Featured

8/recent

Yazılıkaya ( Midas ) Anıtı

YAZAR : Salı, Mart 23, 2021

 


21 Mart'ta tam da ekinoksta başka planlarla Yazılıkaya'ya gitme planları yapmıştım. Plan biraz bozuldu ama ben yine de oradaydım. Yazılıkaya hakkında tarihi bilgiye bir çok yerden ulaşabilirsiniz. Bu nedenle o bilgiyi hemen alıntılayıp buraya bırakıyorum;

"Dikdörtgen planlı, beşik çatılı Frig konutunun kayalara oyulmuş ön cephesini temsil eder. 17 x 16.5 metre boyutuyla Frig kaya anıtlarının en görkemlisidir. Anıtın sol üst kısmında, düzleştirilmiş ana kaya üzerindeki Eski Frigçe yazıtta geçen 'Midai' kelimesinden dolayı anıta bu ad verilmiştir. Yöre halkı ise üzerindeki yazıtlar nedeni ile anıtı, 'Yazılıkaya' olarak adlandırmıştır. Ana Tanrıça Matar'a adanmış bir açık hava tapınağıdır. MÖ 8 - MÖ 6. yüzyıl arasına tarihlenir."

Bu alıntıyı anıta çıkan yolda bulunan tabeladan yapıyorum.



Anıtın yanında insan kendisini öyle küçük hissediyor ki MÖ 8. yüzyılda nasıl bu kadar büyük ve muntazam bir yontma işlemi yapılmış hayret etmeden duramıyor. Anıtın alt orta kısmındaki niş adeta bir kapı gibi. Zaten buranın bir portal (geçiş/boyut kapısı) olup olmadığı konusunda söylentiler de etrafta dolanıyor. Törenlerde bu nişe Ana Tanrıça Matar'ın heykeli konuyormuş. Friglerin Matar adını verdikleri bu Ana Tanrıça aslında bizlerin yakından tanıdığı Kybele.




Biraz anıt konusuna mola verip yolda karşılaştığımız muhteşem şeyden bahsetmek de istiyorum.

21 Mart olduğunda mı yoksa her zaman mucizeleri görmeye niyet ettiğimden mi bilmem, sonbaharda sıcak diyarlara gitmek için ülkemizi terk eden leyleklerin dönüşlerine şahit olduk. Üzerimizden yüzlerce leylek geçiyor ve uzaklaşıyordu. Dilerim bu harika görüntüyü görmek hepinize kısmet olur.




O devasa anıtın sağından ilerlediğimizde sol tarafta önce yarım kalmış bir başka anıt ile karşılaştık.


Yola devam edince yolumuza sarnıçlar çıkıyor ve sonrasında da Akropol için bir tabela. Akropol benim için bu antik şehrin en özel yeri oldu o nedenle onu da paylaşmalıyım :)
Hoş akropolden geriye sadece tabanı kalmış o nedenle çok ümitlenmeyin ama muhteşem bir meditasyon ve enerji çalışması alanı olduğunu söylemeliyim. Aaa bir de ... Onu fotoğraflardan sonra söyleyeyim ;)







Yazılıkaya anıtının bir diğer önemli özelliği de dünyanın enerji kanalları olarak adlandırılan ana ley hatlarından birinin tam da buradan geçiyor olması. Yani burada dünyanın enerjisiyle uyumlanabilir belki de daha önce hiç deneyimlemediğiniz anlar yaşayabilirsiniz. Olması için neler mümkün?


Son olarak akropolden, yarım kalan anıta doğru çekilmiş bir fotoğraf paylaşarak yazıyı kapatayım.
Umarım bu muhteşem şehir sizleri de en az benim kadar etkilemiştir. Gidip görmenizi tüm kalbimle dilerim.
Bir daha kim bilir ne zaman yazarım bilinmez. O nedenle beni merak edenleri instagrama beklerim. Orada da @herseydenkonusmali olarak bana ulaşabilirsiniz.
Kocaman sevgilerimle :)













 

Merhaba Canım Söğüt!

YAZAR : Salı, Temmuz 30, 2019

Nerede olduğumu bilmiyordum ilk başta. Uçuyordum sanki sonsuz bir beyazlığın içinde. Sonrasında bulutların arasında olduğumu farkettim ve ardından aralandı bulutlar. Uçuyordum. Öyle kanat çırpmak değildi benimkisi süzülüyordum sadece, yönüm aşağısıydı.

Bulutlar aralandıkça aşağıda, çok aşağıda yemyeşil bir yer dikkatimi çekti. Yaklaştıkça farkettim ki kocaman bir ağaçtı bu. Sonsuzluğa uzanan dallara sahip, o güne dek görmediğim bir yeşil tonunda ve ulu bir ağaç. Süzülerek inmeye devam ettim. Ona yaklaştıkça büyüklüğü beni daha büyük şaşkınlığa uğratıyordu. Nihayet çıplak ayaklarım yumuşacık çimlere kavuştuğunda karşımda tarifi mümkün olmayan büyüklükte bir ağaç gövdesiyle karşı karşıyaydım.

Ona doğru yürümeye başladığımda bedenimin bilincine vardım. Çimenler ayaklarımı gıdıklıyor, tenimi varla yok arası bir esinti yalayıp geçiyordu. Çıplaktım fakat çıplaklık normaldi.
Tüm bunları idrak etmeye çalışırken anlam veremediğim sesler duymaya başlamıştım. Bir telaş hissettiriyordu bu sesler bana. Yapılması gereken çok iş varken bunun için çok az zaman olduğu hissi doğuyordu içime. Merakla ilerliyordum. O kocaman gövde gittikçe daha da büyüyordu.

Önüme çıkan dalların arasından geçerken bir hareketlilik çarpıyordu gözüme. Ufak tefek birileri koşuşturup duruyordu sanki. Tüylü, ufak yaratıklar mı demeliydim? Şaşkınlıktan donup kaldığım yerdeydim. Gördüklerim yaratık değil hayvanlardı. O kocaman ağacın gövdesinin çevresini dolanan tahtadan bir masa görüyordum. Bu masanın, ağacın gövdesinde kalan tarafında onlarca küçük hayvan oturmuş bir şeyler yazıyor, konuşuyor bir iş yetiştirmeye çalışıyorlardı. Kunduzlar, sincaplar, fareler, tilkiler, kurtlar ve daha nicesi anlayabileceğim şekilde konuşuyorlardı!

Ne kadar sürdü bilmem ama uzun bir süre onları öylece izledim sonra yürümeye devam ettim. Doğa sanki renklerin farklı bir tonuna bürünmüştü ve ben fantastik bir dünyaya adım atmış gibi haldeydim. Etrafımdaki çiçeklere dokunduğumda kıkırdamalar duyuyor, uçan kuşların ardında pırıltılar görüyordum. 

Bu muhteşem dünyada gezerken uyandım ya da kim bilir belki de sadece bu kadarını hatırlıyorum. Günlerce etkisinden çıkamamış o ağaca bir isim verememiş hiçbir ağaca benzetememiştim. Sonra taşındım. Evimin tam karşısında koskocaman bir salkım söğüt var. Bu yazılar da onun manzarasına karşı yazılıyor. Onu evden ilk gördüğümde "Seninle ne sohbetler edeceğiz kim bilir?" demiştim ona. Birkaç gündür ise rüyamdaki o ağacın bu ağaç olduğunu düşünmeye başladım. Bana işareti her ne ise aldım kabul ettim.

Buraya taşınmak en büyük hayallerimden birinin gerçekleşmesi demekti. O ağaç beni çok mutlu eden fantastik bir dünyanın giriş kapısı gibiydi rüyamda ve şimdi bu ağaç bana mucizelerimi müjdeliyor gibi. O halde oldu, oldu, oldu!

Reiki'yle, Theta Healing'le ve bundan sonra yoluma çıkacak ve beni aydınlatacak, bana beni hatırlatacak her kadim bilgiyle buluşmak dileğiyle. Mucizelerim için hazırım 🤗

Bu gece daha çok yıldız var gökyüzünde ya da bana daha çoğu görünüyor.
Bu gece farklı bir kokusu var rüzgarın ve farklı hışırdıyor yaprakları o ağacın.
Bu gece farklı diğer gecelerden,
Bir haber var cebinde,
mucizelerden bir müjde...



Bir Kalp Atışlık Zamanda

YAZAR : Salı, Mayıs 28, 2019

Bir kalp atışlık zamanda
Değişir dünya..
Sen değişirsin,
Duyguların değişir,
Bakışın,
Tavrın,
Fikirlerin değişir.
Yapamayacağın tek şey ise
Değiştiremeyeceğindir.

Değişmek için mi geldik dünyaya? Hatırlamak için mi? Ulaşmak için mi?
Neredeyse eminim artık, hepsi için geldik bence.
Doğarken unuttuklarımızı hatırlamak, kendimize koyduğumuz hedeflere ulaşmak ve onlara ulaşmak için değişmek için geldik.
Zor kimi zaman ama o zoru da biz seçtik. İnat ettikçe zorlaştı hayat oysa akışa bırakmak bir o kadar kolay. Çünkü akış O'ndan gelen, O'nun önerdiği. Zor olanlarsa yanındaki önerileri ☺️

Kolay yollara, hedeflere, değişmeye ...
Bir kalp atışlık zamanda
Değişir dünya..

En Sonsuz Boşluk

YAZAR : Çarşamba, Nisan 10, 2019

Sonsuz bir boşluğa düştüm...
Karanlık mı aydınlık mı bilemediğim.
Öyle sonsuz ki adım atmaya çekindiğim.
Birden bir ışık parladı tepeden. Süzülerek iniyordu sanki yoksa gidiyor muydu?
Anlamsızca ona uzattım elimi belki beni de alıp başka bir yere götürür ümidiyle. Işık demetinin içinden geçti elim. Işık gitti ben kalıverdim.
Tam da kocaman bir ümitsizliğe düşmek üzereyken elimin üzerindeki pırıltıları farkettim. Yavaşça çoğalıyorlardı elimde derken kolumda ve tüm vücudumda.
Boşlukta kocaman bir ışık topuna dönüşüverdim. 
En karanlık anın ışığı ben oluverdim.
Şimdi bir başkasına ışık olma şansı vermek için ilerlemeliydim.
Elini uzatmalıydı bana ve onun elinin içinden geçivermeliydim.
Elini uzatmalıydı ki içi umut dolsun ve uzatmalıydı ki ışık olsun.



Sonsuz bir boşluğa düşmüştüm. Vazgeçemediklerimden vazgeçirilmiş, bağımlı olduklarımdan koparılmış, umutlarım hep karartılmış, sevilmek isterken yapayalnız bırakılmış. Öylesi boş, en boş bir boşluktaydım. 
İçimdeki son umut damlasıyla son denememi yapmıştım belki de. Ve işte bu deneme en doğru denemeydi. Zamanı tam da şimdiydi. Ben bilemezdim, sen de bilemezdin, hiç kimse bilemezdi. İşte tam da bu yüzden bir kere daha denemeliydim.

Şimdi umut dolu içim. Sonsuz olasılıklar dönüyor zihnimde. Boşluğun tam tersi bir diyar önümde uzanan ve boşluğun tam tersi hissettiklerim. 

Üzüldün mü? Kaldır başını gökyüzüne. Belki bir kuş geçer tam tependen, belki yeni açmış bir çiçek çıkar yürüdüğün yolda karşına, belki hiç tanımadığın biri sana gülümseyerek geçer yanından ve kim bilir belki sevdiğin adam artık seni hatırlar.

Üzülme; o ışık demeti her birimizi bulmak için seyahatte ve düşünsene ona ulaşmaya çalışmış her el, her beden birer ışık demeti şimdi. Öyle çoklar ki 🙏🏻💜

O halde umudunu hiç yitirme çünkü hayatını değiştirmek yine senin ellerinde.
Sevgiyle...

Reiki ile İlk Tanışma

YAZAR : Perşembe, Kasım 15, 2018

Hayatımda birçok farklı şeyi hep merak ediyor olsam da her yeni adımımda da bir o kadar heyecanlanıyorum. Karakter olarak, her yeni şeye başlama anına geldiğimde içimde bir geri dönme hissi uyanır ve genelde bunu hayata geçiririm. Reiki için de aynı şeyleri hissetmiş ve kapıdan dışarıya adım atana dek kendimi vazgeçirmeye çalışmıştım. Yolda giderken de geri dönemedim neyse ki çünkü masterımın evi bana çok yakındı 😅

Daha ilk görüşte içimin aktığı bir masterım olduğu için çok şanslı olduğumu kabul etmeliyim. Onu görür görmez bütün tedirginliğim ve heyecanım geçmişti kendimi ona teslim etmiştim. Artık Reiki ile yola devam edebilirdim.

Neler yaptık neler ettik elbette detaylara çok girmeyeceğim ama sizlere neler hissettiğimden bahsedebilirim. Birçok şifa tekniği gibi Reiki de çakralarla çalışıyor ve inisiye (inisiye nedir için tık tık ) olmadan önce çakralarınızın temizlenmesi, tamamen açık olması gerekiyor.  
Eğer hayatınızda ilk defa meditasyon yapıyor ve çakralarınızla çalışıyorsanız o güne dek hiç hissetmediğiniz şeyler hissedeceğinizin, göreceğinizin ya da şanslıysanız farklı şeyler olabileceğinin garantisini verebilirim. 

Hocam üzerimde çalışmaya başladığı ilk andan itibaren sanki bedenim tüm ağırlığını yitirmişçesine hafiflemişti. Adeta uçuyordum. Başımın tepesinde birçok minik peri koşuşturuyordu sanki ve bu beni gülümsetiyordu. Nasıl bir his derseniz beyniniz gıdıklanıyormuşçasına eğlenceliydi diyebilirim ☺️

Sonra renkler geldi. Morlar, yeşiller, maviler, kırmızılar. Bir animasyon içerisinde renklerle uçuyordum sanki. Gülümsediğimi hissediyordum ve temizlendiğimi. Her şeyi başarabileceğimi, istediğim her şeyi elde edebileceğimi hissediyordum. Ve gerçekten de bu ilk adım benim değişimimin başlangıcı oldu.

İlk günkü çalışmadan çıktığımda kocaman bir heyecanla Yeliz'i arayıp gördüklerimden, hissettiklerimden ve bunun ne muhteşem bir şey olduğundan bahsediyordum. Onun da benimle heyecanlanabilmesi öyle güzeldi ki. Aslında böyle bir yola çıkarken çevrenizde sizi destekleyen insanların olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Dilerim sizler de benim kadar şanslı olursunuz.

Hocamla bu çalışmaları iki gün daha gerçekleştirdik ve sonrasında Reiki ile başbaşa kaldım. 21 gün boyunca yapmam gereken ödevler ve çalışmalarım vardı. Bu 21 günü kendim için "ruhumla tanışma" günleri olarak yorumlayabilirim. İlk defa iletişime geçmiştim onunla ve neyseki birbirimizi sevmiştik. Hala da keyifli bir iletişim sürdürüyoruz, aynı dili konuştuğumuz kesin 😉

O günden bu güne çok değiştim elbette ve birçok gelişme yaşadım. Şimdi arkadaşlarımdan, çevremden öyle güzel sözler duyuyorum ki doğru yolda olduğum ve bu konuda ilerlemem gerektiği bir kere daha onaylanmış oluyor. 

Kendimizi geliştirme yolunda sonraki adımda buluşalım diyorum. Umarım bana katılırsınız.
Sevgiyle 💜

Dünya Uyanıyor!

YAZAR : Salı, Ekim 16, 2018

Reiki gibi şifa tekniklerini merak edenlerin, ilgilenenlerin hatta uygulayanların sayısı gün geçtikçe artıyor ve inanın bu gelişimi büyük bir sevinçle izliyorum. Duymuşsunuzdur muhtemelen aydınlanma, uyanma çağı başladı. Dünya büyük bir hızla farklı bir seviyeye geçiyor ve bunda bu uygulanan şifa tekniklerinin payı çok fazla. Kimi insanlar zaten uyanmış olarak geliyorlar dünyaya kimileri ise doğarken unuttuklarını hatırlama peşindeler.

Ben de unutulanları hatırlamaya çalışanların içerisindeyim. Özümüzde evrene, evrenin işleyişine, düzene, ruha, her şeye dair tüm bilgileri bilen ama doğum esnasında tüm bunları unutmayı seçen bireyleriz. 
Ben de yapım gereği (akrep burcu olduğumdan) gizi, sırlarla dolu olanı, bilinmeyeni bilmeye uğraşan biriyim. Uzun süre içimdeki boşluğu başka şeylerle doldurmaya çalışıp dolduramayanlardanım. Kendi çapımda araştırmalarla da bir yere gelemeyince yoluma çıkan Yeliz'le ilk Reiki eğitimine gitme cesaretini kazanmış biriyim. Canım ruh ailemden en yol gösterici ruhu olarak seçmişim onu bu hayat için. İyi ki varsın bir kere daha.

Şifa tekniklerinin birçoğuyla ülkemiz yeni yeni tanışmaya başlamış olsa da çoğunun tarihi çok eski aslında. Reiki de bunlardan sadece biri. Diğerlerine göre belki bir adım daha öne geçebilmiş olmasının nedeni bir kere inisiye olduğunuzda "reiki enerjisi" ile ölene dek çalışıyor olabileceğiniz olabilir. 
Burada bir parantez açıp inisiyasyon ne demek onu açalım. 
İnisiyasyon; bireyin, spiritüel gelişimi için, 'spiritüel tesir'i alıp aktarabilen bir üstadın kontrolü altında, bir düzen, disiplin içinde ve bir metoda dayalı olarak bir yola girmesi, o kanala, intibak etmesi, uyumlanması ve o yolculuktaki eğitimi şeklinde tanımlanabilir. İnisiyasyon sözcüğünün kökeni, Latincede "bir yere girme, iştirak etme, katılma, kabul edilme, başlama" anlamındaki "initium" sözcüğüdür. (İsmail Bülbül- Reiki, İlahi Aydınlanma kitabından alıntıdır)

Yani, her teknikte uygulayıcı olabilmek için eğitmenlerden, masterlardan, üstadlardan ya da o teknikte hangi isimle adlandırılıyorlarsa onlar tarafından inisiye edilmeden o tekniği uygulayamıyoruz. Ben Reiki tekniğinde birinci ve ikinci aşama inisiyasyonunu Sibel Kökeş'ten aldım ve Ankara'da Reiki alacak olanlara kendisini tavsiye ediyorum. 

İnisiyasyonun bir diğer önemli noktası da doğru inisiyasyonu alabilmektir. Maalesef günümüzde masterlar çok büyük gruplara, kimi zaman kişilerle hiç temasta bulunmadan inisiyasyon yapmaktadır. Bu uygulamanın doğru olmadığını düşündüğümü söylemek zorundayım. İnisiye edilen kişi ile masterı hocamın tabiriyle 'gümüş bir iple bağlanır' ve artık Reiki ile ilgili her sorunda ona danışabileceksinizdir. Bu yüzden birebir eğitimi tercih ettiğimi illa bir grup çalışması olacaksa bu eğitimin de 5 kişi sınırını aşmaması gerektiğini söylemeliyim.

Bir sonraki yazıda ilk Reiki inisiyemi, neler yaşadığımı, neler gördüğümü yazayım. Böylece Reiki'ye de giriş yapmış oluruz.
Sevgiyle kalın 💜  



Blogger tarafından desteklenmektedir.