dev patel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dev patel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hint Filmleri Festivali - Lion

YAZAR : Perşembe, Ekim 12, 2017
Sıkı takipçilerim belki hatırlarlar Lion'ı ilk izlediğimde de bu sayfalarda yorumlamıştım. Ama şimdi Hint Filmleri Festivali için yeniden izledim ve belki de bu kez farklı bir açıdan bakıp farklı bir yorum yapabilirim :)

Lion'da Hintli küçücük bir çocuğun, Saroo'nun, inanılmaz kayboluşunu izliyoruz. Şanslı mı yoksa şanssız mı demeli onun için hiç karar veremiyorum çünkü biricik annesinden çok talihsiz bir olay sonucunda ayrı düşüyor ama harika bir ailenin içerisinde, Hindistan'da kalsa hayal bile edemeyeceği imkanlarla büyüyor. 

Ailesinden, ne şekilde olursa olsun, uzak kalmak zorunda kalan her çocukta olduğu gibi Saroo da belli bir yaşa, belli bir olgunluğa eriştiğinde gerçek ailesini, evini aramak için harekete geçiyor. Bu noktada durup onu büyüten anneye bakmamız, onun hissettiklerini anlayamasak da hayal etmemiz gerektiğini düşünüyorum. 5 yaşında küçücük bir çocuktan, iyi eğitimli, ahlaklı ve daha birçok iyi huya sahip bir insan yetiştiren anne üzerine titrediği çocuğunun gerçek annesini aradığını öğrendiğinde sizce neler hisseder?

Bunun doğru olan olduğunu bile bile taa kalbinin en içinde büyük bir yıkım yaşadıklarını düşünüyorum. "Ben ona yetemedim de mi onu arıyor?" sorusunu kendilerine onlarca defa sorduklarını düşünüyorum benzeri durum yaşayan tüm annelerin. Çünkü kolay değil, sevgi hele böylesi büyük bir özveri içeren sevgi aynı şekilde sevilmek ister. 

Ne var ki gerçek ailelerini aramak her çocuğun en büyük hakkıdır da. 
Bizlere evimizi, ailemizi, doğduğumuz yerleri hatırlatanlar da sadece insanlar değildir. Kokular, mekanlar, objeler, sesler ve daha onlarca değişken birden bizi o özlemini duyduğumuz ana götürebilir. Saroo da onu bu yola sokan birçok değişkeni farklı zamanlarda görerek, hissederek, hayatına alarak doğduğu yere, evine, annesine her geçen gün daha da çok yaklaşıyor.

Birbirini yıllarca arayan, başlarına onlarca şey gelen ve yıllar sonra karşılaşan bu anne oğulun buluşması ise en yürek burkan sahne olurken bence en umut dolu sahnelerden de biri. Neden mi? 5 yaşında, nereye gittiğini bile bilmeden ortalardan kaybolan ve bambaşka bir ülkede büyüyen bir çocuğun evini bulabilmesi ihtimali ne kadardır ki? Çok az değil mi? 

Gerçek bir hikayeden uyarlanan film Lion bana bu kez imkansız gibi görünen birçok şeyin olabilme ihtimali olduğunu anlattı. İhtimal beni umuda, umutsa kocaman bir sevince doğru yol aldı. O halde mutlu olmamak niye?
Lion'ı izleyin, izleyin ki sizlerin de içinde kocaman umut tomurcukları yeşersin.
Keyifli seyirler...

Şimdi sıra bambaşka bir bakış açısıyla Lion için Yeliz'in bakış açısına bakmakta tık tık lütfen :)

İlk Lion yorumlamam için tık tık lütfen.

Lion

YAZAR : Pazartesi, Haziran 05, 2017
Bu filmi izlerken kendimi dünyanın dengesizliğine kızarken buldum. Sonrasında her birimizin bunları seçerek geldiğini hatırlattım kendime. Ve elbette yaşamıyor olsak da karşılaştığımız, gördüğümüz, duyduğumuz her şey birer mesajdı bizim için. Lion, 5 yaşında, Hintli, küçücük bir çocuğun tren istasyonunda abisini beklerken bir trene binmesi ve orada uyuyakalmasıyla başlıyor. 

Hindistan'da ya çok zengin ya da çok fakirsinizdir ortası yok. Saroo da bu çok fakir ailelerden birinin çocuklarından bir tanesi. O da bir çocuk olan ama çalışmak zorunda olan abisiyle gittiği şehir merkezinde abisini beklerken uyuyakaldığı tren seferine başlayıp kilometrelerce uzakta, bambaşka bir şehirde duruyor. Küçük olduğundan yaşadığı yerin ismini bile tam olarak bilemeyen Saroo başlarda sokaklarda yaşamaya çalışıyor ama sokaklar çocuklar için çok tehlikeli. Sonunda evsiz çocukların bulunduğu bir yerde yaşamaya başlıyor ve yüzlerce çocuk arasındaki şanslı, o oluyor.  

Avustralyalı çift Sue ve John Brierly tarafından evlat edinilip, kendi ailesinde göremeyeceği olanaklara sahip olup başarılı bir eğitim hayatı geçiren Saroo hayatını yoluna sokarken aklında hep Hindistan'daki ailesini vardır. Ne kadar düşünüp dursa da yaşadıkları bölgenin ismini hatırlayamaz, aklında sadece bazı görüntüler dönüp durmaktadır. Bu görüntüler üzerinden yola çıkarak araştırmalara başlar. 

İşin bu kısmında çözüm elbette teknolojidedir. Aklında sürekli dönüp duran görüntüleri uydu görüntüleriyle, bölgeye ait fotoğraflarla, tren istasyonlarının bulunduğu yerlerle ve daha bir çok ortak noktayla karşılaştırmaya başlar. Ve sonunda, işini, aşkını ve onu büyüten aileyi bir kenara bırakmak pahasına her şeyden uzaklaştığı bir dönemde, aklındakilerle görüntülerdeki her şeyin uyduğu bir bölge bulur. 

Oraya varır varmaz, daha ilk adımlarında sanki yeniden, beş yaşındadır ve o sokaklarda koşturup durmaktadır. O sokaklarda yeniden yürüyebildiği anlarda tüylerinizin diken diken olmaması mümkün değil. Çok güzel ve çok iyi işlenmiş bir gerçek hayat uyarlaması olan Lion'ı izlemeyenlere ısrarla tavsiye etmekten başka çarem yok :) Keyifle, etkilenerek ve anlatmadığım daha bir çok sürprizleri izleyerek beni anın.
Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Sevgiler...

Marigold Otelinde Hayatımın Tatili

YAZAR : Cuma, Eylül 09, 2016
Büyük isimleri bir araya getiren The Best Exotic Marigold Otel - Marigold Oteli'nde Hayatımın Tatili, hayatlarının dönüm noktasında büyük bir karar verip İngiltere'den Hindistan'a giden bir grup İngiliz'i konu alıyor.

Sonsuzluk Teorisi - The Man Who Knew Infinity

YAZAR : Çarşamba, Eylül 07, 2016
Bir insan nasıl dahi olur? Bu doğuştan mıdır? Doğduğu ülkeye mi bağlıdır yoksa ailesinin zenginliğine mi? Yoksa her şey içerisindeki ruhta mı gizlidir? Bir insan dahi olduğunda kendisini nasıl kabul ettirir? Sağlığını yitirerek mi?

İçimizdeki Yol - The Road Within

YAZAR : Cuma, Eylül 02, 2016
Bir Tourette sendromlu, bir anoreksik ve bir obsesif kompulsif bir klinikten hem de kliniğin sahibinin arabasıyla kaçarlarsa ne olur? The Road Within - İçimizdeki Yol olur elbette :)
Blogger tarafından desteklenmektedir.