Pazartesi, Şubat 23, 2015

I Origins - Kök

Herkese merhaba,
Bugün, önce blog dünyasında sonra da gerçek hayatta çok sevdiğim arkadaşım olan Sinem ve benim için önemli bir gün :) Bir süre önce bir karar aldık ve her ay bir film ve kitap üzerine yazılar yazalım istedik. Birtakım gecikmelerden bugüne kalmış olsa da, bundan sonra her ay ortak bir film ve/veya kitap hakkında yazılar yazıp düşüncelerimizi sizinle paylaşmayı planlıyoruz.
Aslında bu çalışmamızın bir diğer nedeni ise, ikimizin de kitapları ve sinemayı çok sevmemiz, bir o kadar da yazmaya tutkun olmamız. Neden bizde iz bırakan eserleri bloğumuzun tarihine de eklemeyelim ki, dedik ve bir adım attık. Umarım siz de keyif alırsınız. Bu açıdan Sinem'e bu projeye sahip çıkması ve bana duyduğu güven için de çok teşekkür ederim.
Der Yeliz. Dediği gibi projesinden bahsedince hadi yapalım diyerek balıklama atladım :) Lakin araya bir sürü şey girdi tarih taa bugüne dayandı geldi. Bundan böyle Yeliz'in de söylediği gibi ya bir film ya da bir kitabı ortak olarak izleyerek ya da okuyarak sizlerle paylaşıcaz. Bunun en ayırt edici yanı ise aynı şeyi iki farklı bakış açısıyla görecek olmanız olacak. Umarım bu proje bizim kadar sizi de heyecanlandırır.
***
İzlediğinizde aklınızda binbir soruyla oturup kalacağınız bir film var sırada. I Origins size kabullendiğiniz birçok şeyi sorgulatacak. Dünyada net yanıt bulamadığınız soruları bir kez daha sormanıza neden olacak çok ilgi çekici bir film. Bakalım sizlerin yorumları ne olacak?

Gözler
Bu gezegende yaşayan her insanın, kendine özgü, eşsiz bir çift gözü vardır.
diyerek başlıyor film. Bir bilim adamı kendisini gözlere adamış. Yüzlerce kişinin gözlerini fotoğraf makinesi ile çekip arşivlemiş. Her göz, tıpkı parmak izleri gibi kendine özgü özellikler taşımaktaymış. Ve Ian da bunlara delicesine takıntılıymış.
Katıldığı bir cadılar bayramı partisinde, sadece gözlerini görebildiği bir kızı takıntı haline getirip inanılmaz tesadüfler serisi sonunda onu bulur ve aralarında büyük bir aşk başlar. Ian sadece kanıtlanmış gerçeklere inanırken, Sofi ise kadere, ruhani şeylere inanmaktadır.

-Solucanların kaç duyusu var?
-2 tane.
-Yani görmeden ya da ışığın ne demek olduğunu bile bilmeden yaşayabiliyorlar değil mi? Işık kavramı onlar için düşünülemez.
-Evet.
-Ama biz insanlar ışığın varlığını, her yerde olduğunu, üzerimizde olduğunu biliyoruz. Onlar hissedemiyorlar ama küçücük bir mutasyonla bunu başarabiliyorlar değil mi? 
-Doğru.
-Peki doktor göz, belki de bazı insanlar, çok nadir insanlar başka bir duyu için mutasyon geçirmişlerdir. Ruhani duyular. Tanrının üzerimizde olduğunu, her yerde olduğunu algılayabiliyoruzdur. Tıpkı solucanların üzerindeki ışık gibi.

Ian'ın üniversitedeki hayatında ise laboratuvarına yeni gelen öğrenci Karen sayesinde hareketlenmeler yaşanmaktadır. Hiç gözü olmayan ama PAX6 genini bulunduran bir canlı bulup onda "göz" ya da "görme" duyusunu canlandıracaklardır.
Aşkı da işi de yolunda hatta çok çok yolunda giderken Sofi hiç ama hiç tahmin edilemeyecek bir kaza sonucu hayatını kaybeder, Ian ise bu durumdan dolayı kendini. Onu bu depresif ve uçurumun ucundaki hayattan Karen kurtarır. Hiç gözü olmayan bir canlıda görme duyusunu oluşturmuşlardır.
Yıllar geçer, Ian ve Karen evlenir ve bir çocukları olur. Belki de mutluluklarının zirvesini yaşarlarken çocuklarının doğduğu hastaneden bir telefon gelir. Onu bir teste tabi tutmaları gerekmektedir. Ian ve Karen çocuklarının tutulduğu testten hiçbir şey anlayamadıklarından ona gösterilen resimleri araştırmaya başlarlar ve resimlerin tek bir kişiyi işaret ettiğini fark ederler. Şimdi bu inanılmaz durumun sadece bir tesadüf mü yoksa inanması zor bir gerçek mi olduğunu araştırmaya gelmiştir sıra.
İris biyometrisi ile kayda geçen gözlere ulaşabilen bir arkadaşları sayesinde ölen yakınlarının gözlerine sahip başkaları olup olmadığını araştırmaya başlarlar ve taa Hindistan'daki bir kız çocuğunun Sofi'yle aynı gözlere sahip olduğu ortaya çıkar. Karen'ın ısrarlarıyla Ian bu kızı bulmak ve benzer bir testi ona yapmak için Hindistan'a doğru yola çıkar.
Karen, "Gözler ve beyin birbiriyle bağlantılı. Eğer gözdeki hücresel yapı kişiden kişiye yineleniyorsa belki beyindeki bir şey de taşınılıyor olabilir. Nörolojik bir bağlantı gibi. Belki de gözler gerçekten ruhu yansıtan birer penceredirler." der ve bilimle uğraşan bir insan olarak ruhani dünyayla ilgili ilk yaklaşımını ortaya koyar.
Ian, Hindistan'da tanıştığı Priya ile birlikte adının Salomina olduğunu öğrendiği küçük kızı aramaya koyulur. Priya'nın da şaşkınlıkla karşıladığı bu tesadüf diğer taraftan da çok ilgisini çekmiştir.

Biliyor musun, bir bilim adamı Dalai Lama'ya eğer bilimsel bir şey senin inancınla çelişirse ne yaparsın diye sorar. Dalai Lama uzunca bir süre düşünür ve "Tüm kağıtlara bakardım, tüm araştırmalara göz atardım ve o şeyleri gerçekten anlamaya çalışırdım. En sonunda bilimsel kanıt eğer o kadar bariz ise ve ruhsal inançlarımı yıkıyorsa inançlarımı değiştirirdim." der. 
Priya bu sözleri Ian'a tanrıya inanıp inanmadığını sorduktan hemen sonra anlatır.
Ian ve Salomina'nın yaşadığı deneyimi anlatmak istemiyorum tamamen sizlere kalsın. Heyecanla izleyin. Fakat film bitince sakın kapatmayın. Son görüntüler bakalım kanınızı mı donduracak yoksa heyecanlandıracak mı?
I Origins - Kök aklınızı çokça karıştırırken kendinizi sorgulayacağınız bir film olarak hafızalarınızda yer edecek. Bu filmi izleyerek belki farklı bir bakış açısı kazanacak belki de tüm düşüncelerinizi değiştireceksiniz. Mutlaka izlemeniz gerekenler kategorisine koyduğum I Origins için keyifli seyirler dilerim :)
I Origins için Yeliz'in yorumlarını okumak isteyenler için tık tık lütfen :)

8 yorum:

  1. Süper Sinem, harika anlatmışsın :)
    Ellerine, gözlerine sağlık :)
    Gelecek filmler kitaplar için çok heyecanlıyım ❤️❤️❤️❤️❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben deee :) Sana da yazdım ama başlangıcımız çok iyi oldu. Gerçekten farklı anlatımlar yapmışız. Yine aferin bize ;)

      Sil
  2. Harikasın iz kızlar elinize yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiz :) Güzel bir işe adım attık. Sizlerin de desteğiyle devam ederiz biz ;)

      Sil
  3. Sinemciğim paylaşım için teşekkürler ''I Origins'' benimde beğendiğim güzel bir filmdi ve çok güzel bir fikir olmuş her ikinize de kolaylıklar diliyorum. Sinema üzerine yazan bloggerlar hep olsun ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Alpercim :) Kendi çapımızda yazıyoruz işte :P

      Sil
  4. Anlatımın gerçekten çok etkileyici ve birebir olmuş. Uzun süre aklımdan çıkmayAcak özel bir film...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de günlerce etkisi altında kalmıştım. Böylesine etkilendiğim filmleri bir başka anlatıyorum galiba ;) Teşekkür ederim.

      Sil

Copyright © 2015 HER ŞEYDEN KONUŞMALI