Salı, Nisan 08, 2014

Benim Dünyam

Benim Dünyam'la çok geç bulduk birbirimizi maalesef. O kadar çok yapmam gereken şey var ki hepsini sıraya koyuyorum. Bazen bazıları öne geçiyor diğerleri de arkada kalıyor haliyle. Benim Dünyam da arkada kalmıştı ne zamandır. Hatta birçok film var arkada kalan. Ne yapayım yetişemiyorum film sektörünün hızına. Benim Dünyam'la kavuştuk ama sonunda ve ben çok etkilendim. 

Minik Elacık küçücükken geçirdiği hastalık nedeniyle sağır ve kör kalır. Zorlu günler onu daha o ufak halindeyken yakalar taa ki Mahir Hoca karanlık dünyasına ışığı getirene kadar. 
Ela, o güne dek ailesinin nasıl davranacağını bilmediğinden, tam bir yaban hayatı içerisinde yaşamaktadır. Masaya oturmadan, tabaklardan elleriyle yemek yer. Kaybolduğunda bulunması için boynuna bir hayvan gibi zil takılmıştır. Tek bir şey öğrenememiştir hayattan. Artık bu durumdan bunalan babası da artık onu ruhsal hastalıklar hastanesine yatırmakta bulur fakat onun sadece eğitime ihtiyacı vardır. 
Mahir Hoca, en ufak şeyde annesine koşan Ela'yı eğitmeye karar verir ve onun her şeyiyle kendisi ilgilenmeye başlar. Ela ve Mahir Hoca'nın zamanla öyle güzel bir ilişkileri oluyor ki bazen baba-kız bazen arkadaş bazen de kardeş oluyorlar.  
Her ikisi de Ela'nın okuyup kendi ayakları üzerinde durabileceği zaman için sürekli çalışıp didiniyorlar ve bunlar olurken neler yaşanıyor neler. Ve ben zırıl zırıl ağlıyorum film boyunca. 
Evde bir filmi izlerken çok ağlarsam eğer "Aman iyi ki sinemada izlememişim. Rezil olacaktım yoksa." diyorum hep kendi kendime. Benim Dünyam da bu filmlerden biri oldu. Hatta pazar günü ev içinde şiş gözlerle dolandım onun yüzünden. Çok hüzünlüydü, çok dokunaklıydı. Herkesin oyunculuklarına bayılmakla beraber Uğur Yücel'in önünde saygıyla eğilmek istediğim doğrudur. Kendisine bir kere daha hayran oldum. 
Şimdi sıra orjinalini seyretmekte :) Evet, normalde önce o izlenir ama benim onu izlemeye niyetim yoktu aslında. Bunu izledikten sonra bir arkadaşımla birlikte izleme kararı aldık. 

İzlediğinizde benim kadar ağlamayın ama mutlaka izleyin. İzleyin ki bizim dertlerimiz dert, üzüntülerimiz üzüntü değil. Bir kere daha bakın etrafınıza, gökyüzüne, çiçeklere, hayvanlara ve sesleri dinleyin. Başınızı ağrıtan sesler bir melodi gibi gelsin kulağınıza. Keyifli seyirler dilerim.

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI