sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mucize - Wonder

YAZAR : Cuma, Şubat 23, 2018
Bir insanın a'dan z'ye her şeyini belirleyen genler, eksiklikleri-fazlalıkları ya da içerisinde bulundurdukları özelliklerle çeşitli hastalıklara da neden oluyorlar. Auggie Pullman da anne ve babasında bulunan bir genin bir araya gelmesi nedeniyle yüzünde deformasyon ile doğuyor. Yıllarca onlarca ameliyat geçirse de dış görünümü maalesef genelden farklı olduğundan hayat onun için oldukça zor başlıyor.

Muhteşem bir aileye sahip olan Auggie beşinci sınıfa dek annesinin öğretmenliğiyle evde eğitim görüyor ama artık annesi Isabel Auggie'nin hayata karışması, çocuklarla bir arada olması ve mümkünse acımasız hayatta ayakta kalabilmesinin zamanının geldiğini düşünüyor. 
İnsanlar çok acımasız bilirsiniz ama çocuklar hepsinden çok daha acımasız. Auggie, ailesinin korunaklı kabuğundan çıktığı anda birçok farklı zorlukla karşılaşıyor. Elinden geldiğince karşılaştığı tüm zorluklarda da dik durabilmeyi, onları yenebilmeyi başarıyor.

Auggie ne kadar özel bir çocuk olmuş olsa da her insan kendi içinde özeldir aslında. Film de bu yüzden sadece Auggie'ye odaklanmamış; o hayatındaki bu yeni adımı atarken ablasının, okul arkadaşı Jack'in ve birçok farklı karakterin de davranışlarının nedenini harika bir uyumla aktarıyor izleyiciye.

Zaman zaman güldüren, zaman zaman birkaç damla gözyaşı akıtmanıza neden olan Mucize - Wonder filmi örneklerinin maalesef çok az olduğu çok keyifli ve sıcacık bir aile filmi. İçerisinde birçok ders barındıran ve her birinin aslında ne kadar da basit olduğunu gösteren filmde senaristinden, oyuncularına, yapımcısından kostümcüsüne herkese teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. 

2018 Oscar'larında en iyi makyaj kategorisinde aday olan film ödülü alabilir mi bilemiyorum ama benim gönlümde en iyi filmler listesine çok tan girdi.
Sİzlere de iyi seyirler dilerken film hakkındaki yorumlarınızı da merakla bekliyorum :)
Sevgiyle...

Thor - Ragnarok

YAZAR : Pazartesi, Ekim 30, 2017
Marvel Studios; çizgi roman uyarlamalarında Thor - Ragnarok ile yepyeni bir dönem başlatmış. Filmin ilk saniyesinden son saniyesine dek ve hatta jenerik aktıktan sonra bile koltuklarınızdan kalkmak istemeyeceksiniz. Laf aramızda zaten kalkmayın bir Marvel Studios geleneği olarak sürpriz sahneler sizleri bekliyor olacak ;) Umuyorum yakalanan bu kalite sonraki filmlerde de devam eder ve biz sinema severler, yeni filmleri de, ağızlarımızın suyu aka aka izleriz. 

Yakışıklı mı yakışıklı oyuncu Chris Hemsworth'ün hayat verdiği Thor sıkışıp kaldığı bir gezegenden zor da olsa kurtulup Asgard'a döner ve hiç de ummadığı sahnelerle karşılaşır. Durumun saçmalığının çarçabuk farkına varınca babası kılığındakinin aslında üvey kardeşi Loki'den başkası olmadığını ortaya çıkarır. Birlikte Odin'i bulmaya giderler ve fakat Odin artık ölmeye hazırdır. Onlara son sözlerini söyler ve aralarından ayrılır. 

Odin gider gitmez ortaya çıkan Hela; ki ne Thor ne Loki ne de Asgard'dan herhangi biri kendisini hatırlamasa da, Odin'in ilk çocuğudur ve geçmişte, birlikte kainatın her karışını ele geçirmek için çalışmışlardır. İçindeki kötülüğün her geçen gün daha da arttığı Hela'yı zaptedebilmek için onu sürgüne gönderen Odin'dir ve o ölür ölmez karşı konulamaz gücüyle Hela kardeşlerinin karşısına dikilir.

Hikayenin ve tabii ki filmin girişini size kısaca böyle anlatmak istedim. Sadece bir Thor filmi olarak bırakılmamış olan filmde karşılaşacağınız tanıdık karakterlerle eminim sizler de en az benim kadar heyecanlanacaksınız. Görsel efektlerin muhteşem kalitesi sizde her kareyi saniye saniye izleyebilmek hissi uyandıracak. Sahnelere harikulade oturmuş müzikler hiç bitmesin isteyeceksiniz. Yakalanan tempo sizi öyle iyi içine alacak ki siz de savaşacak, dövüşecek, şaşıracak ve güleceksiniz.

Evet, Thor ve filmin bütünü bu kez içerisinde tam da kararında espriler barındırıyor. Böylece izleyici ve süper kahramanlar daha sıcak bir ilişki kurmuş olurken filmle de daha çok bağ kurmuş oluyoruz. 
Kendisine olan özel ilgim dolayısıyla Cate Blanchett'ı Hela karakteriyle görmek benim için en güzel sürprizlerden biriydi. Kendisini tıpkı (sürekli eleştiriliyor olsa da) Meryl Streep gibi başka başka karakterlerde görmeyi çok seviyorum. Her karakterin altından başarıyla kalkan oyuncu bu kez de kendisini fazlasıyla parlatmış.

Marvel Studios bu filmle bana geleceğe dair, izlerken bayılacağım filmlerin mesajını verdi. Sizler için de öyle olacağına emin olduğum Thor - Ragnarok için geç kalmayın. Sinemada izleyin ve hatta imkanınız varsa 4DX kalitesinde tamamen filmin içine girin. 
Şimdiden her birinize keyifli seyirler dilerken, yorumlarınızı da sabırsızlıkla bekliyorum.
Haydi yazın, konuşalım.
Sevgiler. 


Bu Dünyanın Dışında - The Space Between Us

YAZAR : Cuma, Eylül 29, 2017
Genelin dışına çıkayım ve bu kez farklı bir film yorumlayayım dedim. Bu Dünyanın Dışında - The Space Between Us Dünya ve Mars arasında yaşanmaya başlayan bir aşk hikayesi gibi görülse de aslında içerisinde çok farklı duyguları ve olayları da barındırıyor. 

Mars'ta kurulacak olan koloni için yola çıkan astronot grubundan Sarah Elliot'ın, Mars'ta göreve başladıktan bir süre sonra hamile olduğu farkedilir. Hamileliği belli bir grup dışındaki herkesten saklanır ve maalesef doğum esnasında da hayatını kaybeder. Sarah'nın oğlu Gardner Mars'taki ekip tarafından büyük bir gizlilik içerisinde büyütülür ve dünyadakiler için aslında hiç doğmamış olarak kabul edilmektedir. 

Olaylara Gardner açısından baktığımızda ise durumlar oldukça karışıktır. Kendisini dünyadan herkesin gitmek isteyeceği bu ortamda kapana kısılmış hisseden Gardner aynı zamanda babasının kim olduğunu öğrenmek de istemektedir. Aynı zamanda internetten Tulsa adında bir genç kızla da tanışmıştır. Günün birinde hem Tulsa ile tanışabilmek hem de babasını görmek için Dünya'ya gelir.

Fakat Mars'ta doğup büyümüş ve bütün vücudu o ortama uyum sağlamış biri olarak Dünya'da ciddi sağlık sorunları yaşamaya başlar. Bir yandan Tulsa ile babasını bulmaya çalışırken diğer yandan onu bir an önce Mars'a geri göndermek isteyen Nasa'nın da elinden kaçmaya çalışmaktadır.

Bu bitmek tükenmek bilmez kovalamaca içerisinde sorularına hiç ummadığı cevaplar alacak ve herkesin hayatı beklenmedik şekilde değişecektir.

Sizlerin de film hakkındaki yorumlarınızı merakla bekliyorum :) Umarım en az benim kadar keyif alarak izlemişsinizdir ya da izleyeceksinizdir. Sevgiyle...

Dangal

YAZAR : Pazartesi, Ağustos 28, 2017
Sizin oralarda da Dangal fırtınası esiyor mu? Benim burası çok rüzgarlı. Beni ittikçe itti Dangal'a doğru ve izledim sonunda. Hint filmlerine hep bir ön yargı besliyor olsam da izlemeye başladıktan sonra her şey geçiveriyor. Her şey oynat tuşunu basana kadar yani ;) Dangal için de öyle oldu.

Konunun güreş üzerinden gitmesine, bir babanın hayallerini kızları üzerinden gerçekleştirmeye çalışmasına rağmen harika bir hikaye. Bir oğlu olması ve onunla hayallerini gerçekleştirebilmek için elinden geleni yapan Mahavir tüm çabalarının karşılığını dört kız çocuğuna sahip olmakla alır. Tam da hayalini kurduğu şeyi gerçekleştiremeyeceğini düşünürken iki büyük kızının bir erkek çocuğunu güzelce dövdüğünü öğrenir. 

O gun Babita ve Geeta için hayatlarının dönüm noktası olmuş olur. Artık babaları onları güreşçi olarak yetiştirecektir. Kız çocuklarının daha doğdukları gün evlilik için eğitilmeye başlandığı Hindistan gibi bir ülkede kızlar yaşadıkları bölgenin alay konusu olurlar ve gerçekten çok ciddi sıkıntılar yaşarlar. 

Hiçbir şeye kulak asmayan Mahavir yılmadan ilerler, hedefine kilitlenmiştir. Ve hep hayalini kurduğu şeyi başarır. Kızlar ülkelerindeki en iyi dereceleri kazanırlar.
Hedeflere varmak için disiplinin ve doğru hamleleri yapmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan filmde bir de çok güzel bir baba-kız ilişkisi yaşanıyor. Duygusal sahnelerin yanısıra kıkır kıkır gülmenizi sağlayacak sahnelerin de olduğu film elbette ki eğlenceli Hint müzikleriyle daha da eğlenceli hale gelmiş. Keyifle izlediğimi söylemeliyim :)

Sizlerin de film hakkındaki yorumlarınızı merakla bekliyorum. İzlediniz mi? Sevdiniz mi? Haydi yazın, konuşalım :)
Sevgiyle...

Deha - Gifted

YAZAR : Cumartesi, Ağustos 19, 2017
Bir zekanın eksik olması bir de çok zeki olmak her zaman sorun teşkil eder bilirsiniz. Zeka eksikliği hayatınız boyunca aldatılmanıza, dalga geçilmenize, kullanılmanıza sebebiyet verirken çok zeki olmak ise bir deney objesine dönüşmenize neden olur. Dayısı tarafından büyütülen ve çok ama çok zeki olan Mary de bu çok zeki çocuklardan sadece biri.

Mary artık okul çağına gelmiştir ve dayısı da onu okula gönderecektir. Okulda öğretilecek olan birçok şeyi çok çok önceden öğrenmiş ve neredeyse üniversite seviyesinde bilgi kapasitesine sahip olmuştur. Frank başlarına gelebilecekleri bilse de, Mary'i okula gönderir. Çünkü onun arkadaşları olmasını, eğlenmesini, yaşına göre davranmasını istemektedir. 

Mary daha okuldaki ilk gününde farklı olduğunu gösterir ve öğretmeninin de dikkatli olması sonucu onu özel eğitim verilen bir okula gitmesi yönünde teşvik etmeye çalışırlar. Frank elinden geldiğince bu durumu geçiştirmeye çalışsa da olay sonunda Mary'nin büyükannesi Evelyn'e dek gider. Evelyn bir matematikçidir ve kendisini bir dönem bu yola adamıştır. Çocuklarını da bu yönde yetiştirmeye çalışmış olsa da işler istediği gibi ilerlemez.

Mary'nin annesi olan çok sevdiği kızı da çok ünlü bir matematikçidir ve hayatını bir formülün kanıtlanmasına adamıştır. Annesi daha küçükken kızındaki bu yeteneği farkedince onun herhangi başka bir şeye yönelmesine engel olur ve sadece matematikle uğraşmasını sağlar. Bilirsiniz ki her insan farklı yaratılmıştır. Birinin sahip olduğu hırs bir diğerinde olmaz ve Evelyn'nin de kızını fazla zorladığı anlaşılır.

Kardeşinin vasiyeti üzerine Mary'nin hayattan zevk almasını sağlamaya çalışan Frank de annesinin tekrar hayatlarına girmesiyle alt üst olur. Evelyn, Mary'i Frank'ten almaya çalışacak ve Mary'nin hayatını bambaşka bir yola sokmaya çalışacaktır. 

Bir dayı ve yeğen arasında olabilecek belki de en güzel ilişkiyi izleyeceğiniz Deha - Gifted, birçok farklı duygunuza temas edecek. Kızacak, üzülecek, gülecek, sevineceksiniz. Gözlerdeki o kocaman sevgiyi taa içinizde hissedecek ve bu filmi herkes izlesin isteyeceksiniz. Tıpkı benim gibi :)

Keyifli seyirler dilerim :)

Galaksinin Koruyucuları 2 - Guardians of The Galaxy 2

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 16, 2017
Galaksinin Koruyucuları sanıyorum ilk bölümüyle her birimizin gönlünü fetheden bir film olmuştu. Bizlerden çok farklı olmalarına rağmen bütün karakterlerle yakınlık kurmuş her birini çok sevmiştik. Hele Groot'la özel bir bağ oluşturanlardan biri de bendim :) Şimdi ikinci filmde sıra ve bence yine çok başarılılar.

Galaksinin bir nevi "ajan" ekibi olarak adlandırabileceğimiz ekibi parayı basan herkes için çalışıyor. O gezegenden bu gezegene giderlerken bu seferki işleri Sovereign gezegeni için oluyor. Gezegenin bataryasını çalan Nebula (Gamora'nın kız kardeşi)'yı alıp cezasını çekeceği yere götürmek üzere yola çıkıyorlar fakat bu kez de Rocket bir batarya çalıyor ve Sovereign'ın neredeyse tüm savaş gemileri ekibin üzerine saldırıyor. Tam da çok sıkıştıkları bir anda başka bir gemi onları kurtarıyor. İşte bu gemideki kişi Peter için çok büyük bir sürprizi barındırıyor. 

Onları kurtaran adam tanrısal güçlere sahip olan Ego'dur ve kendisi Peter'ın gerçek mi gerçek babasıdır. Peter yıllar sonra babasına kavuşmanın heyecanının yanı sıra onun bir de tanrısal güçlere sahip olduğunu öğrenince aklı başından gider ama ilerleyen zaman hiç de hayal ettiklerini karşılayacak nitelikte olmayacaktır.

Ekibin başına hiç umulmadık, karmakarışık olaylar gelir ve bir anda Yondu yardımlarına koşar. Gamora'nın kardeşi Nebula bile onlara yardım eder. Ego'nun bir nevi evcil hayvanı rolündeki Mantis de saf değiştirip Koruyucular'ın yanında yer alır. 

Baştan sona eğlence ve aksiyonun sürüp gittiği Galaksinin Koruyucuları filmi görselliğiyle ve elbette ki müzik seçimindeki kalitesiyle de hayran olunası cinsten. Türü sevenler için mutlaka izlenmesi gerekenlerden. Ve bir itiraf Baby Groot aşkım depreşti yeniden <3

Keyifli seyirler dilerim. 

Mumya - The Mummy

YAZAR : Perşembe, Haziran 22, 2017
Mısır'a olan özel ilgim nedeniyle bilmem kaçıncısı çekilen mumya filmlerinden birine daha gözüm kapalı gittim. Mısır coğrafyası ve muhteşem tarihi öyle sonsuz hikaye varyasyonlarına izin veriyor ki yine bir diğeriyle daha karşı karşıyayız. Lanetler, tanrılar, intikam, hırs ve büyük bir geri dönüş bekliyor bizleri.

Başka bir varis olmadığından Mısır tahtına geçecek olan Ahmanet abisinin başka bir kadından doğan çocuğu yüzünden tahta çıkma şansını kaybeder ve bu onda müthiş bir intikam duygusu uyandırır. Ölüm Tanrısı Seth'le işbirliğine girer ve abisi ve çocuğunu acımasızca öldürür. Tam Seth'i ete kemiğe büründürecek ayini yapmak üzereyken yakalanır ve tekrar dünyaya gelmesini engellemek amacıyla birçok önlem alınarak ve canlı canlı mumyalanarak gömülür.

Olaylardan yüzyıllar sonra bir askeri operasyon esnasında Nick Morton, eline geçirdiği bir not sayesinde Ahmanet'in hiç bulunmaması gereken mezarını bulur ve aksiyon başlar. Ahmanet'in mezarı incelenmek üzere bir uçağa yerleştirilir ve yola çıkılır ancak yolda hiç beklenmeyen şeyler yaşanır. Ahmanet, hedefine yol almaktadır. Amacı yüzyıllar önce ayin esnasında kullandığı hançeri ele geçirmek ve Seth'i dünyaya getirmektir.

Her mumya filminde izlediğimiz gibi insanlardan beslenerek yavaş yavaş kendi bedenine bürünür. Bir yandan da büyük bir kovalamaca yaşanmaktadır. Aslında Jenny Halsey tarafından aranan mezar onunla birlikte bir araştırma bölgesine getirilir. Ele geçirdikleri Ahmanet'i bir şekilde kontrolde tutmaya çalışmaktadırlar ancak Ahmanet kolay kolay pes etmeyecektir.

Görsel efektleriyle, mumyanın çekiciliğiyle ve benim Mısır aşkımla birleştiğinde güzel bir film olarak tanımlayabileceğim The Mummy - Mumya, aslında hikaye olarak oldukça vasat. Hele ki Russell Crowe'un bir anda Dr. Henry Jekyll'e dönüşmesi ve bir mumya filminin içinde bu karakterle karşılaşmak bana çok komik geldi. Sonrasında araştırmalarım sonucunda bu filmin bir "Dark Universe" projesinin ilk adımı olduğunu okusam da ne bileyim bence yine de komikti.

Mumya filmi severlerin hoşuna gideceğini düşündüğüm ama yine de büyük beklentiler beslememeleri gerektiğini eklemem gereken film için keyifli seyirler dilerim. Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Siz film için ne düşündünüz?

Karayip Korsanları: Salazar'ın İntikamı / Pirates of The Caribbean: Dead Men Tell No Tales

YAZAR : Çarşamba, Haziran 14, 2017
Karayip Korsanları serisi beşinci filmiyle vizyonda izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Salazar'ın İntikamı'yla bir kere daha beğenilerimize sunulan seri bizi çok şaşırtacak şeyler barındırmıyor olsa da hâlâ kendisini izlettiriyor hâlâ eğlendiriyor.

Bugüne kadar ki her filmiyle sevilerek izlenen Karayip Korsanları bu bölümüyle de gönülleri çeldi gibi. Henry Turner yıllarca süren araştırmaları sonucunda babası Will'i içine düştüğü lanetten nasıl kurtaracağını bulur ve bunun için yola çıkar. Laneti ortadan kaldırabilecek tek şey Poseidon'un üç çatallı mızrağıdır, onun yerini bulabilecek tek kişi ise Jack Sparrow.

Bir başka koldan da ilerleyen filmde güzel mi güzel ve akıllı mı akıllı Carina Smyth ile tanışıyoruz. Carina babasından ona kalan bir defterle yola düşüyor ve defterin ona işaret ettiği yere gitmek için elinden ne gelirse yapıyor. Bu yolda da yolu önce Henry ile sonra da dolayısıyla Jack ile kesişiyor. Bilimle yakından ilgilenen Carina defterdeki bilgileri kanıtladığında babasının hakettiği değeri bulacağına inanır.

Her şey aslında çok yolundayken Jack'in düşmanları bir bir sahneye çıkarlar. Kaptan Barbossa deniz üzerinde kurduğu hakimiyeti kaybetmemek için üç çatallı mızrağı onlardan önce ele geçirmek için çıkar yola, Kaptan Salazar ise Jack'in yaptığı büyük bir hata sonrasında onun peşine düşer. Denizler artık hiçbiri için güvenli değildir. Büyük bir savaş başlayacak, hiç umulmadık sürprizler yaşanacak ve üç çatallı mızrak kaderini yerine getirecektir.

Fantastik her filmde parlayan gözlerim serinin bu beşinci filmi ile de elbette keyifle parıldadı. Son dakikalarda ise hiç beklemediğim bir vuruşla gözlerim dolu dolu oldu. Jack'in biraz geri plana alındığı ve adeta bir yan karakter gibi desteklediği Salazar'ın İntikamı her duygunun dengeli bir şekilde verildiği bir film olmuş kanısındayım. Seriyi sevenlerin keyifle izleyeceği Karayip Korsanları: Salazar'ın İntikamı hakkında sizin görüşlerinizi de çok merak ediyorum. 
Haydi yazın konuşalım :) Sevgiler... 

Lion

YAZAR : Pazartesi, Haziran 05, 2017
Bu filmi izlerken kendimi dünyanın dengesizliğine kızarken buldum. Sonrasında her birimizin bunları seçerek geldiğini hatırlattım kendime. Ve elbette yaşamıyor olsak da karşılaştığımız, gördüğümüz, duyduğumuz her şey birer mesajdı bizim için. Lion, 5 yaşında, Hintli, küçücük bir çocuğun tren istasyonunda abisini beklerken bir trene binmesi ve orada uyuyakalmasıyla başlıyor. 

Hindistan'da ya çok zengin ya da çok fakirsinizdir ortası yok. Saroo da bu çok fakir ailelerden birinin çocuklarından bir tanesi. O da bir çocuk olan ama çalışmak zorunda olan abisiyle gittiği şehir merkezinde abisini beklerken uyuyakaldığı tren seferine başlayıp kilometrelerce uzakta, bambaşka bir şehirde duruyor. Küçük olduğundan yaşadığı yerin ismini bile tam olarak bilemeyen Saroo başlarda sokaklarda yaşamaya çalışıyor ama sokaklar çocuklar için çok tehlikeli. Sonunda evsiz çocukların bulunduğu bir yerde yaşamaya başlıyor ve yüzlerce çocuk arasındaki şanslı, o oluyor.  

Avustralyalı çift Sue ve John Brierly tarafından evlat edinilip, kendi ailesinde göremeyeceği olanaklara sahip olup başarılı bir eğitim hayatı geçiren Saroo hayatını yoluna sokarken aklında hep Hindistan'daki ailesini vardır. Ne kadar düşünüp dursa da yaşadıkları bölgenin ismini hatırlayamaz, aklında sadece bazı görüntüler dönüp durmaktadır. Bu görüntüler üzerinden yola çıkarak araştırmalara başlar. 

İşin bu kısmında çözüm elbette teknolojidedir. Aklında sürekli dönüp duran görüntüleri uydu görüntüleriyle, bölgeye ait fotoğraflarla, tren istasyonlarının bulunduğu yerlerle ve daha bir çok ortak noktayla karşılaştırmaya başlar. Ve sonunda, işini, aşkını ve onu büyüten aileyi bir kenara bırakmak pahasına her şeyden uzaklaştığı bir dönemde, aklındakilerle görüntülerdeki her şeyin uyduğu bir bölge bulur. 

Oraya varır varmaz, daha ilk adımlarında sanki yeniden, beş yaşındadır ve o sokaklarda koşturup durmaktadır. O sokaklarda yeniden yürüyebildiği anlarda tüylerinizin diken diken olmaması mümkün değil. Çok güzel ve çok iyi işlenmiş bir gerçek hayat uyarlaması olan Lion'ı izlemeyenlere ısrarla tavsiye etmekten başka çarem yok :) Keyifle, etkilenerek ve anlatmadığım daha bir çok sürprizleri izleyerek beni anın.
Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Sevgiler...

Gizli Sayılar - Hidden Figures

YAZAR : Perşembe, Haziran 01, 2017
Afro-Amerikalıların nedir bu Amerikalılardan çektikleri diye başlamak istiyorum söze. Sen git adamların topraklarını bas, yerleş sonra kölen yap. Ohh ne ala memleket! Sonra da her biri bu dünyada ben de varım diye kendisini ispat etmeye çalışsın dursun. Bir de bu karmaşık durumun daha beteri var. Ne mi? Kadın, Afro-Amerikalı olmak...

Günümüzde bile kadınların dünyadaki konumları büyük bir tartışma konusuyken Gizli Sayılar - Hidden Figures bizi alıp taa 1950lere götürüyor. Beyazlarla otobüste aynı koltuklara oturamayan, aynı tuvaletleri kullanamayan, aynı lokantalara farklı kapılardan girmek zorunda olan ve bu zorunlulukların sonu gelmeyen bir listeye sahip olan Afro-Amerikalılar'dan çok ama çok zeki üç kadın filmin konusu. 

Uzay araştırmalarına daha çok yeni başlamış bir Amerika, zeka düzeyi dönemin "çok zeki" erkeklerinden çok daha yüksekte olan Afro Amerikalı kadınlar ne kadar göz ardı edilseler, ne kadar dinlenmeseler ve ne kadar umursanmasalarda yılmadan, inatla kendilerini bu anlamsız güruha kanıtlıyorlar. Hem de ne kanıtlamak! Kapılarına yanaşamayacakları odalara birinci adam olarak giriyor, kimsenin çözemediği konularda danışılacak kişi oluyorlar.

O halde bu muhteşem üç kadını pes etmedikleri için alkışlamak gerekmez mi? Oscar serüveninde en severek izlediğim filmlerdendi Gizli Sayılar - Hidden Figures fakat maalesef kazanan olamadı. Olsun,  Katherine G. Johnson, Dorothy Vaughan ve Mary Jackson'la bizi tanıştırarak çok daha önemli bir işi başardılar.

Siz de izleyin ve içinizdeki gizli gücü çıkarın ortaya ;) 
Yorumlarınızı bekliyorum, kocaman sevgilerimle...

Blogger tarafından desteklenmektedir.