Featured

8/recent

Dünya Uyanıyor!

YAZAR : Salı, Ekim 16, 2018

Reiki gibi şifa tekniklerini merak edenlerin, ilgilenenlerin hatta uygulayanların sayısı gün geçtikçe artıyor ve inanın bu gelişimi büyük bir sevinçle izliyorum. Duymuşsunuzdur muhtemelen aydınlanma, uyanma çağı başladı. Dünya büyük bir hızla farklı bir seviyeye geçiyor ve bunda bu uygulanan şifa tekniklerinin payı çok fazla. Kimi insanlar zaten uyanmış olarak geliyorlar dünyaya kimileri ise doğarken unuttuklarını hatırlama peşindeler.

Ben de unutulanları hatırlamaya çalışanların içerisindeyim. Özümüzde evrene, evrenin işleyişine, düzene, ruha, her şeye dair tüm bilgileri bilen ama doğum esnasında tüm bunları unutmayı seçen bireyleriz. 
Ben de yapım gereği (akrep burcu olduğumdan) gizi, sırlarla dolu olanı, bilinmeyeni bilmeye uğraşan biriyim. Uzun süre içimdeki boşluğu başka şeylerle doldurmaya çalışıp dolduramayanlardanım. Kendi çapımda araştırmalarla da bir yere gelemeyince yoluma çıkan Yeliz'le ilk Reiki eğitimine gitme cesaretini kazanmış biriyim. Canım ruh ailemden en yol gösterici ruhu olarak seçmişim onu bu hayat için. İyi ki varsın bir kere daha.

Şifa tekniklerinin birçoğuyla ülkemiz yeni yeni tanışmaya başlamış olsa da çoğunun tarihi çok eski aslında. Reiki de bunlardan sadece biri. Diğerlerine göre belki bir adım daha öne geçebilmiş olmasının nedeni bir kere inisiye olduğunuzda "reiki enerjisi" ile ölene dek çalışıyor olabileceğiniz olabilir. 
Burada bir parantez açıp inisiyasyon ne demek onu açalım. 
İnisiyasyon; bireyin, spiritüel gelişimi için, 'spiritüel tesir'i alıp aktarabilen bir üstadın kontrolü altında, bir düzen, disiplin içinde ve bir metoda dayalı olarak bir yola girmesi, o kanala, intibak etmesi, uyumlanması ve o yolculuktaki eğitimi şeklinde tanımlanabilir. İnisiyasyon sözcüğünün kökeni, Latincede "bir yere girme, iştirak etme, katılma, kabul edilme, başlama" anlamındaki "initium" sözcüğüdür. (İsmail Bülbül- Reiki, İlahi Aydınlanma kitabından alıntıdır)

Yani, her teknikte uygulayıcı olabilmek için eğitmenlerden, masterlardan, üstadlardan ya da o teknikte hangi isimle adlandırılıyorlarsa onlar tarafından inisiye edilmeden o tekniği uygulayamıyoruz. Ben Reiki tekniğinde birinci ve ikinci aşama inisiyasyonunu Sibel Kökeş'ten aldım ve Ankara'da Reiki alacak olanlara kendisini tavsiye ediyorum. 

İnisiyasyonun bir diğer önemli noktası da doğru inisiyasyonu alabilmektir. Maalesef günümüzde masterlar çok büyük gruplara, kimi zaman kişilerle hiç temasta bulunmadan inisiyasyon yapmaktadır. Bu uygulamanın doğru olmadığını düşündüğümü söylemek zorundayım. İnisiye edilen kişi ile masterı hocamın tabiriyle 'gümüş bir iple bağlanır' ve artık Reiki ile ilgili her sorunda ona danışabileceksinizdir. Bu yüzden birebir eğitimi tercih ettiğimi illa bir grup çalışması olacaksa bu eğitimin de 5 kişi sınırını aşmaması gerektiğini söylemeliyim.

Bir sonraki yazıda ilk Reiki inisiyemi, neler yaşadığımı, neler gördüğümü yazayım. Böylece Reiki'ye de giriş yapmış oluruz.
Sevgiyle kalın 💜  



Yeniden Merhaba...

YAZAR : Pazar, Ekim 14, 2018

Uzun bir zamandır yoktum. Gelmek isteyip gelemedim maalesef. Hep bir güç beni buraya yazı yazmaktan alıkoydu ama sanıyorum bu kez çok kararlıyım. Hem de bu olmadığım dönemde neler yaptığımdan bahsederek başlayayım istiyorum. Nelerle ilgileniyordum, hayatımda ne değişiklikler var, neden gelemedim vs. Bir kısmınızın çok ilgisini çekeceğini düşünürken bir kısmınızı da hiç ilgilendirmeyecek biliyorum ama bence bu kez başlayalım.
İlk konu Reiki olsun. Reiki nedir? Neden bu uygulama yapılır ve nasıl yapılır? gibi sorulara cevap vereyim. Neden mi? Çünkü merak ediliyor :)
Çok spiritüel bir dünyada gezeceğiz sizlerle bu yazılar esnasında ama bir yandan da çok dünyada olacağız, ayağımız toprağa basacak ;) Aksi halde kaybolmak çok yüksek bir ihtimal. 
O halde yakında görüşmek üzere diyelim.
Sevgiyle

Tüp Bebek Konusunda Kafanız mı Karışık?

YAZAR : Çarşamba, Ekim 10, 2018
Harika bir yaz mevsimi geride kalırken sanıyorum birçoğumuz sayısını unutabileceğimiz kadar çok düğüne katılmışızdır. Eğlendik, oynadık, onlar için güzel dileklerimizi dile getirdik…

Güzel aileler kurmak için ilk adımı atan arkadaşlarımdan biri çok fazla çocuk istiyor olmasına rağmen olmadığından endişe duymaya başladığından bahsetti. Bu durum özellikle son yıllarda tüm dünyada sık görülen bir durum olmaya başladı. Belki aldığımız besin değerlerinin kalitesizliği, belki hava kirliliği, belki maruz kaldığımız zararlı frekanslar ve belki de sadece genetik bir durum. Nedeni ne olursa olsun bu konuda ehil ellerde olmaları gerektiğine ve ciddi bir araştırma yapmaya karar verdik.

İlk hedefimiz benzer durumları yaşayan arkadaşlarımıza danışmak oldu. Onların bizleri yönlendirmelerine izin verdik. Aldığımız tavsiyeleri not aldıktan sonra ise internette bu durum için gidebilecekleri ve bize tavsiye edilen yerleri araştırmaya başladık. Tüm bu süreç sonunda onlar için en iyi seçimin Tüp Bebek Uzmanı Dr. Bahçeci olduğunda hemfikirdik.

 Bu konuda kafasında soru işareti olanlar için doktor beyin örnek bir videosunu buraya bırakmak istedim belki sizlerin de aradığınız yer burasıdır; “Hamile kalamıyorum, tüp bebek mi yaptırmalıyım?”

 

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 29, 2018
                                          
Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.
Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Casper’dan Yapay Zeka Teknolojisi: Casper VIA A3 Plus

YAZAR : Pazar, Ağustos 19, 2018
                                        
Türkiye’nin teknoloji markası Casper, yeni akıllı telefonu VIA A3 Plus’ı kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Yapay zeka teknolojili 4+4 çekirdekli Helio P60 işlemcisi ve 6GB belleği ile VIA A3 Plus yüksek performans sınırlarını zorluyor. Ürünün lansmana özel fiyatı 2.699 TL olarak satışa sunuldu.
Casper’ın yapay zeka teknolojisiyle desteklediği yeni üst seviye telefonu VIA A3 Plus piyasaya çıktı. Yüksek performans ve gelişmiş kullanıcı deneyimi sunan Casper VIA A3 Plus, “’akıllı telefon’’ kavramını yeniden yorumlayarak, ‘’hem akıllı hem zeki’’ mottosuyla ön plana çıkıyor.
Performansı ölçerek öğrenme, infrared yüz tanıma ve gerçek zamanlı fotoğraf geliştirme deneyimlerini öğrenebilen Casper VIA A3 Plus, kullanıcılara en gelişmiş teknolojiye sahip akıllı telefon deneyimi yaşatacak. Yapay zeka yeteneği sayesinde telefon, işlemciyi zorlamayan oyunlarda yüzde 12, işlemciyi zorlayan oyunlarda ise yüzde 25'e varan oranlarda pil tasarrufu sağlıyor ve bu sayede daha uzun süre performanslı oyun keyfi yaşatıyor.

Helio P60 ve 6GB RAM  ile Kesintisiz Hız
Casper Via A3 Plus, 4+4 çekirdekli Mediatek Helio P60 A73 işlemcisinde bulunan yapay zeka desteğiyle her uygulamada yüksek performans gösteriyor. 6GB RAM destekli Casper VIA A3 Plus yüksek benchmark skorları elde ederek kesintisiz oyun keyfi yaşatıyor. 80 farklı uygulamanın arka planda çalışmasını sağlarken tek bir dokunuşla başka bir uygulamaya, beklemeden hızlıca geçişler sağlıyor.
                                                                    
Infrared Kamera ile Güvenlik Ayrıcalığı
Casper VIA A3 Plus’ın en dikkat çeken özelliklerinden biri de yüz tanıma teknolojisi. Infrared kamera, yüzü en ince ayrıntısına kadar inceliyor ve gözle görülemeyen farklılıkları bile kolaylıkla algılayabiliyor. 256 adet yüz noktasını ve 16 yüz şeklini ayırt edebilen Casper VIA A3 Plus, tüm ortamlarda yüz tarama sağlıyor. Infrared kamera; kullanıcıları karanlık ortamda, şapkalıyken veya gözlüklüyken de 0.2 saniye içinde algılayıp, telefon açılmasını sağlıyor.

Düşünen ve Öğrenen Kameralarla Benzersiz Deneyim
Yapay zeka teknolojisinin en önemli özelliği olan öğrenme, kameraları kullanırken ve fotoğraf çekerken de büyük kolaylıklar sağlıyor. Yüksek performanslı 16MP RGB renkli ön kamera, en zorlu koşulda bile canlı ve aydınlık fotoğraf çekilmesine olanak sağlıyor. Geniş piksel aralığı ve 400nit parlaklığa sahip olan LED Flash; kapalı alanlarda, atmosferik gece çekimlerinde ve kalabalık portrelerde aydınlık ve berrak fotoğraflar çekilmesini sağlıyor. Ortam ışığını otomatik algılayan, sahne tespiti yapan ve objeleri tanıyan 16+5MP arka kameralar, kullanıcılara kaliteli fotoğraflar çekme olanağı sunuyor. Yapay zekanın nesne tespit özelliği sayesinde, odak istenilen şekilde ayarlanıyor ve odaklanmayan noktalar profesyonel fotoğraf makinelerinde olduğu gibi bulanıklaştırılıyor. Ayrıca VIA A3 Plus çekilen fotoğrafları keskin hatlar ve geliştirilmiş odak teknolojisine sahiptir.

Daha Büyük Ekran, Daha Dayanıklı Tasarım
Casper, yeni telefonunda Helio P60 yapay zekalı işlemcisi ile teknik donanımları üst seviyeye çıkarırken, tasarım ve dayanıklılığı da göz ardı etmiyor. Uçtan uca çerçevesiz 6.2” geniş ekranı ve oval tasarımı ile Casper VIA A3 Plus, kullanıcıya telefonu rahatça kavrama ve kolay kullanma imkanı sunuyor. FHD+  ekranı sayesinde görüntü kalitesini de yükselten telefon, çinko çerçevesi ile de darbelere ve düşmeye karşı yüzde 25 daha fazla dayanıklılık gösteriyor.

Yapay Zeka Sayesinde Uzun Pil Ömrü
Casper VIA A3 Plus, öğrenen teknolojisi sayesinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu pil ömrü sorununu da çözüyor. İhtiyaca göre diğer programları durduran ve performansını artıran telefon, beklemede olduğu ve kullanılmadığı zamanlarda da pil tüketimini optimize ediyor. Böylece daha uzun süre kullanım imkanı tanıyan Casper VIA A3 Plus, zamanla yıpranmak yerine kendini geliştirerek daha üstün bir kullanıcı deneyimi sunuyor.

Casper VIA A3 Plus Teknik Özellikleri
İşlemci                                     : MediaTek Helio P60
İşletim Sistemi           : Android 8.1 Oreo
Ekran                           : 6.2” FHD+ Incell IPS
RAM                            : 6 GB
Depolama                  : 64 GB dahili, 256 GB microSD hafıza kart kapasitesi
Kamera                      : 16 MP + Infrared Ön Kamera, 16+5 MP LED Flaşlı arka kamera
Boyut ve Ağırlık        : 155 mm X 75.5mm X7.85mm
Pil                                : 3000 mAh
Renk                            : Oniks Gri, Platin Gri
Bağlantılar                 : Bluetooth 4.2, WLAN 802.11 a/b/g/n/ac  Type-C USB
Kutu içeriği                 : AC Adaptör, USB Kablosu, Premium Kulaklık, Kulaklık Çevirici, Mat Sert Kılıf, Ekran Koruma Jelatini, Sim Kart İğnesi
                                                  
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Doğru Cümleler Kuruyor Musunuz?

YAZAR : Perşembe, Haziran 07, 2018

Gün içerisinde nasıl cümleler kurduğunuza hiç dikkat ettiniz mi? Daha çok olumsuz mu konuşuyorsunuz? Güzel bir şey söylemeye çalışırken bile seçtiğiniz kelimeler olumsuz ve kötü ifade içeren kelimeler mi? Haydi bu yazıyı okuduktan sonra kelimelerinize dikkat edin ve olduklarınız size mantıklı geldiyse, onları her yakaladığınızda düzeltin. Başlayalım mı?

Önce bilimsel olarak girelim konuya;
Doktorlar, pozitif kelimeler kullanmanın beynin ön lobunu geliştirdiğini söylüyorlar. Günlük hayat içinde pozitif ifadeler kullanarak beynin ön lobunu kuvvetlendirip onu daha etkin kullanmamızı sağlıyor. Çok fazla negatif ifadeler kullanmak ise stres hormonunu yükseltiyor. Stres hormonu yükselince de gün boyu kendimizi daha gergin hissediyoruz.

Pozitif kelimeler kullanmak yine beynin parietal bölgesini aktive ediyor. Böylece kendimize ve çevremize bakış açımız da pozitif hale geliyor. Bir zincir gibi bakış açımız pozitif hale geldiğinde de daha çok olumlu ifadeler kullanmaya başlıyoruz. Sizce de harika değil mi? 
Negatif ifadeler kullanan kişiler ise hem kendisine hem de çevresine karşı gergin ve şüpheci biri haline getiriyor.

Bu konuda bir çalışma gerçekleştiren doktorlar belli bir gruba 3 ay boyunca her gün onları mutlu eden 3 kelime yazmalarını istiyorlar. Bu 3 ayın sonunda bu çalışmaya katılan herkesin kendisini daha mutlu ve pozitif hissettiği, olaylara da daha pozitif baktığı görülüyor.
Ne dersiniz günde sizi mutlu edebilecek sadece 3 kelime yazmak eminim ki çok kolaydır. Bence denenebilir :) 3 ay sonunda kontrol edin bakalım hayatınızda neler değişecek.

Şimdi aynı konuya bir de başka yönden bakalım;

"İnsan zihni olumsuz mesajları algılamaz yani olumsuzluk eki ile biten bütün kelimeler zihnimiz tarafından olumluya dönüştürülerek algılanır.

Kızınız elinde çay tepsisiyle geliyor. Siz şöyle dediniz: “Kızım dikkat et sakın dökme!”


Emin olun sizi yalancı çıkartmaz, döker.
“Sigara içmek yasaktır” levhasını gören tiryakinin aklına sigara içmek düşer.
Geçenlerde bir özel okulun öğretmenlerine gittiğim bir öğrenme seminerinde orada bulunanlara şu iki soruyu sordum: “Öğrencilerin bir konuya dikkatlerini çekmek istediğinizde çocuklar burayı unutmayın” diyenlerle “burayı her zaman hatırlayın” diyenler el kaldırsın dedim.
Sonuç ne biliyor musunuz?
Neredeyse tamamı “çocuklar burayı unutmayın” diyorlarmış.
Arkasından aşağıdaki bilgiyi verdim:
Allah insan beynini iç içe geçmiş üç katman halinde yaratmıştır.
En altta, en içte ilkel beyin yer alır. Ortada limbik sistem, en dışta ve en üstte de korteks yer almaktadır.
İlkel beyin; kuşlar dahil tüm canlılarda, limbik sistem; bazı memeli hayvanlarda ve insanlarda, korteks ise sadece insanlarda bulunur.
Korteks de sağ ve sol beyin olarak iki parçadan oluşmaktadır. Öğrenme bu sağ ve sol parçalarda (lob) meydana gelmektedir.
Beynimize ulaşan ilk mesaj en ortada bulunan limbik sisteme gelir. Limbik sistem gelen mesajı değerlendirir, olumsuz ise ilkel beyine havale eder. Olumlu ise kortekse gönderir. Yani olumsuz duygular ve mesajlar, sistemi ilkel beyine, olumlu duygular ve mesajlar da kortekse yönlendirir.
Beynimizin duygusal merkezi (limbik sistem) oldukça güçlüdür. Nefret, şiddet, sinir, korku, kaygı, aşırı heyecan gibi olumsuz duygular beynin sağlıklı düşünmesini ve konsantrasyonunu yani odaklanmayı engeller.
Duygusal yönün zayıflaması öğrenmeyi de zorlaştırır. Uzmanlar beynin düşünen ve üreten parçasının (korteks) beynin duygusal parçasından ürediğini söylerler. Güven, takdir, sevgi, canlılık, mizah gibi olumlu duygular öğrenmeyi ve çalışmayı kolaylaştırarak olumlu düşünmeyi geliştirmektedir.
Her 10 kişiden 9 u çevresinde olumlu insanların olmasını istiyor ve bu tür insanlarla çalıştıklarında daha verimli olduklarını söylüyorlar. Bunu herkes istiyor ve nedense herkes o 1 kişi gibi davranıyor (kimse o 9 kişiden biri olmaya uğraşmıyor). Neden? Yetiştiğimiz kültür, neyin doğru olduğunu söylemek ve öğretmek yerine, neyin yanlış olduğunu göstermeyi önemli buluyor. Sonuç: Bize olumsuz düşünmek ve problemleri görmek daha kolay geliyor.
Filmlerden hatırlayın. Yabancılar cenazelerini gömdükten sonra “seni hep hatırlayacağız” derler. Biz “seni hiç unutmayacağız” deriz ve unuturuz.
Araştırmaların çoğu olumlu duyguların yaşamak için gıda kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.
Görmüş geçirmiş bir teyze iki torunuyla beraber gezerlerken teyzenin tanıdıklarından biri onun ve torunlarının yanına yaklaşarak torunlarını sever, onların adını ve yaşlarını sorar. Teyzenin verdiği cevap çok ilginçtir: Doktor olanı 6, mühendis olanı 8 yaşında.
Sevgili dostlar, her zaman hatırlayın: İnsanların ortaya çıkaracakları eserler genellikle yakın çevresindeki insanların kendilerinden bekledikleriyle doğru orantılıdır. Başarının en önemli anahtarlarından birisi de beynin olumlu düşünceye programlanmasıdır.
Uzmanlar bir günde ortalama 20.000 karşılıklı etkileşim yaşadığımızı söylüyor. En kısa etkileşimimiz birkaç saniye sürüyor ve her etkileşimde, kişiliğimiz üzerinde etki gücü yüksek “iyi ki varsın” veya “sen de kimsin” mesajı alıyoruz. Bizde iz bırakanlar ise bu etki gücü yüksek olumlu veya olumsuz olan etkileşimlerdir.
Kişiliğimizin temelinin bu duyguların ve anlık etkileşimlerin etkisiyle elde ettiğimiz ve kendimize atfettiğimiz değerle oluştuğunu görürüz. Özsaygı, kişilik ve özgüven değerlerinin temelinde hayatımızın ilk yıllarının hele hele 6 yaşa kadar olan mesajların önemi ve etkisi vardır.
Eğer beynimiz her detayı kaydediyorsa biz ameliyatta olanları ve yanımızda konuşulanları neden hatırlamıyoruz. Bırakın ameliyatı uykudayken yanımızda konuşulanları bile hatırlamıyoruz. Peki neden? Çünkü bunlar bilinçaltına kaydedildi, biz hatırlamıyoruz zannediyoruz.
Ameliyat anında ameliyatı yapanların “eyvah, kurşun kötü girmiş, her yeri parçalamış, bu adam ayağa kalksa da sakat kalır” gibi şeyler söylemelerinin ameliyat sonrasında olumsuz gelişmelere yol açtığının ortaya konmasıyla cerrahların ameliyat esnasında hastanın yanında olumsuz konuşmamaları kural olmuştur.
O zaman şunu bir düşünelim: Ameliyat esnasında veya uyurken yanımızda konuşulan her olumsuz ifade bizi derinden etkiliyorsa ya uyanıkken söylediklerimiz veya duyduklarımız.
Çocuklara verdiğimiz her olumsuz mesaj aslında bilinçaltına yerleştirilen tahrip gücü yüksek bir bomba gibidir. Bazıları etkisini hemen gösterirken bazıları da yıllar içerinde etkisini gösterir.
Çocuklarımıza yetişkin bir birey oluncaya kadar 144.000 defa “yapamazsın, edemezsin, olmaz, beceremezsin, inanmam, gidemezsin, başaramazsın” gibi olumsuz mesajları verdiğimizi ve bunları kullandığımızı biliyor muydunuz?
Bunların sonucunda beynimiz yanlış yükleme ve şartlandırmalarla adeta doğru düzgün çalışmayı unutuyor. Bu şartlandırmalar zamanla yıkılmaz inançlar haline dönüşüyor."
Yukarıda okuduğunuz italik yazı www.ufukonen.com.tr den alınmıştır. Bu yazı çocuklar dikkate alınarak yazılmış olsa da sizler de çocuktunuz ve kim bilir hangi olumsuz bombardımanlara maruz kaldınız? Şimdi siz kimleri bu bombardımana maruz bırakıyorsunuz? En önce kendinizi elbette. 
Olumlu, pozitif ifadeler kullanmanın bir diğer önemli özelliği de kullandığınız her kelimeyi hayatınıza çekiyor oluşunuz. En basitinden "Hayat çok zor." cümlesini sıkça kullanan biri hayatın zor olduğuna inandığından yaşadığı süre boyunca zorluklarla karşılaşmaya mahkum. 
Son günlerde sıkça duyduğum bir cümle ile de yazıyı bitirmek istiyorum.
"Allah ayağına taş değdirmesin!"
 İyi bir şey söylediğini zanneden ama söylediği kişiyi adeta taşlık araziye terkeden bir dua. Taşlı yollarda ilerlemek zorunda kalacak o kişiye kolaylıklar dilerken bu cümleyi kuranlara da şunu söylemek istiyorum;
"Allah yolunu açık etsin!" kadar güzel bir dua var mıdır? Bence artık dilinizi değiştirin ve bunu kullanın:)
Sevgilerimle...


Blogger tarafından desteklenmektedir.