Perşembe, Nisan 03, 2014

Mardin

Uzun süre ara verdiğim seyahat yazılarıma Mardin'le devam ediyorum. Mardin Gap Turu'muz içerisinde bir an önce gitmek istediğim, giderken de çok heyecanlandığım bir durağımızdı. Beklediğimi bulabildiğimi söyleyemeyeceğim çünkü gezi programımız dolayısıyla bayram tatiline denk gelmiştik. Dolayısıyla şehirde yaşam normal seyrinin çok dışındaydı. Bu yüzden Mardin'e bir kere daha gitmeyi çok istiyorum. Rahat rahat gezebilmek, yemeklerinin tadına acelem olmadan bakmak istiyorum. Pazarında bütün dükkanlar açıkken gezebilmek, insanlarını normal hayat akışı içerisinde izleyebilmek istiyorum.
Kasımiye Medresesi girişi
Tüm seyahat yazılarımda olduğu gibi bol resimli bir postla karşı karşıyasınız. Aman bu ne kadar resim demeyin :) Resim çekmeyi çok severim ve yüzlerce resim içerisinden ayıklayıp sizlere sunduğum bu resimleri umarım beğenirsiniz. Mardin'deki ilk durağımız şehrin yüksek bir noktasında konumlanmış Kasımiye Medresesi oldu. Bu medrese 15. yüzyılda Akkoyunlu Hükümdarı Kasım Bey tarafından yaptırılmış. Bu medreseyi yaptıran Kasım Paşa'nın yine bu medrese içerisinde öldürüldüğü
ve kanının da medrese duvarlarına şıçradığı. Kan izlerinin de günümüze dek kaldığını rivayet ediyorlar. Ben göremedim fakat efsaneler hep bir gerçeğe parmak basar bilirsiniz.
Kasımiye Medresesi içerisinde bir kapı
Medrese içerisindeki insan boyundan oldukça küçük yapılmış olan bu kapılar, medrese öğrencilerinin içeriye girerken hocalarına ister istemez bir saygı hareketinde bulunmalarını sağlamak amacıyla yapılmış.
Kasımiye Medresesi içerisindeki hayatı temsil eden havuz.
Medrese içerisindeki avluda bulunan bu havuz ise bizleri temsil eden bir semboldür aslında. O civarda örneklerine sıkça rastlayabileceğiniz bu havuzlar insan yaşamını temsil etmek amacıyla yapılmışlar. Suyun çıktığı nokta doğum olarak kabul ediliyor ve hayatın evrelerini temsil edecek şekilde devam ediyor. Suyun en hareketli olduğu havuzlar çocukluk olarak simgeleniyor. Gördüğünüz o kocaman havuz gençlik yıllarını temsil eder. Bizler için en uzun geçirdiğimiz, hiç bitmesin istediğimiz dönemdir bu fakat her zaman olduğu gibi bunun da bir sonu vardır. Bu incecik kanala geldiğimizde yaşlılık evresine gireriz ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz mutlak sona ulaşırız. Suyun toplandığı artık göremediğimiz kısım ise mahşer yeri olarak adlandırılabilir. Bu hikaye burada son bulmaz tabii. Su eninde sonunda Mezopotamya Ova'sına ulaşır ve orada başka bir cana can verir. Medresedeki bu havuz inanışlara böyle yansımıştır.
Kasımiye Medresesi'nden Mezopotamya
 Medreseden belki de sonsuza dek izleyebileceğiniz, uçsuz bucaksız bir Mezopotamya manzarası sizi içine içine çekiyor.
Kasımiye Medresesi içerisinden bir fotoğraf
Boş yakalayabilmek için uzun süre beklediğim ve rehbere koşarak yetişmek zorunda kaldığım fotoğrafımı koymasam olmazdı ;)
Mardin Kalesi
 Kasımiye Medresesi çıkışı her şehirde olduğu gibi acelemiz vardı. Giderken sağlam bir turla gidin buralara çünkü bizler için öğle yemeği rezervasyonu yapılmadığından tabiri caizse dımdızlak ortada kalmıştık. Bayram zamanı da olunca girdiğimiz her yer 1-2 saatten önce servis açamayacaklarını söylediler. Bizler de koştur koştur güzel yemek yiyebileceğimiz bir lokanta arayışına düştük.
Bağdadi Restaurant'ta yemek
Ve bu muhteşem mekanı tamamen şans eseri bulduk. Yol kenarında oturan Mardinliler sağ olsunlar, onlar gönderdi bizi buraya. Gezi grubumuzun bir bölümüyle bu muhteşem, bize özel odayı yakaladık ve tadına doyulmaz Mardin yemeklerinin tadına baktık.
Bağdadi Restaurant'ta ayran sunumu
Tatların yanı sıra sunumlarının da hayranlık uyandırıcı olduğunu söylemeliyim. Bir daha gitsem yerini bulurum herhalde ama inanın adını bile hatırlayamıyorum şu an. Çok da güzel bir manzarası vardı fakat aceleden onu bile çekememişim. Evet, Mardin'e bir kere daha gitmek şart oldu. Sizce de öyle değil mi?
Bağdadi Restaurant'ta yemek sunumu

Mardin Müzesi dışarıdan
Yemekler yenilip karınlar doyurulduktan sonra ilk durağımız Mardin Müzesiydi. İçeriden çektiğim resimleri buraya koyamadım çünkü hem oldukça çoklar hem de post müze gezisine dönebilir. Gittiğinizde birbirinden güzel tarihi eserlerimizi görebileceğinizi söyleyebilirim sadece.
Mardin güvercinler
Müze avlusunda Mardin'in önemli unsurlarından güvercinleri görmek bizler için oldukça eğlendiriciydi. İçeriye adım atmamızla avluya salınan diğer canlılar da yemek konusunda yaşadığımız sorunu bir nebze unutturdu bizlere.
Mardin Ulu Cami
Ulu Cami'si olmayan şehir olur mu hiç? Olmaz tabii ki. İşte Mardin'in Ulu Camii'si. Taş yapılara hayran olan ben haliyle buraya da hayran kaldım. Mardin'in en eski camisi olan ucu cami günümüzde birçok bölümünü kaybetmiş olsa da yapıldığı dönemde oldukça büyük bir alana sahip olmuştur.
Mardin, Ulu Cami minaresi

Mardin
Mardin'in eski yapılarına, yemeklerine ve birçok farklı kültürün harmanlanıp oluşturduğu kültürüne hayran olmamak elde değil. Eski yapıları çok daha fazla görmek isterdim bu da bir turist olarak fikrim. Eski Mardin olarak gezdirilen bölgedeki tüm yapılar o şekilde olmalı bence. Tıpkı Kapadokya yöresinde olduğu gibi. Muhteşem manzarayı bozan yapılar oldukça fazla çünkü. Ve bu durum etrafa hayran hayran bakarken bütün konsantrasyonunuzu bozuyor.
Mardin'den manzara
 Tabii bu manzaraya da hayran olmayacak tek bir insanı olacağını zannetmiyorum.
İçeriden Sıtti Radviye ( Hatuniyye) Medresesi
Mardin içerisindeki turumuzda sıra Sıtti Radviye (Hatuniyye) Medresesi'ne sıra gelmişti ve o yöne doğru yol almaya başlamıştık. Bir yandan yürüyüp bir yandan rehberi kaybetmemeye çalışıyor bir de geçtiğimiz yerleri incelemeye çalışıyorduk. Turist olmak ne zor iş kardeşim ;) Derken resimde gördüğünüz bızdık kızlar yolumuzu kesti. Havasından mı suyundan mı demeyin. Çocuklar her gün turist gördüğünden birer yerel rehber haline gelmişler Gap bölgesinde. Başladılar bizim rehbere Mardin'i anlatmaya. Herkes kızları çok sevince de Sıtti Radviye Medresesi'ni bizlere bu kızlar gezdirdi. Medrese içerisindeki her oymanın bir anlamı var. Oyuğun içine girip konuştuğunuzda herkes sizi duyabiliyorken, bir adım çıkınca gizli saklı konuşabiliyorsunuz. Bu tip özel mimari detayların ardından tüm gün koşturmaktan helak olan grup kendini otele zor attı desem yeridir.
Mardin'den gece manzarası
Otelimiz maalesef o dönemde hizmette olmayan, dar Mardin sokaklarından yönümüzü zor bulduğumuz labirent gibi bir yolun sonundaydı. Burada da tur şirketinin kazığını yedik. Sadece bizim grup için açılan otele çalışan olarak da tek bir kişi vermişlerdi. Neyse ki çok sempatik ve esprili biriydi ki sorun çıkmadan imece usulü işlerimizi hallederek o geceyi de bitirdik.

Nar ağacı, Mardin
Odamızdan çıkar çıkmaz bize günaydın diyen bu nar ağacını fotoğraflamamamak bir de sizlere göstermemek olmazdı.
Eski Mardin
Mardin'e bu manzarayı izleyerek veda ettik. Eski her zaman yeniye göre daha güzel oluyor. Peki bizdeki bu yeni merakı neden ortaya çıkıyor? Ben bu soruyu hiç cevaplayamıyorum. Cevaplayan varda beni aydınlatsın istiyorum.
Kasımiye Medresesi'nde ben
Bu resim bana Mardin'den kalan... Arkama koca Mezopotamya'yı almışım, hayatı; suyun akışıyla sembolize etmiş insanların eserlerine karşı bir fotoğraf çektirmişim. Hiç unutmayacağım anlardan birini böylece belgelemişim. Mardin ülkemizin gezilip görülmesi gereken en önemli noktalarından biri. Gitmekte gecikmeyin ve planlarınızı ertelemeyin. Tekrar tekrar gitmek isteyeceksiniz.
Diğer Gap Turu yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz.

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI