Featured

8/recent

Doğru Cümleler Kuruyor Musunuz?

YAZAR : Perşembe, Haziran 07, 2018

Gün içerisinde nasıl cümleler kurduğunuza hiç dikkat ettiniz mi? Daha çok olumsuz mu konuşuyorsunuz? Güzel bir şey söylemeye çalışırken bile seçtiğiniz kelimeler olumsuz ve kötü ifade içeren kelimeler mi? Haydi bu yazıyı okuduktan sonra kelimelerinize dikkat edin ve olduklarınız size mantıklı geldiyse, onları her yakaladığınızda düzeltin. Başlayalım mı?

Önce bilimsel olarak girelim konuya;
Doktorlar, pozitif kelimeler kullanmanın beynin ön lobunu geliştirdiğini söylüyorlar. Günlük hayat içinde pozitif ifadeler kullanarak beynin ön lobunu kuvvetlendirip onu daha etkin kullanmamızı sağlıyor. Çok fazla negatif ifadeler kullanmak ise stres hormonunu yükseltiyor. Stres hormonu yükselince de gün boyu kendimizi daha gergin hissediyoruz.

Pozitif kelimeler kullanmak yine beynin parietal bölgesini aktive ediyor. Böylece kendimize ve çevremize bakış açımız da pozitif hale geliyor. Bir zincir gibi bakış açımız pozitif hale geldiğinde de daha çok olumlu ifadeler kullanmaya başlıyoruz. Sizce de harika değil mi? 
Negatif ifadeler kullanan kişiler ise hem kendisine hem de çevresine karşı gergin ve şüpheci biri haline getiriyor.

Bu konuda bir çalışma gerçekleştiren doktorlar belli bir gruba 3 ay boyunca her gün onları mutlu eden 3 kelime yazmalarını istiyorlar. Bu 3 ayın sonunda bu çalışmaya katılan herkesin kendisini daha mutlu ve pozitif hissettiği, olaylara da daha pozitif baktığı görülüyor.
Ne dersiniz günde sizi mutlu edebilecek sadece 3 kelime yazmak eminim ki çok kolaydır. Bence denenebilir :) 3 ay sonunda kontrol edin bakalım hayatınızda neler değişecek.

Şimdi aynı konuya bir de başka yönden bakalım;

"İnsan zihni olumsuz mesajları algılamaz yani olumsuzluk eki ile biten bütün kelimeler zihnimiz tarafından olumluya dönüştürülerek algılanır.

Kızınız elinde çay tepsisiyle geliyor. Siz şöyle dediniz: “Kızım dikkat et sakın dökme!”


Emin olun sizi yalancı çıkartmaz, döker.
“Sigara içmek yasaktır” levhasını gören tiryakinin aklına sigara içmek düşer.
Geçenlerde bir özel okulun öğretmenlerine gittiğim bir öğrenme seminerinde orada bulunanlara şu iki soruyu sordum: “Öğrencilerin bir konuya dikkatlerini çekmek istediğinizde çocuklar burayı unutmayın” diyenlerle “burayı her zaman hatırlayın” diyenler el kaldırsın dedim.
Sonuç ne biliyor musunuz?
Neredeyse tamamı “çocuklar burayı unutmayın” diyorlarmış.
Arkasından aşağıdaki bilgiyi verdim:
Allah insan beynini iç içe geçmiş üç katman halinde yaratmıştır.
En altta, en içte ilkel beyin yer alır. Ortada limbik sistem, en dışta ve en üstte de korteks yer almaktadır.
İlkel beyin; kuşlar dahil tüm canlılarda, limbik sistem; bazı memeli hayvanlarda ve insanlarda, korteks ise sadece insanlarda bulunur.
Korteks de sağ ve sol beyin olarak iki parçadan oluşmaktadır. Öğrenme bu sağ ve sol parçalarda (lob) meydana gelmektedir.
Beynimize ulaşan ilk mesaj en ortada bulunan limbik sisteme gelir. Limbik sistem gelen mesajı değerlendirir, olumsuz ise ilkel beyine havale eder. Olumlu ise kortekse gönderir. Yani olumsuz duygular ve mesajlar, sistemi ilkel beyine, olumlu duygular ve mesajlar da kortekse yönlendirir.
Beynimizin duygusal merkezi (limbik sistem) oldukça güçlüdür. Nefret, şiddet, sinir, korku, kaygı, aşırı heyecan gibi olumsuz duygular beynin sağlıklı düşünmesini ve konsantrasyonunu yani odaklanmayı engeller.
Duygusal yönün zayıflaması öğrenmeyi de zorlaştırır. Uzmanlar beynin düşünen ve üreten parçasının (korteks) beynin duygusal parçasından ürediğini söylerler. Güven, takdir, sevgi, canlılık, mizah gibi olumlu duygular öğrenmeyi ve çalışmayı kolaylaştırarak olumlu düşünmeyi geliştirmektedir.
Her 10 kişiden 9 u çevresinde olumlu insanların olmasını istiyor ve bu tür insanlarla çalıştıklarında daha verimli olduklarını söylüyorlar. Bunu herkes istiyor ve nedense herkes o 1 kişi gibi davranıyor (kimse o 9 kişiden biri olmaya uğraşmıyor). Neden? Yetiştiğimiz kültür, neyin doğru olduğunu söylemek ve öğretmek yerine, neyin yanlış olduğunu göstermeyi önemli buluyor. Sonuç: Bize olumsuz düşünmek ve problemleri görmek daha kolay geliyor.
Filmlerden hatırlayın. Yabancılar cenazelerini gömdükten sonra “seni hep hatırlayacağız” derler. Biz “seni hiç unutmayacağız” deriz ve unuturuz.
Araştırmaların çoğu olumlu duyguların yaşamak için gıda kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.
Görmüş geçirmiş bir teyze iki torunuyla beraber gezerlerken teyzenin tanıdıklarından biri onun ve torunlarının yanına yaklaşarak torunlarını sever, onların adını ve yaşlarını sorar. Teyzenin verdiği cevap çok ilginçtir: Doktor olanı 6, mühendis olanı 8 yaşında.
Sevgili dostlar, her zaman hatırlayın: İnsanların ortaya çıkaracakları eserler genellikle yakın çevresindeki insanların kendilerinden bekledikleriyle doğru orantılıdır. Başarının en önemli anahtarlarından birisi de beynin olumlu düşünceye programlanmasıdır.
Uzmanlar bir günde ortalama 20.000 karşılıklı etkileşim yaşadığımızı söylüyor. En kısa etkileşimimiz birkaç saniye sürüyor ve her etkileşimde, kişiliğimiz üzerinde etki gücü yüksek “iyi ki varsın” veya “sen de kimsin” mesajı alıyoruz. Bizde iz bırakanlar ise bu etki gücü yüksek olumlu veya olumsuz olan etkileşimlerdir.
Kişiliğimizin temelinin bu duyguların ve anlık etkileşimlerin etkisiyle elde ettiğimiz ve kendimize atfettiğimiz değerle oluştuğunu görürüz. Özsaygı, kişilik ve özgüven değerlerinin temelinde hayatımızın ilk yıllarının hele hele 6 yaşa kadar olan mesajların önemi ve etkisi vardır.
Eğer beynimiz her detayı kaydediyorsa biz ameliyatta olanları ve yanımızda konuşulanları neden hatırlamıyoruz. Bırakın ameliyatı uykudayken yanımızda konuşulanları bile hatırlamıyoruz. Peki neden? Çünkü bunlar bilinçaltına kaydedildi, biz hatırlamıyoruz zannediyoruz.
Ameliyat anında ameliyatı yapanların “eyvah, kurşun kötü girmiş, her yeri parçalamış, bu adam ayağa kalksa da sakat kalır” gibi şeyler söylemelerinin ameliyat sonrasında olumsuz gelişmelere yol açtığının ortaya konmasıyla cerrahların ameliyat esnasında hastanın yanında olumsuz konuşmamaları kural olmuştur.
O zaman şunu bir düşünelim: Ameliyat esnasında veya uyurken yanımızda konuşulan her olumsuz ifade bizi derinden etkiliyorsa ya uyanıkken söylediklerimiz veya duyduklarımız.
Çocuklara verdiğimiz her olumsuz mesaj aslında bilinçaltına yerleştirilen tahrip gücü yüksek bir bomba gibidir. Bazıları etkisini hemen gösterirken bazıları da yıllar içerinde etkisini gösterir.
Çocuklarımıza yetişkin bir birey oluncaya kadar 144.000 defa “yapamazsın, edemezsin, olmaz, beceremezsin, inanmam, gidemezsin, başaramazsın” gibi olumsuz mesajları verdiğimizi ve bunları kullandığımızı biliyor muydunuz?
Bunların sonucunda beynimiz yanlış yükleme ve şartlandırmalarla adeta doğru düzgün çalışmayı unutuyor. Bu şartlandırmalar zamanla yıkılmaz inançlar haline dönüşüyor."
Yukarıda okuduğunuz italik yazı www.ufukonen.com.tr den alınmıştır. Bu yazı çocuklar dikkate alınarak yazılmış olsa da sizler de çocuktunuz ve kim bilir hangi olumsuz bombardımanlara maruz kaldınız? Şimdi siz kimleri bu bombardımana maruz bırakıyorsunuz? En önce kendinizi elbette. 
Olumlu, pozitif ifadeler kullanmanın bir diğer önemli özelliği de kullandığınız her kelimeyi hayatınıza çekiyor oluşunuz. En basitinden "Hayat çok zor." cümlesini sıkça kullanan biri hayatın zor olduğuna inandığından yaşadığı süre boyunca zorluklarla karşılaşmaya mahkum. 
Son günlerde sıkça duyduğum bir cümle ile de yazıyı bitirmek istiyorum.
"Allah ayağına taş değdirmesin!"
 İyi bir şey söylediğini zanneden ama söylediği kişiyi adeta taşlık araziye terkeden bir dua. Taşlı yollarda ilerlemek zorunda kalacak o kişiye kolaylıklar dilerken bu cümleyi kuranlara da şunu söylemek istiyorum;
"Allah yolunu açık etsin!" kadar güzel bir dua var mıdır? Bence artık dilinizi değiştirin ve bunu kullanın:)
Sevgilerimle...


Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...

YAZAR : Çarşamba, Haziran 06, 2018
''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.

                                          
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Kaybedenler Kulübü Yolda

YAZAR : Cuma, Mart 23, 2018

"Çünkü ancak en masum olduğu anda vurabilirsiniz bir erkeği"

diyerek başlamalıyım yazıya çünkü filmi izlediğinizde bu kalbinize en dokunan cümlelerden biri olacak emin olun. Kaan ve Mete; onlarca kadının peşlerinden koştuğu ve çevreleri, kullanıp attıkları kadınlarla dolu olan iki karakter. Onlara aşık olmayacak, gönlünü kaptırmayacak kadın sayısı az hatta belki bir kerecik bile olsa onlarla beraber olmaya çalışacak olanlar çok fazla ama ikisinin umurlarında bile değil. Önlerine bakıyor ve ilerliyorlar, yaşananlar çoğu zaman anlamsız.

Özgür, biraz pasaklı, kimseye minneti olmayan, entellektüel, aşkı dibine kadar yaşayabileceğin ama bağlılık arayamayacağın yani aslında hiç yaklaşılmaması gereken adamlar bunlar. Pek tabii bu adamları da dize getirecek, onları en masum anlarında vuracak kadınlar da var. 


Hikaye Olympos'ta başlıyor, ülkemizin hayran olunası noktalarından birinde ve oradan kıyı şeridi boyunca İstanbul'a dek sürüyor. Harika duraklar ve harika kişilik çözümlemeleri görüyoruz. Her cümlede, her kelimede belki de her bakışta bir anlam barındıran Kaybedenler Kulübü Yolda evet, bir çoğunuza sıkıcı gelecek. 


Filmi beğenerek çıkanların ise kaybedenlerle ufak tefek benzerlikleri olduğunu, kimi zaman onlar gibi hissettiklerini, içlerinde onlardan bir parça olduğunu, o bakışların onlar için farklı anlamlar ifade ettiğini düşünüyorum.
Yolda olmanın keyfini sonuna dek hissettirirlerken karakterlerin de kendi içlerinde bir irdelemeye, bir ilerlemeye giriştikleri bir film Kaybedenler Kulübü Yolda.
Biri alkol sorunu üzerine düşünmeye başlarken diğeri artık kök salmaya hazır iki adam. Biri sorunu kabul ettiği anda vazgeçebilecek durumda diğeri bağlanmaya hazır olduğu kadından aldığı cevapla darma duman.


Kaybedenler Kulübü Yolda ile bir yola çıkacaksınız. Bu yol kendi içinizde olacak. Ben kimim? Ne yapmak istiyorum? Ne yapıyorum? Yaşadığım hayat hayalini kurduğum hayat mı? Ne kadar eğitsem de kendimi içimde hep hayvansı bir yan kalacak mı? ...
Sorular sorular sorular...


Sizce 
"Yaşlı bir kızılderili en fazla ne kadar yanılabilir?"
Bence her zaman yanılma payımız hatta hakkımız var. 
Hayat yanılgılarıyla da güzel sayın okuyucu.
Sakın kendinize çok yüklenmeyin.


Sizin İçin Denedim; Vedette Korse

YAZAR : Çarşamba, Mart 07, 2018

Vedette Korse Modelleri

Herkese merhaba, bu gün sizlere yakın zamanda denediğim ve çok memnun kaldığım bir üründen söz edeceğim. Bildiğiniz gibi kışın gelmesi biz kadınlar arasında ortaklaşa bir soruna yol açıyor zira kış geldiğinde daha çok kilo alıyoruz.  Bunun en büyük sebebiyse hepimizin bildiği gibi kış aylarında soğuk havalardan ötürü fazla dışarı çıkamamamız ve aktif olamamamız…  Böylelikle de vücudumuzda biriken fazlalık oluşumu.
Üstüne üstlük vücudumuz soğuk havalarda gardını alarak fazla üşümemek adına yağlanmaya daha müsait olabiliyor. Zira kış aylarında herkesin bildiği gibi metabolizma daha yavaş çalışıyor. Hatta kim bilir belki de kışlık giysilere güveniyoruz. İşte, şimdi birikmiş olan bu fazlalıklardan ve yağlardan arınma zamanı zira bahar ve yaz ayları kapıda. Bu yüzden de kullandığım Vedette korse ürünlerini sizlerle paylaşmak istedim.
Bildiğiniz gibi formda görünmek hatta kilo vermek için korseler her zaman bayanların tercih ettikleri önde gelen unsurlardan olmuştur. İşte Amerikan patentine sahip olan Vedette korse modelleri de bu konuda oldukça kaliteli ve kullanışlı bir yapıya sahip. Öncelikle Vedette korse modelleri zayıflatıcı, inceltici, toparlayıcı ve hamilelik sonrası kategorilerinde 4 ayrı modele sahip bir marka. Öte yandan bu kategorilerde bedeninize uygun numaralarda ve farklı vücut sorunlarına göre 10’larca Vedette korse modeli bulabiliyorsunuz. Üstelik dilediğiniz renklerde.
Bu açıdan Vedette korse modelleri dikkatimi çekmeyi başardı zira bu zengin alternatifleriyle birçok bayan vücudunda yaşanabilecek olan farklı sorunlara çare bulabiliyor. İlk giydiğim anda bile yumuşak dokusu ve vücudu sarmalayan ergonomik yapısıyla ayna karşısında belirgin bir form oluşturdu. Hatta bir - iki beden arasında incelme sağlarken hoş bir bel oyuntusu yanında şekilli bir vücut görüntüsü de sağlıyor.
Örneğin evden hızlıca çıkacağınız zamanlarda ya da aniden bir davet - toplantı haberi aldığınızda bile kıyafetlerinizin içine giyerek formda görünmenizi sağlıyor. Ter emici pamuklu kumaş ile donatılmış spandex elastan dokusu, zayıflatıcı mikro thermalzone hava aldıran çubuklara sahip özellikleri nedeniyle de size vücudunuzda oluşan terlemeyi hissettirmiyor bile. Zira bu özel dokusu sayesinde ter emilerek mikro hava kanallarından dışarı çıkıyor böylelikle de ürün cilde hava aldırıyor. Biliyorsunuz ki iç çamaşırı ve özellikle de korse seçiminde hava geçirgen özelliklerde ürün almanız çok önemli. Hava aldıran özelliklere sahip ürünler seçmediğinizde gün boyu teninize değen bu ürünler cildinizde tahribata neden olabiliyor. Bu yüzden Vedette modelleri önerilebilir cinsten.
Öte yandan şık, parlak ve dantelli tasarımları ile özel bir iç çamaşırı tasarımı şeklinde dizayn edilmiş ki içinde kendinizi 7/24 şık hissedebiliyorsunuz. Ek olarak vücuda uyguladığı basınç doğru noktalarda ve sizi sıkmadan gün boyu içinde rahat etmenizi sağlarken hareket kabiliyetinizi kısıtlamıyor. Kısacası varlığı ile yokluğu bir olan bir korse konforu yaşatıyor. Bu yüzden zayıflatıcı thermalzone etkili Vedette bel inceltici korse modellerinin performansına güvenebilirsiniz.  

Fiyat konusunda da Vedette korse modellerinin akla yatkın etiketlerde olduğunu söyleyebilirim. Zira bir kere alın tam alın, kaliteli olsun derim. Söz gelimi bir yıkamada kendini bırakacak olan kalitesiz korse modelleri almak yerine dokusu, tasarımı, elastikiyeti ve kavrayışı ile güvenebileceğiniz Vedette’lere evladiyelik bir şekilde sahip olabilirsiniz. Ürünleri incelemek, Vedette korse modelleri ile her zaman formda - ince görünmek, kısa zamanda Vedettelerle kilo vererek form bulmak için Vedette sitesine girerek ürüne kolaylıkla sahip olabilirsiniz.

The Shape of Water - Suyun Sesi - Oscar 2018 En İyi Film Oscarı

YAZAR : Salı, Mart 06, 2018
 
Oscar'ın üzerinden daha 24 saat geçmişken filmleri yorumlamaya hemen başlamalı. 13 dalda Oscar adayı olan Suyun Sesi filmi en iyi film ödülü de dahil 4 dalda heykelciği almayı başardı. Tören öncesi orası mı çalıntıydı, burası mı şu filme benziyordu diye bir çok spekülasyon dönerken en iyi film ödülünü alması açıkçası benim için şaşırtıcı oldu. Zaten en güçlü aday da değildi bence.
Önce konudan bahsedelim, sonra dedikodulara geçeceğim:) 


Filmimiz fantastik ve de romantik. Hep devletlerin gizli araştırmaları olduğu düşünülür ya burda da öyle bir laboratuvar var. Ana karakterlerden biri olan Elisa, gizli araştırmalar yapılan böyle bir tesiste çalışan bir temizlik görevlisi. Yalnız ve sessiz sakin bir hayatı var. İşte iş arkadaşı Zelda, iş dışındaysa komşusu Giles ile beraber genelde.


 Bir dilsiz olan Elsa'nın hayatı, savaş dönemi araştırmaları için tesiste incelenen bir yaratığı Zelda ile beraber keşfetmeleriyle değişime uğruyor. Onunla ilgilenen bilim adamının bütün ikaz ve çabalarına rağmen, askeri zihin yapısıyla sadece yarar mantığı kurulup, işkenceler gördürerek hizaya getirilmeye çalışılan bir yaratık bu. Dolayısıyla herkese tepkili. Ama uysal Elisa'nın iletişimiyle her şey daha farklı ilerliyor tabii ki. İlk başlarda çok zayıf ve kısa süreli olan iletişimleri gün geçtikçe boyut değiştiriyor ve bizi de hem gülümseterek hem heyecanlandırarak koltuğa kilitliyor.


Daha fazla ne yazsam çok derine inmiş olacağım. Onun için filmi güzel, bazen de şaşırtıcı olan sahneleriyle beraber sizlere havale ediyorum. Önceden oyuncuları, müziği, yönetmeni vs vs başka bir çok adaylık ve ödülleri de olan film Oscarda 4 ödülü almayı başardı demiştim. En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi film müziği,en iyi yapım tasarımı ödülleri..


Oyunculuklar başarılıydı. Sally Hawkins'te bu konuda ödüller aldı zaten. Octavia Spencer'ı da bilen bilir.. Hem karada hem suda yaşayabilen yaratığımız ise bana ilk anda H.P.Lovecraft karakterlerini hatırlattı açıkçası.  Burdan da dedikodu kısmına bağlıyorum. 2 tarafımız var burada. Bir tarafta Jean-Pierre Jeunet cephesi, bir tarafta da Paul Zindel.


Jean-Pierre Jeunet kendisinin 1991 yapımlı Şarküteri isimli filminden esinlenildiğini iddia ediyor. Oturdum filmi izledim,benzer sahne bulamadım ben açıkçası. Jean-Pierre Jeunet Amelie filminin yönetmeni bu arada. Boş biri değil yani,eskilerden.. Diğer iddia ise Paul Zindel demiştik. Paul Zindel'in oğlu Suyun Sesi filminin hikayesinin, babasının Let Me Hear You Whisper oyunundan çalıntı olduğunu iddia etti. Hatta dava açtı.Onu bulup izleyemedim tabii ama orda da bir yunus (bizdeki yaratık) bir soyguncu (bizdeki Elisa) tarafından kaçırılıyormuş. Bu iddia bana zorlama gelmişti açıkçası.


Sonuç olarak en iyi film ödülünün en güçlü adaylarından biriydi ve kazandı. Başarılı yaratılmış bir evren, hafif kenarından komedi, romantizm, hafif aksiyon, sıcak ve sakin bir film.. Benim için en iyi film değildi, en güçlü adayımı bir dahaki gönderimde yazacağım. Ama sıkılmadan izleyeceğinizi ve memnun kalacağınızı düşünüyorum. Yorumlarınızı bekliyoruum :)

Mucize - Wonder

YAZAR : Cuma, Şubat 23, 2018
Bir insanın a'dan z'ye her şeyini belirleyen genler, eksiklikleri-fazlalıkları ya da içerisinde bulundurdukları özelliklerle çeşitli hastalıklara da neden oluyorlar. Auggie Pullman da anne ve babasında bulunan bir genin bir araya gelmesi nedeniyle yüzünde deformasyon ile doğuyor. Yıllarca onlarca ameliyat geçirse de dış görünümü maalesef genelden farklı olduğundan hayat onun için oldukça zor başlıyor.

Muhteşem bir aileye sahip olan Auggie beşinci sınıfa dek annesinin öğretmenliğiyle evde eğitim görüyor ama artık annesi Isabel Auggie'nin hayata karışması, çocuklarla bir arada olması ve mümkünse acımasız hayatta ayakta kalabilmesinin zamanının geldiğini düşünüyor. 
İnsanlar çok acımasız bilirsiniz ama çocuklar hepsinden çok daha acımasız. Auggie, ailesinin korunaklı kabuğundan çıktığı anda birçok farklı zorlukla karşılaşıyor. Elinden geldiğince karşılaştığı tüm zorluklarda da dik durabilmeyi, onları yenebilmeyi başarıyor.

Auggie ne kadar özel bir çocuk olmuş olsa da her insan kendi içinde özeldir aslında. Film de bu yüzden sadece Auggie'ye odaklanmamış; o hayatındaki bu yeni adımı atarken ablasının, okul arkadaşı Jack'in ve birçok farklı karakterin de davranışlarının nedenini harika bir uyumla aktarıyor izleyiciye.

Zaman zaman güldüren, zaman zaman birkaç damla gözyaşı akıtmanıza neden olan Mucize - Wonder filmi örneklerinin maalesef çok az olduğu çok keyifli ve sıcacık bir aile filmi. İçerisinde birçok ders barındıran ve her birinin aslında ne kadar da basit olduğunu gösteren filmde senaristinden, oyuncularına, yapımcısından kostümcüsüne herkese teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. 

2018 Oscar'larında en iyi makyaj kategorisinde aday olan film ödülü alabilir mi bilemiyorum ama benim gönlümde en iyi filmler listesine çok tan girdi.
Sİzlere de iyi seyirler dilerken film hakkındaki yorumlarınızı da merakla bekliyorum :)
Sevgiyle...

Blogger tarafından desteklenmektedir.