaklaştı. Bu kez arkadaşlarıma en kaliteli yataklar sizce hangisi diye sorduğumda çoğunluğun cevabı Yatsan oldu. 

Otantique Yatak

Switzerland Yatak
İlk aşamada seçtiğim yataklar bunlar. Ve şimdi sizlere kulak verme zamanı. Umarım aranızda bunları kullananlar vardır. Yatsan'dan memnun musunuz ve tavsiye edeceğiniz bir yatağı var mı? Ya da siz hangi yataktan memnunsunuz bana yazın lütfen. Cevaplarınızı merakla bekliyorum. 
Sevgiyle :)

Deha - Gifted

YAZAR : Cumartesi, Ağustos 19, 2017
Bir zekanın eksik olması bir de çok zeki olmak her zaman sorun teşkil eder bilirsiniz. Zeka eksikliği hayatınız boyunca aldatılmanıza, dalga geçilmenize, kullanılmanıza sebebiyet verirken çok zeki olmak ise bir deney objesine dönüşmenize neden olur. Dayısı tarafından büyütülen ve çok ama çok zeki olan Mary de bu çok zeki çocuklardan sadece biri.

Mary artık okul çağına gelmiştir ve dayısı da onu okula gönderecektir. Okulda öğretilecek olan birçok şeyi çok çok önceden öğrenmiş ve neredeyse üniversite seviyesinde bilgi kapasitesine sahip olmuştur. Frank başlarına gelebilecekleri bilse de, Mary'i okula gönderir. Çünkü onun arkadaşları olmasını, eğlenmesini, yaşına göre davranmasını istemektedir. 

Mary daha okuldaki ilk gününde farklı olduğunu gösterir ve öğretmeninin de dikkatli olması sonucu onu özel eğitim verilen bir okula gitmesi yönünde teşvik etmeye çalışırlar. Frank elinden geldiğince bu durumu geçiştirmeye çalışsa da olay sonunda Mary'nin büyükannesi Evelyn'e dek gider. Evelyn bir matematikçidir ve kendisini bir dönem bu yola adamıştır. Çocuklarını da bu yönde yetiştirmeye çalışmış olsa da işler istediği gibi ilerlemez.

Mary'nin annesi olan çok sevdiği kızı da çok ünlü bir matematikçidir ve hayatını bir formülün kanıtlanmasına adamıştır. Annesi daha küçükken kızındaki bu yeteneği farkedince onun herhangi başka bir şeye yönelmesine engel olur ve sadece matematikle uğraşmasını sağlar. Bilirsiniz ki her insan farklı yaratılmıştır. Birinin sahip olduğu hırs bir diğerinde olmaz ve Evelyn'nin de kızını fazla zorladığı anlaşılır.

Kardeşinin vasiyeti üzerine Mary'nin hayattan zevk almasını sağlamaya çalışan Frank de annesinin tekrar hayatlarına girmesiyle alt üst olur. Evelyn, Mary'i Frank'ten almaya çalışacak ve Mary'nin hayatını bambaşka bir yola sokmaya çalışacaktır. 

Bir dayı ve yeğen arasında olabilecek belki de en güzel ilişkiyi izleyeceğiniz Deha - Gifted, birçok farklı duygunuza temas edecek. Kızacak, üzülecek, gülecek, sevineceksiniz. Gözlerdeki o kocaman sevgiyi taa içinizde hissedecek ve bu filmi herkes izlesin isteyeceksiniz. Tıpkı benim gibi :)

Keyifli seyirler dilerim :)

Galaksinin Koruyucuları 2 - Guardians of The Galaxy 2

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 16, 2017
Galaksinin Koruyucuları sanıyorum ilk bölümüyle her birimizin gönlünü fetheden bir film olmuştu. Bizlerden çok farklı olmalarına rağmen bütün karakterlerle yakınlık kurmuş her birini çok sevmiştik. Hele Groot'la özel bir bağ oluşturanlardan biri de bendim :) Şimdi ikinci filmde sıra ve bence yine çok başarılılar.

Galaksinin bir nevi "ajan" ekibi olarak adlandırabileceğimiz ekibi parayı basan herkes için çalışıyor. O gezegenden bu gezegene giderlerken bu seferki işleri Sovereign gezegeni için oluyor. Gezegenin bataryasını çalan Nebula (Gamora'nın kız kardeşi)'yı alıp cezasını çekeceği yere götürmek üzere yola çıkıyorlar fakat bu kez de Rocket bir batarya çalıyor ve Sovereign'ın neredeyse tüm savaş gemileri ekibin üzerine saldırıyor. Tam da çok sıkıştıkları bir anda başka bir gemi onları kurtarıyor. İşte bu gemideki kişi Peter için çok büyük bir sürprizi barındırıyor. 

Onları kurtaran adam tanrısal güçlere sahip olan Ego'dur ve kendisi Peter'ın gerçek mi gerçek babasıdır. Peter yıllar sonra babasına kavuşmanın heyecanının yanı sıra onun bir de tanrısal güçlere sahip olduğunu öğrenince aklı başından gider ama ilerleyen zaman hiç de hayal ettiklerini karşılayacak nitelikte olmayacaktır.

Ekibin başına hiç umulmadık, karmakarışık olaylar gelir ve bir anda Yondu yardımlarına koşar. Gamora'nın kardeşi Nebula bile onlara yardım eder. Ego'nun bir nevi evcil hayvanı rolündeki Mantis de saf değiştirip Koruyucular'ın yanında yer alır. 

Baştan sona eğlence ve aksiyonun sürüp gittiği Galaksinin Koruyucuları filmi görselliğiyle ve elbette ki müzik seçimindeki kalitesiyle de hayran olunası cinsten. Türü sevenler için mutlaka izlenmesi gerekenlerden. Ve bir itiraf Baby Groot aşkım depreşti yeniden <3

Keyifli seyirler dilerim. 

Ankara'da Yeni Bir Blogger Buluşması

YAZAR : Salı, Ağustos 15, 2017
Uzun süredir takip ettiğim dahamutluyuz.com sitesinin sahibesi Yurdagül hanımdan bir süre önce bir çağrı aldım. Bir blogger buluşması organize ediyordu ve beni de davet etmişti. Nasıl sevindiğimi elbette tahmin ediyorsunuzdur çünkü yazılarını okuduğunuz insanlarla buluşmak, aynı anı paylaşmak her zaman için çok özel bir duygu oldu benim için. 

İşte tam da bu nedenle koşa koşa gittim buluşmaya ve herkesle tanıştığımda da iyi ki gitmişim dedim. Buluşmaya şehir dışından bile katılan arkadaşlarımız vardı ve sanki yıllardır tanışıyormuşçasına keyifli bir sohbet sürüp gitti.
Buluşma mekanına girmiş ve merdivenleri çıkarken aklımdan geçenler beni gülümsetti. Neden mi? Çünkü ben her yeni ortama giderken kalbi içinden çıkacakmışçasına çarpan, yolda giderken acaba gitmesem mi endişeleri taşıyan, çekinen bir yapıya sahiptim. Ama her seferinde de bunu yenmek için elimden gelen her şeyi yaptım. İşte merdivenlerden çıkarken gülümsememin nedeni içimde hiç o kaçma hissinin oluşmamış olmasıydı. Ne mutlu bana :)

Buluşmamıza şehir dışında olması nedeniyle katılamayan Ece ablamıza inceliği ve bizlere gönderdiği çiçek için çok bir de ben teşekkür etmek isterim. Bir diğer teşekkürüm ise kıtalar arasından bizleri unutmayıp görüntülü mesaj yollayan Derya'ya olacak. Ne güzel insanlarla buluşmuş, tanışmışız bloglar sayesinde.

Tekrarının en kısa zamanda olması dileklerimle cumartesi günü birlikte olduğumuz bloglar şöyleydi:

ve ben :)


Gurme Akademi 2. Yaş Kutlaması

YAZAR : Perşembe, Ağustos 03, 2017

29 Temmuz Cumartesi günü sevgili @gurmeakademi daveti ile Çayyolu'nda bulunan Cafe Pirogi'de buluştuk. Mekana ilk giden olarak sessizliğin keyfini bir an için de olsa çıkarmak benim şansım olmuştu. Cafe Pirogi'nin yemyeşil, sakin ve huzurlu bahçesi daha ilk adımlarda içime huzur doldurdu. 

Bizler için hazırlanan soframız henüz boşken bile günün nasıl güzel geçeceğini müjdeler gibiydi. Benden bir süre sonra sevgili Kübra @siyahbeyazbirhayatbu geldi. Ve sohbetlerin tatlı güzelliği hemen o an başladı.

Cafe Pirogi'de böylesi dolu dolu serpme kahvaltı ücreti sadece 25 lira. 40-50 liralara yediğimiz ve genellikle çok az çeşitle oturduğumuz kahvaltı sofralarıyla bir karşılaştırın isterseniz ;) Muhteşem değil mi? Cafe Pirogi'de alışageldiğiniz yemekleri unutun çünkü sizi Rus Mutfağı bekliyor. Hülya Hanım menüsünden bahsettikçe çokça ilgimi çektiğini ve ilk fırsatta gideceğimi söylemeliyim.  

Karşınızda Cafe Pirogi sahanda yumurtası :) Çok şirin değil mi? Ve kalp olmuş <3 Sağ taraftaki uğur böceklerimiz için de Vildan Hanım'a çokça teşekkürler.

Gurme Akademi'nin bu güzel kahvaltı buluşması için sponsoru da Dr. Oetker'di. Bizlere bu kutuları hediye ettiler. Uzun zamandır evde tatlı yapmamıştım. En kısa zamanda her birini uygulamaya koyacağım. Köstebek Cupcake hepimizin ilgi odağı oldu. Benim özel ilgim ise Kekburger'e kaydı :)

Cafe Pirogi dış mekanının güzelliğinin yanında içeride de sıcak bir ortam sunuyor misafirlerine. İçeriye girer girmez sadelik ve huzur kokuyor sanki.

Üst katta bulunan bu oda ise benim favorim. Kitap buluşmalarımızda tam da böyle bir yere ihtiyaç duyuyoruz. Kim bilir belki önümüzdeki sezonda bir buluşmamızı burada yaparız ;) 

Günü birlikte geçirdiğimiz blogger arkadaşlarım ise şöyle;
Hemen yanımda
@oykumozgum
@siyahbeyazbirhayatbu
@nilaylifestyle
@vildan_yanmaz
@ebrulimakyajim
@bizkimizkadiniz
ve elbette @gurmeakademi


Ve son olarak sizlere bir tüyo; girişinde Gurme Akademi stickerı gördüğünüz her yerde gönül rahatlığıyla yemek yiyebilir, gözünüz kapalı sevdiklerinizi götürebilirsiniz. 

video

Bir dahaki güzel etkinlikte blogger arkadaşlarla buluşmak ve keyifli anlar geçirmek umuduyla.
Kocaman sevgiler...

Harika Bir Sunum Seti Sizin Olabilir

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 02, 2017

Misis Kitap'ın harika sunum setlerini görenleriniz mutlaka vardır. İşte Misis Kitap'tan çıkan son kitap Dimple ve Rishi Tanışınca kitabına ait son sunum seti de karşınızda. İşte bu muhteşem sunum setini instagram hesabım @herseydenkonusmali da bir takipçime hediye ediyorum. Bence çok vakit kaybetmeden siz de çekilişe katılın. Son katılım tarihi 10 Ağustos :)

Laf aramızda kitabınız yazarı tarafından imzalanmış sınırlı sayıdaki kitaplardan biri. Tam bir yaz okumalığı olan Dimple ve Rishi Tanışınca bu çekilişle sizin olabilir. Haydi sizleri bekliyorum.

Kocaman sevgiler ve bol bol şans ;)

Freya'nın Göz Yaşları...

YAZAR : Cuma, Temmuz 28, 2017
Freya'nın Göz Yaşları - Gustav Klimt
Zor zamanlar... 
Acı... 
Göz yaşları akmak isterken kirpiklerin tam ucunda kalakalır. 
Akmalı mıdır? 
Altın tanecikleri gibi değerlidirler bazen kimi zamansa sadece tuzlu birer su damlası. 
Tarihe not düşülmesi gereken konuşmalar yapıldığında es geçilmeden not düşülmelidir o ana. 
Bunun da bir aşama, bunun da bir sınav, bunun da bir ders olduğunu hatırlatmalıdır insan kendine.  
Akmaz göz yaşları çünkü o an değerlerini anlarlar.
Birer altın tanesi nasıl kopup gider ki bütün olduğu yerden?
Zor geçer zaman...
Çünkü karşısında, ona anlam ifade eden her şey durmaktadır.
Ve kim bilir...
Belki de en içinde gitmek istemektedir.
Bir kere daha acır içi......
Neden?, Neden?, Neden?, Neden? ...
Cevap ne mi?
Belki sevgi, belki sevgisizlik, belki hayat, belki şartlar, belki de...

Hayal kırıklıkları :)



Sevgiyle...

Nasıl Hep Mutlu Olabiliyorum?

YAZAR : Perşembe, Temmuz 27, 2017
Geldim dedim ama yine yazamadım, sözümü tutamadım kusura bakmayın ama yaşıyorum haberini vereyim dedim. Yaşadığıma dair işaretleri instagram hesabımda görebilirsiniz aklınızda olsun. Orada daha çok eğleniyoruz ;) İnstagram hesabım ne mi? @herseydenkonusmali

Şimdi gelelim bahsetmek istediğim konuya. Son günlerde instagramdan sürekli olarak nasıl hep böyle gülebildiğime, kimsenin bu kadar mutlu olamayacağına, gerçek şeyleri yansıtmadığıma dair mesajlar alıyorum fakat beni tanıyanlar bilirler ki her şey gerçek, herşey olduğu gibi. Sadece her şeye, genelin aksine, farklı açılardan bakmayı öğrenmeye başladım. Öğrendim diyemiyorum çünkü hala karşısında donup kaldığım, kendimi toparlayamadığım ve elbette sinirlendiğim onlarca şey yaşıyorum. Bu durumlarda yapabildiğim tek şey çeşitli yöntemlerle kendimi sakinleştirmek.

İlk olarak; her birimizin daha dünyaya gelmeden önce yaşayacaklarımızı seçtiğimize inanıyorum. Almak istediğimiz derslere dair hoşumuza gidecek ya da gitmeyecek birçok olayı kendimiz için hazırlıyoruz. İşte buna inandığımdan ne yaşarsam yaşayayım, ne kadar üzülürsem-sinirlenirsem-hayal kırıklığına uğrarsam uğrayayım bunun benim için olduğunu ve bana iyi geleceğini bilerek yaşıyorum. Aslında bu her şeyin temeli oluyor. Nasıl mı? Birazdan anlayacaksınız ;)

Kendim için uyguladığım bir diğer şey ise "An"da kalmak. Herkesin dilinde "anı yaşa", "anda kal" vs. Ben uygulamaya başladım. Keşkeleri, acabaları elimden geldiğince hayatımdan çıkardım. Böylece olmuş ve bitmiş hiçbir şey için canımı sıkmıyorum zaten biliyorsunuz ki sıksanızda bir şey değişmeyecek :) Geçmişi böyle örterken gelecek için de şöyle düşünüyorum; olacak olan her şey hayrıma. İşte bu da bizi ilk inanışıma götürüyor.

Eh tabii bunları düşünerek kendimi ortalara salıp bırakmıyorum. Emeksiz yemek yok ;) İşim, hobilerim, doğa, sevdiklerim her şeye zaman ayırmaya çalışıyorum. Canımı sıkan, gereksiz şekilde zamanımı çalan şeylerden uzaklaştım. Sanıyorum yaklaşık 1,5 yıldır televizyon izlemiyorum. Tabii bunun içine diziler, saçma sapan yarışma programları gibi şeyler giriyor. Benim televizyonumda ya belgesel kanalları açık oluyor ya da filmler. Bunun haricinde kendisiyle görüşmüyoruz.

Bir de evrene inanıyorum. Ona ne verirsem bana geri vereceğine, istediklerimi ama taa en içten istediklerimi gerçekleştireceğine ve beni sevdiğine. Siz de inanın :)

Bu hayatı sadece bir kere yaşayacaksam tadını çıkarmalı ve anı yaşamalıyım. Kendime unutulmaz anılar bırakmalı, yanımda olanların değerini bilmeli ve bu anları mümkün olduğunca keyifle geçirmeliyim. Evet, bu hayat şartlarında anlattıklarımı yapmak pek kolay değil ama zor da değil. Yapmaya başladığınızda size ne kadar iyi geldiğini görecek ve ne demek istediğimi anlayacaksınız.

En kocaman sevgilerimle... 



Güneş Gözlüğümü Kaybettim!

YAZAR : Salı, Temmuz 11, 2017
Yaz geldi ve ben güneş gözlüğümü kaybettim. Şimdi benim için zor bir süreç başlıyor. Yeni bir güneş gözlüğü seçmek zorundayım ve bu benim için hiç de kolay bir süreç değil. Bu seçimimde birçok farklı kanaldan modelleri elemeye çalışacağım elbette ama sanıyorum en uygun fiyatlara internetten ulaşabileceğim.

Daha önceki güneş gözlüğü alışverişimi Atasun Optik'in neredeyse sonsuz sayılabilecek çeşitli modellerinden seçerek tamamlamıştım. Bu sefer de Atasun Optik'in internet sitesinden alışveriş yapmaya karar verdim. Atasun'un kadın güneş gözlükleri kategorisine hiç baktınız mı bilmiyorum ama baktıkça bakası geliyor insanın. Siteden birkaç tane güneş gözlüğü almadan çıkabilirsem, yakınlarıma söyledim, beni tebrik edecekler :)



Atasun Optik'in kalitesine ve hizmet anlayışına sonuna kadar güvendiğimden internet alışverişimi de rahatça ve huzurla yapacağım da sanıyorum hepinizin malumudur. Güneş gözlükleri, özellikle son yıllarda her birimizin vazgeçilmez aksesuarlarından. Eskiden yalnızca yazın, çok güneşli ortamlarda kullanımı tercih edilirken artık yaz kış, gözlerimizin korunmasına ihtiyaç duyduğumuz her ortamda kullanabildiğimiz bu aksesuarlardan birkaç farklı modelde edinmek de her birimiz için bir nevi ihtiyaç. 

O halde ne duruyoruz? Atasun Optik'in internet sitesi beni bekler, ben birkaç tane güneş gözlüğü seçip geliyorum :)

Sevgilerimle...

Blogger tarafından desteklenmektedir.