Pazar, Şubat 23, 2014

Lütfen Biraz Özen!

Herkese Hera'dan selam var :) Biz bu sabah yürüyüşümüzü farklı bir güzergahta yapalım dedik, Anıtkabir etrafındaki yola çıktık. Tasmamızı çözdük, her yeni kokuyu özellikle durup kokladık, inceledik ve yolumuza devam ettik. Yepyeni arkadaşlar edindik taaa  ki karşı kaldırımdaki Pascal bizi görüp yola fırlayana kadar her şey çok güzeldi.

Pascal da bizim gibi tasmasız, yeşillikler içerisindeki parkta, bu güzel günün tadını çıkarıyordu. Köpekler birbirlerini görünce dayanamaz bilirsiniz. Ben birbirlerine gidebileceklerini tahmin edip Hera'yı hemen bağladım fakat Pascal birden yola koştu.
Yüreğim ağzımda saniyeler içerisinde olanları izlerken arabaların durmadığını fark edip yola koştuk dursunlar diye. Kazayı kıl payı atlatmıştık ve derin bir ohh çekmenin zamanıydı. Pascal'ın da tasması takılınca hepimiz evlerimize dağıldık.
İkinci hikayemiz ise sağlık için her gün 10.000 adım sözüne inanarak çıktığım yürüyüşte karşıma çıktı. Uzun uzun anlatabileceğim bir şey değil anlık bir olay ama beni delirtti. Yüreğim cız etti. "American Pitbull Terrier" cinsinden olduğunu düşündüğüm, inanılmaz güzellikteki bir yavruyla karşılaştım Kızılay'ın kalabalığında. İnsanların etrafından gelip geçmesinden korkmuş, tir tir titriyor, korku dolu gözlerle bakıyordu etrafına. Oysaki ilk aşıları bitene kadar dışarıya, özellikle insan içine çıkarılmamaları en doğrusu. Bu yavrucağın etrafında da üç "deli"kanlı serseri vardı. Birbirleriyle tartışırken içlerinden biri paaat diye elini yavrunun üstüne atıp kaldırdı ve yine aynı sertlikte tutup farklı bir yere bıraktı.
Yani şimdi naparsın? 3 serseriyle ağız dalaşına girmemek için içim acıya acıya kötü kötü bakmakla yetinebildim. Herkes canlı bakamaz, herkese izin verilmemeli bu şekilde!

2 yorum:

  1. Köpeğim Miniği dolaşmaya çıkardığımda hep kalbim güm güm atardı. Ya büyük bir köpek çıkarsa ya ona saldırırsa diye.. Bir gün kasabın önünden geçiyorduk. İçeride kasabın kedisi varmış. Bir sn içinde 4 patisi 20 tırnağı ile miniğe atladı.. Herşey 4 sn içinde oldu etrafımız bir sürü insan doldu. Can havli ile minik kendini bana attı. İnsanlar kediyi ayırmaya çalıştı. Gidip gidip gelip ikii defa daha atladı, o sırada ben köpeğimi kucağıma aldım. Eve eli ayağım titreye titreye geldik. Ve o sokaktan bir daha geçmedik..:) İnsanın başına neler geliyor neler, neyse ki ucuz atlatmışsınız. Zaten hala arabalardan bende korkuyorum. Köpek kedi ezecekler diye, en ufak bir fren sesi, içimi acıtıyor..İkinci olaydaki o deli tiplerden çok görüyorum.. Deliriyorum. Onların elinde ne canlar can veriyor kim bilir:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef o deli tiplere aynı muameleyi benim yapasım geliyor ama nerdeee :( Arabalar o günden beri korkulu rüyam. Ödüm kopuyor bir şey olacak diye. Umarım hiç birimiz benzer bir şeyle karşılaşmayız.

      Sil

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI